DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ'NİN TÜRKLEŞMESİ-III
Dr. Ali GÜLER
|
|
3. Bölgede Oğuz
Boylarına Ait Yer Adları ve Çepniler Yukarıda
zaman zaman işaret edildiği gibi, Anadolu'nun Türkleşmesinde yirmidört Oğuz
Boyu'na mensup Türkmenler'in çok büyük rolü olmuştur. Bu çerçevede Karadeniz
Bölgesi'ne de çok sayıda Oğuz Boylarına mensup Türkmenlerin yerleştiği
görülmektedir. Bu Türk boyları bölgenin hem fetihlerle, hem de iskanlarla
Türkleşmesini sağlamışlardır. Prof. Dr. Faruk SÜMER'in değerli
araştırmasından yaptığımız tespitlere göre; XVI. Yüzyılda, Amasya, Canik
(Samsun), Çorum, Karahisar-i Şarki, Kastamonu, Kengiri (Çankırı), Sivas ve
Trabzon sancaklarındaki yer adları incelendiğinde, yirmidört oğuz boyunun
yirmibiri yerleşmiştir. Bunlar; Kayı, Bayad, Kara-Evlu, Yazır, Döğer,
Todurga, Afşar, Kızık, Beğ-Dili, Karkın, Bayındır, Çavundur, Çepni, Salur,
Eymür, Ala-Yundlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva ve Kınık boylarıdır. Bölgede
bu boylara ait 268 yer adı bulunmaktadır. Amasya'da bu boyların ondördü
yerleşmiş olup, bunlara ait yirmialtı yer adı tespit edilmiştir. Canik
(samsun)'e on boy yerleşmiş, ondokuz yer adı bunlara aittir. Çorum'a onüç boy
yerleşmiş, bunlara ait yirmisekiz yer adı vardır. Kara-Hisar-i Şarki'de on
boy bulunmakta olup, bunlara ait ondokuz yerleşim birimi tespit edilmiştir.
Kastamonu, Sivas'tan sonra en fazla boy adının tespit edildiği sancaktır.
Burada yerleşen toplam onbeş boya ait 68 yer adı vardır. Kengiri (Çankırı)'da
ise ondokuz boy yerleşmiş, bunlara ait otuzbeş yer adı tespit edilmiştir.
Sivas, yirmidört Oğuz Boyu'nun adını en fazla taşıyan (yetmiş) sancaktır ve
buraya yirmi boy yerleşmiştir. Trabzon'da iki boya ait üç yer adı tespit
edilmiştir. (Not: "Araklı'nın Purnak (yeni adı Taştepe), Of'un
Yorakar (yeni adı Serindere), Arsin'in Oğuzazana (yeni adı Oğuz) ve Yomra'nın
Uzmesahor (yeni adı Özdil) köyleri Oğuzların izlerini adlarında taşımaktadır.
(Oğuz, Uz, Burnak, Üreğir)" Kudret Emiroğlu, Trabzon Maçka Etimoloji
Sözlüğü, Oğuz maddesinden - Hamsi.org) Kıyı şeridi başta olmak üzere,
Karadeniz Bölgesi'nin Türkleşmesinde buraya yerleşen yirmibir boydan
özellikle ÇEPNİLER çok önemli roller oynamışlardır. Bölgede Hacı-Emiroğulları
isimli bir beylik de kuran Çepniler'in faaliyetlerini Prof. Dr. Faruk Sümer
şöyle anlatmaktadır: "Çepni; Avşar gibi, adı
zamanımıza kadar gelmiş bir boydur. Vilayet-nameye göre Kır-Şehir'in Sulucu
Kara-Höyük köyüne gelen Hacı Bektaş-i Veli'nin ilk muridleri Çepni'den
idiler. Çepniler'in mühim bir kısmı her halde 1240'daki baba İshak
Türkmenleri'nin isyanına katılmıştır. Onlardan mühim bir
kümenin 1277 yılında Sinop yöresinde yaşadığı görülüyor. Aynı yıldaÇepni
Türkleri Sinop şehrine denizden hücum eden Trabzon Rum İmparatorunu mağlup
ederek, şehrin onun eline geçmesini önlemişlerdir. Çepniler'in bu tarihten
sonra Canit (Canik) denilen Samsun'un doğusunda Giresun yöresine kadar uzanan
sık ormanlık bölgeye girerek orayı yavaş yavaş fethettikleri anlaşılıyor.
XIV:yüzyılın ortalarında bugünkü Ordu vilayetine Bayram-Oğlu Hacı Emir adlı
bir Türk betinin hakim olduğunu görüyoruz. Hacı-Amir 1358 yılında kalabalık
bir asker ile Trabzon'un batrısındaki Maçka'ya gelerek bu bölgede yağma ve
tahriblerde bulunduktan sonra bol ganimet (doyumluk) ile ülkesine dönmüştü.
Bugün Ordu'nun merkez köylerinden Bayramlı eskiden yörenin merkezi olup, bu
ada aynı zamanda bütün yöreyi de ifade ediyordu. Bayramlı adı Hacı-Emir
Bey'in babası Bayram'dan gelmiş olabilir. Aynı yılda Trabzon
İmparatoru, Hacı-Emir'in akınlarını önlemek için diğer türk beylerine yaptığı
gibi, kızını onunla evlendirdi. Aleksis daha sonra (1381'de) bir kızını da
Niksar beyi Tacuddin'e vermiş ve böylece üç Türk beyini kendisine güveyi
edinmişti. Hacı-Emir 1361 yılında Trabzon İmparatorlarının elinde olan
Giresun'a bir hücumda bulunmuştu. 1380 yılında ise Trabzon Rum İmparatoru'nun
Çepniler üzerine yürüdüğünü görüyoruz. Trabzon vekayinamecisi Panaretes'e
göre, İmparator 1000 kişilik bir yaya kuvvetini Tirebolu şehrine gönderdikten
sonra atlılar ile de kendisi hareket etmiştir. İmparator, Philabonite ırmağı
yatağını terkederek Cheimaiae'ye dek Çepniler'i kovalamış ve yurtlarını yakıp
yıkmış, ayrıca Çepniler'in zaptettiği bazı hafif hemileri de kurtarmıştı.
İmparator bundan sonra Sthlabopiastis denilen yere gelmişti. Tirebolu'ya
gönderilmiş olan yayalara gelince, onlar Cotzanta'ya kadar her yeri yakıp
yıkmışlardı. Fakat dönerken Çepniler tarafından kovalandılar. Panaretes'in bu
sözleri, batıdan Tirebolu'ya kadar kıyı bölgesi ile bu kıyı bölgesinin
güneyindeki toprakların Çepniler'in elinde bulunduğunu gösteriyor Hacı-Emir Bey'in
ölümü üzerine yerine oğlu Süleyman Bey geçti. Süleyman Bey 798 veya 799'da
(1396-1397) Giresun şehrini zaptetti. 1404 yılında Timur'a
giden İspanyol elçisi Clavijo, Ordu ve Giresun'un 10.000 kişilik bir orduya
sahip bulunan Hacı-Emir'in elinde olduğunu söyler.Anlaşılacağı üzere bu
beylik Canik Bölgesi'nin fethinde mühim bir rol oynamış ve Hacı-Emir
ailesinin buyruğundaki Türkler de bu bölgedeki Türk halkının esasını teşkil
etmişlerdir. Bunlar arasında Çepniler'in ehemmiyetli bir yer tuttukları
yukarıda kaydedilen olaylardan anlaşılıyor. Esasen Canik halkından bir
kısmını Çepniler'in teşkil ettiği XIV.yüzyıla ait vesikalardan anlaşıldığı
gibi, Trabzon'un güney ve batısındaki yörenin de Çepniler ile meskün
bulunduğunu biliyoruz. İspanyol elçisi Clavijo, Trabzon'dan Erzincan'a
gelirken yolda Çepniler'e ait bir kale görmüştü. Çepniler'den bir
bölük Uzun Hasan Bey zamanındaki Ak-Koyunlu hizmetine girmiştir. Bu
Çepniler'in başında İl-Aldı Bey bulunuyordu. Hasan Bey'in 837 (1468-1469)
yılında Bitlis'in fethine gönderdiği emirler arasında İl-Aldı Bey de vardı.
İl-Aldı Bey'in dirliğinin Doğu Anadolu'da olduğu anlaşılıyor. 883 (1478) yılında
Yakub Bey, Uzun Hasan Bey'in ölümünden sonra Ak-Koyunlu tahtına geçen ağabeyi
Sultan Halil'in üzerine yürüdüğü zaman, İl-Aldı Bey de ona katılmıştı. İki
kardeş Hoy yakınında birbirlerine yaklaştıklarında Yakub Bey maiyetindeki
emirlerden Bayındır Bey, İsfendiyar oğlu Kızıl Ahmed Bey ile İl-Aldı Beyi
savaşın yapılacağı yeri seçmeğe memur etmişti. İl-Aldı bey Çepnilerinin
Trabzon Bölgesi Çepnilerinden olmaları ve en kuvvetli ihtimaldir.
Ak-Koyunluların halefi olan safeviler'in hizmetinde de Çepniler vardı. XVI.yüzyılda
Anadolu'da Çepniler'e ait 43 yer adı görülebilmiştir." XVI.yüzyılda
Çepni Boyu'na mensup oymaklar; halep Türkmenleri, Ulu-Yörükler,
Dulkadırlılar, Atçekenler, İran Türkmenleri arasında ve Adana, Trabzon,
Koç-Hisar (Şerefli), Hamid Sancağı, Çorum ve Boz-Ok'ta yaşıyorlardı.
Özellikle Trabzon Bölgesi Çepnileri konumuz bakımından önem taşımaktadır.
Prof.Dr. Faruk SÜMER bunlar hakkında şu bilgileri vermektedir: "Osmanlı coğrafyacılarından
Mehmed Aşık'ın XVI. Yüzyılın sonlarında yazdığı Menazirul-evalim adlı
eserinde trabzon yöresinde yaşayan Türk halkında ehemmiyetli bir kısmın
Çepniler'den meydana geldiği, yörenin batı ve güney tarafındaki dağların da
Çepni dağları adını taşıdığı yolunda bir kaydın bulunduğu malumdur. Tahrir
defterlerinde bu Çepniler'le ilgili mühim kayıtlar elde edilmektedir. I.Selim devrine ait
(921-1515-1516 tarihli) bir defterde Çepniler'in yoğun bir şekilde
yaşadıkları yer "vilayet-i Çepni" adı ile ayrı bir idari yöre
olarak gösterilmiştir. Bu yörenin defterdeki yer adlarından, Giresun, Torul,
ve Görele arasındaki saha olduğu anlaşılıyor. Bilhassa Kürtün kazası tamamen
Çepniler ile meskündür. Bununla beraber Çepniler Trabzon-Torul-Vakf-ı Kebir
arasındaki sahada da yaşamaktadırlar. Çepni yöresinde Ozgur, Kaya-Dibi,
Kurtulmuş, yenice-Hisar, Seyyid, Çandarlu, Alını-Yuma, Engezlü, Firuzlu,
Halkalu, Yakalkan, Kilise, Kul-Çukuru, Şaban, Dikmeci, Yamğurca, Emürlü,
Sarban, Uzun-dere, Kara-Göcü, Mürsellü, tana deresi, derelü, Ak-Yuma, Karınca
gibi büyük bir kısmı Türkçe adlar taşıyan kalabalık nüfuslu köyler
görülmektedir. Buradaki Çepniler tamamiyle toprağa bağlanmışlardır.
Hıristiyanlar ise sahil şehirlerinde oturuyorlardı. Çepni yöresi de tımar sistemine
tabi olup dirlikler umumiyetle Çepni beylerine verilmiştir. Mesela Busatlu
(her halde Ebu Saidlu'dan) adlı bir zeamet Çepni beylerinden Mehmed Bey oğlu
Ali Yar Bey'in tasarrufunda idi. Mehmed Bey'in Halil, Ali Han, Himmet ve
Nasuh adlı oğulları da tımar sahibi idiler. Yine Çepni beylerinden Aydın Bey
oğlu Halil, Piri Bey oğlu Busad da tımara tasarruf ediyorlardı. Defterde
tımar sahibi daha bir çok Çepni beyinin adı geçmektedir. Bu Çepni beylerinin
yanında, bilhassa eski zamanlarda din ve tarikat adamlarının bulunduğu
görülüyor. Mezkür defterde Yakub halife adlı bir tarikat adamının cami,
zaviye ve sarp yerlerde köprüler yaptırmış "ehl-i velayet ve sahib-i
keramet" bir kimse olduğu ve Çepni Beyleririnden Süleyman Bey'in, onun
yaptırdığı cami ile ailesi için dört parça köy vakfettiği yazılıyor. Süleyman
Halife adlı diğer bir Çepni tarikat adamının da sarp bir boğazda köprü
yaptırmış olduğu aynı defterde kaydediliyor. Yine Çepnilere mensup bazı
şahısların da Giresun, Ordu ve Tirebolu camilerinde imamlık, hatiplik ve
cüzhanlık vazifelerinde bulundukları anlaşılıyor. Trabzon'un doğusunda
bulunan yerlerdeki dirliklerden bazılarının da Çepniler'in elinde olduğu
görülüyor. Yine Kanuni devrinde
Doğu Anadolu'da, hatta Irakl'tak, kalelerde gönüllü gediğinde vazife gören
epeyce Çepni bulunduğu anlaşılıyor. Bunların çoğu Trabzon ve Canik
Çepnileri'nden idi. 975 (1567) yılında Bayburt Alaybeyinin de Çepniler'den
olduğunu biliyoruz." Karadeniz Bölgesi'nde böylesine önemli
roller oynayan Çepni Boyu ile ilgili bilgiler XVIII. Yüzyıldaki belgelere de
intikal etmiştir. Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU'nun tespitlerine göre mesela, "Trabzon'da
Görele (Parabolu) Kazası reayalarından Çepni taifesi, yerlerini terkederek,
1732 yılında Espiye madeni civarındaki mahallere yerleşmişlerdi. Bununla
beraber, bir müddet sonra buradan kaldırılarak eski yerlerine iskan
olunmuşlardır." --------------------------- Önceki Bölümler |