KARADENİZ ORTAK KÜLTÜRÜ
|
|
Karadenizliler
küçük hesapların adamı değildirler... Aralarındaki küçük farklılıkları
büyütüp sorun haline getirmezler. Mevlana gibi; insana layık olduğu değeri
verir, ayırım yapmazlar. Gönül adamının sevgisi daracık kalıplara sığmaz
çünkü... Her yerde olduğu gibi, Karadeniz'de de
küçük hesaplar peşinde koşan az sayıda insana rastlamak mümkündür. Hiçbir
zaman halktan tasvip görmeyen, özellikle yabancı öğretilerin etkisinde kalmış
bir kısım insanlar, Lazlar üzerinden bazı hesaplar gütmeye çalışıyorlar. Başka
bazı kötü niyetliler ise gerçekleri çarpıtarak Pontusçuluk yapıyorlar. Lazların Türklerden ayrı insanlar
olmadığı, Laz kültürünün Türk kültürünün bir parçası olduğu genel kabul
görmüş bir yaklaşımdır. Lazlar ile, Rize'de ve diğer illerde yaşayan Laz olmayan
nüfus arasında kültürel açıdan büyük benzerlikler olduğu gibi, Karadeniz
kültürünün Azerbaycan, Kafkasya ve Orta Asya Türk kültürü ile aynı olduğu
açıktır. Bu yazıda Karadeniz'in ortak kültür unsurlarından sadece birkaçına
değineceğiz. Atmacayı Vurdular Atmaca Karadenizlilerin tutkusu ve
özgürlüklerinin simgesidir. Atmaca uğruna Hopalı'nın, Arhavili'nin,
Ardeşenli'nin, Pazarlı'nın, Çayelili'nin, Gündoğdulu'nun ve Rizeli'nin
katlanamayacağı zorluk yok gibidir. Bir atmaca yakalamak uğruna katlanılan
zorlukların parasal ifadesi, yakalanan atmaca ile tutulacak bıldırcınlarla
sağlanacak gibi değildir. Bu bir spordur ve Doğu Karadenizlinin ortak kültür
unsurlarından biridir. Atmaca konusunda Lazca konuşan
insanlarımızla, Lazca bilmeyen; Çayeli, Balıkçılar, Gündoğdu ve Rize merkezde
yaşayan insanlarımızın adet ve gelenekleri tıpatıp aynıdır. Bu durumu Sayın
Şinasi Hatinoğlu'nun Arhavi'deki atmaca kültürünü konu aldığı "Arhavi'de Atmaca ve Atmaca
Avcılığı" yazısı ile Çayeli'ndeki atmacacılık bilgisini yansıtan "Atmacanın Hikayesi" başlıklı
yazıdan anlayabiliriz. Çayeli'nde atmacacılığı dedelerinden
miras alan, yüz yıldan fazla bir zamandır ailece atmacacılık yapan aileler
çoktur. Atmacacılığın bir ailede köklü bir kültürel geçmişe sahip olup
olmadığı, atmacacıların bu konudaki bilgileriyle ölçülür. Çayeli'nde atmacacı
kahvesine gidip konuşulanları dinlerseniz, derin atmacacı kültürü ve
geleneğini derhal farkedersiniz. Tıpkı Aksiyon Dergisi muhabirinin yaptığı
gibi... Çayeli'ndeki atmacacılığı konu alan yazıyı Aksiyon Dergisi'nin ilgili sayfasında okuyun. Söğütlü,
Balıkçılar, Gündoğdu ve Rize merkezdeki diğer bazı yerleşim yerlerinde de
yerleşik bir atmaca kültürü olduğu açıkça ortadadır. Öyleyse atmaca, Hopa'dan
Rize'ye kadar olan bölgede yer alan Doğu Karadeniz bölgesinin ortak
kültürüdür. Heyamola Heyamola, Helessa Yelessa Rize'den
Çayeli'ne giderken Ardeşen'li bir gencin sürdüğü minibüse bindim. Araç
teybinden Lazca bir müzik yükseliyordu. Lazca sözler arasında, bana aşina
gelen "heyamola heyamola, helessa yelessa" nakaratını
işittim. Genç şoföre "Bu nedir?" diye sordum. "Abi,
bu bizim Lazlarda yüzyıllardan beri devam eden geleneksel bir müziktir,"
dedi. Dedim ki; "Heyamola ile helessa ne anlama geliyor?"
Bilmediğini, ama parçanın geri kala kısmının Lazca olduğunu söyledi. Çayeli'nde
Selim Sayma olarak adlandırılan bu gelenek, düğünlerin vazgeçilmez
eğlencesi idi. Halk şairi, bir taraftan düğün sahibine atma türkü ile söz
yetiştirirken, aralarda "heyamola heyamola, helessa yelessa" nakaratı
söylenirdi. İstanbul'daki Çayeli Derneği, birkaç yıl önce bu sahneyi Flaş
TV'deki Çayelililer programında canlandırmıştı. Aynı
nakaratı Sinop'ta denizciler toplu olarak kayıklarını çekerken söylerler.
Bütün Karadeniz sahilinde balıkçıların aşina olduğu ve eskiler tarafından
söylenen bir nakarat olarak hatırlanır bu sözler. Anlaşıldığı üzere bu bizim
ortak kültürümüzdür. Karadenizli olarak hepimiz aynı kültürün sahibiyiz. Halk Şiiri, Mamuloğlu ve Kemençe Doğu
Karadeniz'de halk şiiri önemli bir kültürel özellik gösterir. İster Laz,
ister Hemşin'li, isterse Çayeli yahut Rize merkezden olsun fark etmez. Halk
şiiri kültürü, bütün bölgede vardır ve ortak özellikler gösterir. Mesela
Çayeli merkezinin bir tarafından Şairler Deresi akar diğer tarafından ise
Aşıklar Deresi... Çayeli'nin en meşhur şairlerinden biri ise Mamuloğlu'dur. Aynı
isimle Hopa'da, Tuzcuoğlu zamanının ağalarından biri hüküm sürermiş. Mamuloğlu,
Osmanlı zamanında Hopa'nın resmi yöneticisiymiş; sipahi besler ve savaş
zamanı gönderirmiş vatan için... Mamuli
Lazca'da horoz anlamına gelmektedir. Çayeli'nde ise Mamul adlı bir mahalle
vardır. Kemençe
ve Tulum bütün Doğu Karadeniz'de ortak olan çalgılardır. Bu çalgılar
eşliğinde oynanan Horon da ortak bir kültürdür. Bu tür ortak kültür kodlarını
ve halk şiirinin taşıdığı ortak özellikleri incelesek, daha pek çok müşterek
nokta bulacağımız kesindir. Bir
çok Türkçe kelimeler içerse de, Lazca diye ayrı bir dil olması sizi
şaşırtmasın. Nasıl ki Kürt aşiretlerinden, soylarının Oğuz Kağan'a
dayandığını gösteren eski şecereler (soy kütükleri) çıkıyorsa, aynı şekilde
Lazlardan da çıkarsa sakın şaşırmayın. Çünkü tarih içinde diller çeşitli
sosyal süreçlerde oluşabiliyorlar. Her ikisi de Türkçe konuşan Kırgız ile
Azeri ve Anadolu Türkü nasıl anlaşamıyorsa, Lazca ile de anlaşamıyorlar.
Bunun fazla bir önemi yoktur. Guguli Kuşunu (Guguk Kuşu'nu) Yenmek Çayeli'nde
"Kukudi" denilen Guguk Kuşu'nun gelişi ile Nisan aylarında
çocuklarda bir heyecan baş gösterirdi. Bu mevsimde anne babalar çocuklara
sabah erken kalkmalarını ve derhal kahvaltılarını yapmalarını öğütlerlerdi.
Aksi halde onlar kahvaltı yapmadan Kukudi denilen Guguk Kuşu gelip öterse, o
yıl çocuk bu kuşa yenilmiş olur ve zayıflayıp hastalanabilir. Aynı
inanışı Hemşin'de de tespit etmiş bulunuyoruz. Guguk Kuşu'na yenilmemek için
erken kalkmak ve hemen ağzına bir parça ekmek atmak gerektiği orada da
çocuklara sık sık hatırlatılırmış aynı dönemde... Trabzon'un
özellikle yaylalarında ve kırsal kesiminde de aynı inanç ve geleneğin mevcut
olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Guguk Kuşu'na yenilenin hastalanıp
zayıflayacağına inanılırmış. Bizzat
kendi yaşantısı ile tecrübe ettiklerini sitemizde yayınlayan Sayın Şinasi
Hatinoğlu, Guguk Kuşu başlıklı yazısı ile, Arhavi'de "Guguli"
denilen kuşa yenilmemek için bir şey yemek gerektiğinin çocuklardan
istendiğini anlatıyor ve aynı kültür unsurunu bu şekilde tespit ediyor. Babra Bubrik, Heyva Heyva Yahut Godu
Godu Bölgede
ortak olan bir başka kültür kodu ise, bazı yörelerde Babra Bubrik denilen
Çayeli'nde ise Heyva Heyva adı verilen bir gelenek... Doğu Karadeniz'in
yağışlı havasından bezginliğe düşen gençlerin bir araya gelerek hep birlikte
şarkı söyleyip-dua okuyarak ev ev dolaşması ve güneşli hava istemesidir. Çayeli'nde
geleneğin kalan kırıntılarından şu sözleri tesbit edebildik. Gençlerin en
büyüğü önden gider ve; "Heyva heyva kış çıksın da yaz gelsin, Tepeler güneş ister, Irmaklar serin ister, Tekneler kaymak ister, Kaşık kaşık yağ ister, Petek petek bal ister," vb.
gibi sözler söyleyip dua ederken takip eden çocuklar hep birlikte AMİN diye
bağırırlar. Gezilen evlerden un, yumurta, peynir, yağ vb. toplanır ve son
gidilen evde toplanan malzemeden çocuklara bir güzel mıhlama yapılır ve hep
birlikte yerler. Benzeri
gelenek bütün bölge için söz konusudur ve son zamanlara kadar gençler
tarafından yapılmaktaydı. Bu yazıyı ilk defa yayınladığımızda Trabzonlu bir
arkadaşımız e-posta göndererek aynı geleneğin Trabzon köylerinde mevcut
olduğunu bildirdi. Daha sonra bunu "Kuçkuçura" yahut Gusgustera"
diye adlandırıldığını tespit ettik. Esas
ilginç olan aynı geleneğin Azerbaycan'da mevcut olmasıdır. Milli Eğitim
Bakanlığı tarafından yayınlanan, Seyfettin Altaylı'nın hazırladığı, Azerbaycan
Türkçesi Sözlüğü'nün I. cildinin 534. sayfasındaki Godu-godu
maddesini hep birlikte okuyalım: "Godu-godu: Eskiden ardı arkası kesilmeden
yağmur yağdığında köy çocuklarının toplaşarak kapı kapı dolaşıp türkü söyleme
merasimi ve bu merasimlerde okunan türkülerin kendisi." Azerbaycan'da
tespit ettiğimiz Güneş Duası manileri ise şu şekildedir: godu
godunu gordunmu? yag
verin yaglamaya Görüldüğü
gibi yağ, kaymak, un, şeker vb toplanıp sonunda yenilmektedir. Gelenek
yapılış şekli ve manileriyle tam olarak benzeşmektedir. Anladığınız
gibi aynı Türk kültür kodu hem Azerbaycan hem de Karadeniz Bölgesinin hemen
her yerinde söz konusudur. Üstelik herkes yağmur duasına çıkarken burada
güneş duası yapılmaktadır. Koç Heykelleri Rize
Müzesinde bir örneği bulunan koç heykellerinden Doğu Karadeniz'in çeşitli
kalelerinde ve tarihi mekanlarında bulunmaktadır. Tarihi
bilgilere göre Koç heykellerinin kökeni Orta Asya'dır ve Türk
kültürünün bir unsuru olan bu sanat, tarihi göçlerle taşınarak
Karadeniz'e getirilmiştir. Gençlerden
ricamız bu yazıda anlattığımız gelenekleri büyüklerine sormaları ve
bölgelerinde bu geleneğin olup olmadığına kendi başlarına karar
vermemeleridir. Çünkü bu yazı; Fındıklı, Ardeşen, Pazar, Çayeli ve Rize
merkezden 40-50 yaş arası bir kuşakla tartışılıp doğrulandıktan sonra
yazılmıştır. Ali Rıza SAKLI |