LAZLAR VE MEGRELLER
|
|
Laz
kültürü üzerinde çalıştığını iddia eden bir kısım eski Marksist, çeşitli
dergi ve kitaplar çıkararak Laz'ların Megrel'lerle akraba olduklarını iddia
ederler. Doğrusu, bu tür konulara tarafsız yaklaşmak ve gerçeği anlamaya
çalışmak gerekir. Bu yazıda Laz-Megrel kültürel yakınlığını irdeleyecek ve
bir sonuca varmaya çalışacağız. Öncelikle,
Lazların Megreller'le akraba olduklarını söyleyenlerin temel dayanak noktası
olan "dil birliği" konusunu ele alarak başlayalım. Gerçekten Lazca
ile Megrelce aynı dil midir? İnternet
üzerinde tespit ettiğim ve Rus kaynaklı olduğunu sandığım bir ansiklopedik
yayının Megrel maddesinin İngilizcesi ve Türkçesi aşağıdadır: "MINGRELIAN (MARGALURI, MEGREL, MEGRULI) [XMF] 500,000 (1989
B.G. Hewitt). Lowland west Georgia. South Caucasian, Zan. Their name for
themselves is 'Margaluri'. Not a written language. Georgian used as a
literary language. Officially considered to be a single language with Laz,
called Zan, but linguists recognize that they are not inherently intelligible
with each other. Christian." Türkçesi: "MEGREL (MARGALURİ, MİNGRELIAN, MEGRULİ) Tahmini nüfus
500.000. (1989 B.G. Hewitt) Güney Kafkasya, batı Gürcistan'ın alçak
arazilerinde yaşarlar, Zan. Kendilerine Margaluri adını verirler. Yazılı bir
lisanları yok. Edebi olarak Gürcüce'yi kullanırlar. Resmi olarak Lazca ile
Zan adlı bir dil grubunda kabul edilse de, dil bilimciler bu iki dilin
karşılıklı olarak anlaşmasının mümkün olmadığını kabul etmektedirler.
Hıristiyan'dırlar." Buradan
anlaşıldığı gibi, Lazca ile Megrelce iki farklı dil olarak kabul edilmekte,
ama "Zan" adı altında bir dil grubunu oluşturdukları ifade
edilmektedir. En önemli ifade ise iki dilin karşılıklı anlaşmasının mümkün
görülmemesidir. Buna
karşılık, çok sayıda dil ve şive barındıran Kafkasya'da mevcut dillerin
tasnifi şu şekilde de yapılmaktadır: 1) Güney Kafkasya Dilleri: (Kart ve Luri grubu), Türkiye
Gazetesi yazarı M. Necati Özfatura'dan aktardığımız bu tasnifte, Laz'ca ve
Megrel'ce iki ayrı dil olarak yer almaktadır. Möjora
Dergisi'nin ilk sayısındaki bir makalede şöyle denilmektedir: "Megrel akademisyen A. Chikobava, Megrelce’nin birbirine
oldukça benzeyen iki farklı şiveye sahip olduğunu belirtmiştir; batı
(Zugdidi) şivesi ve doğu (Senak’i) şivesi. Megrelce, Lazca gibi, yazılı bir
dil değildir ve Megreller her ne kadar özel yaşamlarında Megrelce konuşmayı
tercih ederlerse de resmi dil olarak Gürcüce’yi kullanmaktadırlar." Demek
ki Megrelce'de Zugdidi ve Senaki diye adlandırılan iki ayrı şive
sözkonusudur. Elbette Kafkasya'da yakın coğrafyalarda yaşayan unsurlar arasında
kelime alışverişi olmuştur, fakat Lazca'nın Megrelce ile aynı dil olduğunu
söyleyenlerin Megrelce'nin hangi grubu ile "aynı" olduğunu da
düşünmeleri gerekmez mi* Kültür Özellikleri Megreller
ile ilgili bazı kültür özelliklerini yukarıda bahsettiğimiz makaleden
aktararak yorumlamak istiyoruz. "Geçmişte köy evleri ahşap ya da topraktı ve amkhara,
jargvala ya da godora olarak adlandırılırdı. Bugün, köylü Megrellerin
birçoğu, üst katında yatak odalarının, alt katında ise mutfak kiler gibi ev
halkının ortak olarak kullandığı odaların bulunduğu iki katlı ahşap ya da
tuğla evlerde yaşamaktadır." Görüldüğü
gibi, Megreller de eski köy evleri toprak imiş, halbuki Lazlar asla toprak
köy evi yapmaz ve içinde kalmazlar. Ahşap evler bakımından da Lazlarda mutfak
kısmı toprak zeminli tek katlı evler yaygın iken, Megreller'de iki katlı
evler vardır. "Domuz ve büyükbaş hayvan ve yaylalarda ise koyun
beslenmektedir. Megrelya’da aynı zamanda oldukça ünlü şarap ve peynir
çeşitleri imal edilmekte..." Lazlar
asla domuz beslemezler ve etini de yemezler. Megreller ise domuz besleyip
etini yerler. Bunun aradaki din farkından kaynaklandığı söylenebilirse de,
Lazlarda Müslüman olmadan önce domuz beslediklerine ilişkin herhangi bir
işaret de yoktur. Yine Megreller şarapçılıkta bir hayli ilerde iken Lazlarda
böyle bir anlayış ve kültür yoktur. "Akrabalığa ek olarak farklı kardeşlik türleri de vardır:
kan kardeşliği, süt kardeşliği, kadınlar arasında da görülen kılıç kardeşliği
ve vaftiz anneliği ve babalığı. Bu kardeşlik türlerinden son ikisi bir ölçüde
hala yaygındır." Bu
sayılanlardan sadece "süt kardeşliği" İslami bir kurum olarak
Lazlarda mevcuttur. Megreller'deki kılıç kardeşliği, hele şu anda yaygın
olduğu söylenen vaftiz anne ve babalığı bir Ortodoks Hıristiyanlık
kültürüdür. "Dini
Inançlar ve Ibadetler: Megrelya’da yaygın olan din, Gürcistan’ın diğer
kesimlerinde olduğu gibi Gürcü Ortodoksluktur. Gürcü Ortodoks Kilisesi, diğer
Doğu Kiliselerinde olduğu gibi bağımsızdır. Eskiden her klanın ya da aile
birliğinin kendi koruyucu azizi ve ikonası (jinjikat’i) vardı ve genelde
iyilik için yapılan dualarda bunlar anılırdı. Aya Yorgi en önemli azizdi ve
onun kutsal emanetleri Megrel kiliseleri içinde önemli bir yeri olan, Ilori
köyündeki kilisede özenle saklanmaktadır." Görüldüğü
gibi Ortodoks Hıristiyanlık Megrellerin hayatında bir hayli belirleyicidir.
Lazlar Hz . Muhammed'in bıraktığı eşyalara "kutsal emanetler"
derken, Megreller "Aya Yorgi"nin eşyasına "kutsal emanet"
demektedirler. "Hıristiyanlık öncesi dönemin inançları ve ayinleri Megrel
ayinlerinde içiçe geçmiştir. Eskiden Megreller ağaçların ruhlarına ve diğer
pagan ilahlara inanırlardı. Bu tür inançların bazı izleri doğum evlilik,
ölüm, yeni yıl ve hasat törenlerine ilişkin bazı adetler ve inanışlarda hala
varlığını sürdürmektedir". Lazlarda
bu türden; ağaç ruhlarına inanmak, paganizm tipi ilahlara tapmak gibi bir
kültür mirası yoktur. Şayet aynı eski kültüre sahip olsalardı, Megrelerde
etkisi devam eden bu tür batıl inançların Lazlarda da devam etmesi gerekmez
miydi? Ölüm ve Cenaze Adetleri "Ölü evine maddi yardım toplamak bir adettir. Ağıt ve
cenazeye ilişkin geleneksel kurallar hala varlığını sürdürmektedir. Naaş dört
gün boyunca evde tutulur ve ziyarete açılır." Ölünün
"dört gün boyunca" evde tutulması ve ziyarete açılması gibi bir
adet Lazlarda asla yoktur. "Ölümden kırk gün sonra ve ölüm yıldönümünde bir ziyafet
verilir. Geleneksel olarak ölünün yakın erkek akrabaları bir yıl boyunca traş
olmaz ve Cumartesi günleri çalışmazlar. Ağıtlar on ila onbeşgün sürer ve bu
süre zarfında mezara hediyeler, mumlar ve yiyecek bırakılır. Megrellerin aile
olarak yakınlarının mezarlarını ziyaret ettikleri suntaoba isimli bir özel
günleri de vardır." (E. Abadoğlu, Mjora Dergisi 1. sayı) Ölünün
yakın akrabalarının bir yıl boyunca traş olmaması, bildiğimiz kadarıyla bir
Hıristiyan inancı değildir. Megrellerle Lazlar aynı kültüre sahip olsalardı
bu geleneğin Lazlarda da bulunması gerekirdi. Cumartesi çalışmama gibi bir
adet de yoktur. 15 gün ağıt yakmak, hele mezara hediyeler, mumlar ve yiyecek
bırakılması sözkonusu değildir. Ali
İhsan Aksamaz'ın "Kafkasya'dan Karadeniz'e Lazların Tarihsel
Yolculuğu" adlı kitabında, Megrellerin akrabalarını muhakkak kendi
köylerinde gömme adetleri olduğundan bahisle ilginç şeyler anlatılıyor. Hemen
belirtmek gerekir ki, Karadenizlilerin ortak anlayışı gereği, akrabalarının
mezarını ziyaret edebilmesi ve dua okuyabilmesi için mümkün mertebe ölünün
kendi köyündeki kabristanlıkta gömülmesi istenir. Fakat bu az sonra
vereceğimiz ve vahşete varan uygulamalarla bir tutulabilecek bir yaklaşım
değildir. Zira dinimizde, zorunlu adli tıp uygulamaları dışında cesede zarar
vermek doğru kabul edilmemektedir. İsterseniz
daha fazla uzatmadan Aksamaz'ın kitabının 133-134.sayfalarına bakalım: "Bir Megrel nerede ölürse ölsün, akrabaları cenazesini
istirahat için evine getirmek, ağlamak ve ata toprağında gömmek
zorundadırlar. Bu gelenek, bazen yanlış anlamaları ortaya çıkarmaktadır.
Özellikle bir kişi şehirde öldüğünde orada gömülür ve akrabaları da cenazeyi
kendi köyünde toprağa vermek için mezarından çıkarırlar. Ancak ölünün
mezarını açmak için yerel yönetimden izin; yönetimin emirlerine göre çeşitli
formaliteleri yerine getirmeyi gerektirir ve bu da zaman alır. Bir Megrel,
yasaların isteklerine, kendisine kuşaklar boyu ulaşan geleneklerden daha az
önem verir, gizlice mezarı kazar ve cenazesini oradan çıkarır. Cesedi
keserek parçalara ayırır, böylelikle cenazeyi gizlice taşıması daha kolay
olur. Son olarak; cesedi çürümeye ve kokmaya karşı tuzlar ve küfesine koyarak
kendi köyüne götürür. Orada açık olarak ağlar ve toprağa verir. Böylece
dürüstçe cenazesine karşı görevini yerine getirmiş olur. Eğer cenaze kendi
köyüne gömülmezse huzura ermemiş olur." Başka
bir yerde gömülen en yakını olan insanları; muhtemelen babasını, kardeşini,
oğlunu ve diğer yakınlarını kesip parçalara ayırabilmek... Bu herhalde
herkesin yapabileceği bir vahşet değildir. Lazlar asla böyle bir gelenek ve
göreneğin sahibi değildirler. Sonuç Görüldüğü
üzere, Megrel ve Laz dillerinin aynı dil olmadığı, hatta aynı dil grubunda
dahi bulunmadığı ve birbiri ile anlaşmalarının mümkün olmadığı ortaya
çıkmaktadır. Yine aradaki kültür farklılıkları, gerek dini gerekse din dışı
alanlarda çok fazladır ve hiç bir ortak nokta yok gibidir. |