GÜRCÜLER ACARALILAR VE TÜRKİYE
|
|
Sarp
sınır kapısının açılmasından sonra, Türkiye'de yaşayan ve bu vatanın asil
evlatları olan bazı insanlar üzerinde çeşitli oyunlar oynanmaya çalışılıyor.
Bunların başında da "Gürcü" olarak anılan, Artvin, Ardahan ve diğer
yörelerimizde dağınık olarak yaşayan Müslüman kardeşlerimiz gelmektedir. Bu
yazıda istismara yönelen olumsuz propagandalara karşı, konu hakkında uzman
olan ve kendisi de bizzat Ardahan'lı olan Yunus Zeyrek'in "Gürcistan,
Acaristan ve Türkiye" adlı kitabına dayanarak sağlıklı bilgiler sunmaya
çalışacağız. Gürcistan'da
yaşayan Kartvel, Ahaz, Oset, Megrel, Svan, Laz, Acar ve Borçalı Türkleri'nin
hepsine şamil olmak üzere kullanılan "Gürcü" tabiri doğru bir
tanımlama değildir. Bugün Gürcistan'ın yönetimini elinde bulunduran ve Tiflis
bölgesinde yoğun olarak yaşayan Kartvellerle, Batum bölgesinde yaşayan
Acaralar arasında bir menşe birliği yoktur. Gürcü
kelimesi, Çoruh boylarının Asya menşeli halkı olan Kulki/Kolhid adından
çıkmış, tamamıyla coğrafi ve mezhebi (Ortodoks) bir tanımlama olarak kullanılmıştır.
Gürcistan'a hakim olan Kartveller ise kendileri için Gürcü kelimesini
kullanmamışlardır. Ancak Ortodoks Hıristiyanlıktan gelen ve Aziz Giorgi'ye
dayanan Gürcü kelimesini, kendileri Ortodoks Hıristiyan olan Kartvellerin
kullanmaya hakları olmadığını söyleyemeyiz. Öyle ise Müslüman olan Acara
halkı için, onları Kartvellerden ayırmak üzere Acaralılar veya Acarlar
kelimesini kullanmak gerekir. Türkiye'de yaşayan ve Gürcü olarak anılan
vatandaşlarımız da Kartvellerle değil Acaralarla akrabadırlar. Acara
halkını Tiflis Kartvellerinin akrabası olarak gösteren yaklaşımlar tarihi
hakikatlere aykırıdır. Kartli halkını teşkil eden Kartveller Acaralıları
kendilerinden görmemekte ve onlara "Tatar" demektedirler. Zaten bu
ülke asırlarca Orbelli, Hazar, Bagratlı ve Kıpçak gibi Hıristiyan Türk kavim
ve boyları tarafından idare edilmiştir. Geçmişte Ahıska ve bugünkü Posof
ilçesinin eski merkezi olan Cak kalesini merkez edinerek beylik kuran Cak
sülalesinin Kıpçak sülalesinden olduğunda da şüphe yoktur. Türkiye'de
"Gürcü" denilen insanların tamamı Acara göçmenleridir. Ülkemizde
Tiflis Kartli'den gelen ve kendine Gürcü diyen bir nüfus yoktur. Acara halkı
ise Kartvel değildir. Aslında XII.yüzyılda kuzeyden gelen Kıpçak ailelerinden
olup, sırf Hıristiyan olduğu için kendilerine Gürcü denilen ve Gürcistan
devlet idaresine nüfuz eden ailelere mensup insanlara Gürcü denmesi de doğru
değildir. Onlar Ahıska ve çevresinde beylik kuran ve Hopa, Yusufeli, Tortum,
Pasinler ve Ani'yi de sınırları içinde bulunduran Cak sülalesindendir. Artvin,
Murgul, Şavşat ve Posof gibi yerlerin halkı Kıpçak şivesi ile gayet temiz bir
Türkçe konuşurlar. Gürcüce bilmezler. Bu halkın konuştuğu dilin Anadolu
Türkçesinin Ahıska şivesi olduğunu, Gürcü Türkologu S.Cikiya, 1936 yılında
açıkça ifade etmiştir. (İ.B.Kazımov, Mesxet Türklerinin Dili) Ondan önce de,
yine ünlü bir Gürcü bilgini N.Marr, Ahıska Türkçesiyle ilgili iğncelemelerde
bulunmuş, "Gürcistan'da Gürcüler, Firenkler ve diğer milletler bu dille
konuşur" demiştir. (Aynı makale). İşte Artvin Şavşat ve Posof'lular bu
dili konuşmaktadırlar. Bu ifade kendisi de bizzat Posof'lu olan Yunus
Zeyrek'e aittir. Acara'da
da halkın çoğunluğu Türkçe konuşmaktadır. 1921 yılında Moskova dönüşü Batum'a
uğrayan Dr. Rıza Nur, "Bizde Acaralılara Gürcü derler. Burada bunlara
Gürcü deseniz size kurşun atarlar" demiştir. (Atlas, Aralık 1997). Gürcistan'ın
propagandası ile kurnazca bir izahla Laz=Megrel, Megrel=Gürcü, Gürcü=Kartvel
şeklinde bağlantılar kurulmaya çalışılmaktadır. Halbuki, Gürcü dil
bilginlerinden meşhur Marr, Lazca'yı Megrel dilinden tamamiıyla ayrı,
müstakil bir dil olarak kabul etmiştir. Dil yakınlığı bahanesiyle Lazları
Gürcü saymak isteyen iddialar Marr gibi yetkili bir Gürcü aliminin kanaatine
tamamen aykırıdır. Lazlar kendilerine sadece "Laz" derken, Gürcüler
onlara "Çan" derler. (Çanarlar boyundan geliyor olmalı...) Lazların
yaşadığı bölgeye de Gürcüler "Çanet" demektedirler. Bar
ve horon özbeöz Türk halk oyunlarıdır. Bu oyunların nağmelerini seslendiren
tulum, kemençe,, kaval, düdük, çöğür, davul ve zurna gibi aletler tarihi Türk
çalgılarıdır. (Prof.Bahaeddin Öğel, Türk Kültür Tarihine Giriş). Bu isimlerin
imlasını bozup; duduki, çonguri, davuli şeklinde eğip bükerek yapılan
propagandalar bu çalgıların Gürcistan çalgısı olmalarına yetmez. "Horon"un
da bir Türk oyunu olduğunda şüphe yoktur. Horon adı, topluluk, yığın
anlamındadır Ot horonu, buğday horonu gibi... Kaşgarlı Mahmut'un lügatinde de
"horon/horan", "oran/oranlama" şeklinde vardır. Batum
havalisinde Acarlar da oyunlarına Khoromi diyorlar. Türkiye'deki
bir kısım okumuş Gürcistan göçmeni kesimde; Gürcü soyadları kullanma, Gürcü
nüfus tesbitine çalışma gibi faaliyetler gözlenmektedir. Acara muhacirlerinin
bu konudaki düşüncesi şudur: "Türkiye'de yaşayan bir kısım yarı aydın
Acar, propaganda rüzgarlarına kapılarak Acar kimliğini bırakıp Gürcü
kimliğini doğal bir şekilde kabul etmiştir." (Acaristan broşürü s.VI). Sırf
Gürcistan'dan geldikleri için Türkiye'de kendilerine yanlışlıkla
"Gürcü" denilen Acara Müslümanları üzerindeki "Müslüman Gürcü"
sözüyle başlayan Gürcistan propaganda ve baskısına son verilmelidir. Zira
Osmanlılar zamanında Müslümanlaşan Gürcü yoktur. Türk soyundan olan Ahıska ve
Acara çevresi, soydaş Osmanlılar gibi Müslüman olmuşlardır. ACARA DESTANI Yine bir destanı eyledim te'lif Dinlesin ihvanlar işin Acara Karalar giydi hep selef ü salif Bozuldu askerin kışın Acara Soğuktan üşüdü bütün elleri Lal oldu ağzında şirin dilleri Ağası paşası gökçek kulları Ağlar toprak ile taşın Acara Birtakımı bu tarafa geldiler Çelçocuğu ağlar sızlar kaldılar Komünistler yine murad aldılar Kamusu takipte peşin Acara Onlar büktü Acara'nın belini Gece gündüz ağlar kızı gelini Şimdi düşmanların yiyer malını Gören gözden töker yaşın Acara Belki Hak Taala sabırlar vere Ortalık düzelüp bulalar çare Yine millet ile dola Acara Ötüşsün bağlarda kuşun Acara Takat ermez idi senin zoruna Bolşevikin hayıf düştün toruna Düşen günden zalim Urus şerrine Haram oldu ekmek aşın Acara Noksani de çok meraka dalmıştır Çok kimseler kendin oda salmıştır Senin işin bir Allah'a kalmıştır Dahi görmez eş yoldaşın Acara Posoflu Noksani (1946) |
|
|
Not: Bu yazı Yunus Zeyrek'in Türk Ocakları Trabzon Şubesi'nce
yayınlanan "Gürcistan Acaristan ve Türkiye" adlı kitabından Ali Rıza
SAKLI tarafından özetlenerek yazılmıştır. |