|
DOĞU KARADENİZ'DE AZERİ TÜRKÇESİ VE GÜNEŞ DUASI GELENEĞİ Gani Gönüllü |
3-5 Mayıs 2001
tarihleri arasında düzenlenen "Trabzon ve
Çevresi Uluslararası Tarih-Dil-Edebiyat Sempozyumu"na sunulan Tebliğ'in metnidir. |
|
|
D- GÜNEŞ DUASI GELENEĞİ Bölgede
ortak olan bir başka kültür kodu ise, Rize Hemşin'de "Bubrik",
“Bubirdak” veya "Ablik Bublik," Çayeli'nde "Heyva Heyva,"
Trabzon'da "Kuçkuçura" veya "Gusgusdera" denilen bir
gelenektir. Doğu Karadeniz'in yağışlı havasından bezginliğe düşen gençlerin
bir araya gelmesi, hep birlikte şarkı söyleyip-dua ederek ev ev dolaşması ve
güneşli hava istemesidir. Ablik Bublik, Babra Bubrik yahut Bubirdak Hemşin'de
"Ablik Bublik" denilen Güneş Duası şöyle anlatılıyor: Yağışlı
havaların fazla uzaması karşısında o mahalle veya köydeki çocuklar bir çalı
süpürgesini beze sararak bebek görüntüsü verirler. Ellerine aldıkları kaşık
ve tencerelerle ev ev dolaşarak, bir evin kapısına geldiklerinde bir grup; "Ablik
bublik ne istersin?" Diye sorar. Diğer grup ise koro halinde şunları
söyler: "Bir
kaşık yağ isterim, Tekneden
kaymak isterim, Verene
bir koç oğlan, Vermeyene
kör, topal kız, O
da yansın ateşe." Bu
şekilde evlerden toplanan yağ ve un ayrı kaplarda biriktirilerek sonra bir
yerde ateş yakılarak hoşmeri yapılır ve eğlence ile birlikte yenilir. 98 Pazar
Horti Köyü'nden Ahmet Caferoğlu'nun derlediği ve Babra Bubrik adı verilen
Güneş Duasına ait sözler şu şekildedir: Babra
bubrik ne'sder Kaşuk
kaşuk yağ isder Folden
yumurta isder Tekneden
kaymağ isder Verenun
oğli olsun Vermiyenun
kör topal kizi olsun Allah'dan
güneş isder. 99 Rize'nin
Hemşin kökenli Çocarçılar Mahallesi yaşlılarından derlenen Güneş Duası şöyle
anlatılıyor: "Yaylalarda
havalar çok yağmurlu olduğundan gençler "bubirdak" düzenlerdi.
"Bubirdak" çalı süpürgesinden yapılır, buna kol takılır, kırmızı
fistan giydirilir, başına da puşi bağlanırdı. Ellerine kintaman (kıl torbası)
alan beş on genç bubirdağı kollarından tutup kaldırarak ev ev gezdirirlerdi.
Her gittikleri evin kapısında da şöyle derlerdi: Bubirdağım
bur ister, Kaşık
kaşık yağ ister, kadelden
kaymak ister, un
torbasından un ister, kintamandan
tuz ister, Allah'ta
kırmızı güneş ister." 100 Çayeli'nde Heyva Heyva Çayeli'nin
Hemşin ile aynı ağız özelliğine sahip olmayan Şairler Deresi'nde geleneğin
kalan kırıntılarından şu sözleri tespit edebildik. "Heyva heyva kış çıksın da yaz gelsin, Tepeler güneş ister, Irmaklar serin ister, Tekneler kaymak ister, Kaşık kaşık yağ ister, Petek petek bal ister, Verenun ocağı şen olsun Vermiyenun ocağı siranluk kalksun" Baştaki
"heyva heyva" kelimelerinin anlamı bilinmiyor. Isırgan otuna ise
"siran" (metinde "siranluk") denilmektedir. Gençlerin
en büyüğü veya en iyi bileni önden gider ve yukarıdaki gibi sözler söyleyip
dua ederken takip eden çocuklar hep birlikte AMİN diye bağırırlar. Gezilen
evlerden un, yumurta, peynir, yağ vb. toplanır. Denizin görülebileceği yüksek
bir yerde, toplanan malzemeden çocuklara bir güzel muhlama yapılır ve hep
birlikte yerler. Trabzon'da Kuçkuçura yahut Gusgudera Benzeri
gelenek bütün bölge için söz konusudur ve son zamanlara kadar gençler
tarafından yapılmaktaydı. Ömer Şen'in "Trabzon Tarihi" adlı
araştırmasında "Kuçkuçura" veya "Gusgudera"
adı altında benzeri ifadeleri görüyoruz: "Güneş duası Trabzon yöresinde "kuçkuçura" veya
gusgudera" adıyla bilinmekteydi. Bu dua geleneğinin temelinde; Trabzon
bölgesi yaylalarının fazla yağış alması ve güneşin özlenmesi
yatmaktadır." Geleneksel olarak yapılan tören ise şu şekilde
anlatılıyor. "Tören; yayla ve obanın gençlerinin akşamleyin toplanıp
işbölümü yapmasıyla başlar. Tören topluluğu; gece çıra veya feneri tutan
çırakmancı, kemençi, toplanıp yiyeceklerin konacağı kapları veya kazanı
taşıyanlar, horoncular ve diğer katılımcılardan oluşturulurdu. Topluluk
kemençe eşliğinde türkü söyleyerek ve horon oynayarak yaylanın evlerini birer
birer ziyaret ederler, evlerin kapısında yere çömelerek kuçkuçura
törenlerinde söylenmesi gelenek olan tekerleme türküleri söylerlerdi.... Bu
şekilde pek çok evden toplanan yiyecekler bir yerde toplanır, verilen un,
yağ, kaymak ve peynirlerden "lap" veya "hoşmeri" adlı
yemek hazırlanır ve birlikte yenirdi." 101 Ahmet
Caferoğlu, Trabzon-Yomra-Gahali Köyü'nden şu sözleri derlemiştir: Guza
guza Gus
guruza Allah'dan
güneş isderuz Hanunnardan
gaymag isderuz Verenun
teknesine bereket Vermiyenun
teknesine başum gadar Bir
kokmiş siçan düşsun 102 Caferoğlu
Güneş Duası geleneğine, 11 yıldan beri gezdiği 30-40 ilde rastlamadığını,
Türkiye'de sadece Trabzon ve Rize'de bulunduğunu ifade ediyor. Bölgede tespit
ettiği edebiyat nevileri içinde kendisin en çok Güneş duasının
ilgilendirdiğini belirterek, "karakter ve şekil itibariyle tamamiyle
Azerbaycan'dakinin aynı olduğundan, bu da vaktiyle tespit ettiğim veçhile
Şamanizm dini bakiyesinden başka bir şey olmasa gerektir" 103 diyor. Azerbaycan'da Godu Godu Aynı
geleneğin Azerbaycan'da da bulunduğunu Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü teyit
ediyor. Şimdi bu sözlüğün "Godu godu" maddesini okuyalım: "Godu-godu: Eskiden ardı arkası kesilmeden yağmur
yağdığında köy çocuklarının toplaşarak kapı kapı dolaşıp türkü söyleme
merasimi ve bu merasimlerde okunan türkülerin kendisi." 104 Azerbaycan’da
uzun zaman yağmur yağdığında, godu yaptıkları birisini gelincik gibi
kırmızıya bezeyip güneşi çağırmak için gezdirip mani okuturlar kuraklık vakti
ise yağmur yağdırmak için goduyu ot ve küçük dallarla bezeyip mani okuta
okuta gezdirirler. Bu sırada ahali godunun üstüne su serper ve gezdirenlere
pay verirler. Bu merasimi eskiden efsun la uğraşanların yaptığı kanaati
mevcuttur. 105 Bu kanaat de Caferoğlu’nun Şamanizm bağlantısını teyid eder
niteliktedir. Söylenen
mani ise şöyledir:
kızıl
kayadibinden --------------------------- kara
tağuk kanadi kim
vurdu kim sanadi it
baldırım daladı bal
verin bağlamaya vermeyenin
kızı olsun tandıra
düşsün kırmızı pişsin 107
İkinci
büyük benzerlik her birinde farklı isimlendirilse de, korkuluk benzeri bir
şeyin kırmızı kumaşlarla süslenmesi ve gezdirilmesi sözkonusudur.
Azerbaycan'da kırmızı giydirilen bir kişi olduğu ifade edilmektedir. Şaşılacak
derecede benzer olan bir diğer özellik ise verene dua edilirken vermeyene
beddua edilmesidir. Üstelik de örneklerin hepsinde "verenin -
vermeyenin" teması ve kelimeleri aynen geçmektedir. Hemşin ve Azeri
örneklerinde; "Verene bir koç oğlan, Vermeyene kör, topal kız, O da
yansın ateşe." (Hemşin) ve "vermeyenin kızı olsun, bir gözü de kör
olsun, tandıra düşsün kırmızı pişsin " (Azeri) şeklinde müthiş bir
benzerlik sözkonusudur. Anlaşıldığı
gibi, aynı kültür kodu hem Azerbaycan hem de Karadeniz Bölgesinin Trabzon ve
Rize illerinde söz konusudur. Üstelik geleneğin yapılış şeklinden, söylenen
manilere kadar hemen her şey son derecede benzemektedir. Sonuç Sonuç
olarak, bugün Türkiye'de Karadeniz ve Karadenizli deyince akla gelen;
"uşak", "haçan", "haboyle" ve benzeri kelimeler
başta olmak üzere, Karadeniz'e has pek çok mahalli kelime Azerbaycan
Türkçesi'nde de mevcuttur. Güney Azerbaycan'ın en önemli şehri olan Tebriz'de
yazılmış Haydar Babaya Selam şiirindeki kelime ve dil benzerlikleri de önemli
bir gösterge durumundadır. Azeri Türkçesi ile Doğu Karadeniz ağzı arasındaki
yapı benzerliklerinin azımsanamayacak kadar fazla olduğu gösterilmiştir. Son
olarak Güneş Duası geleneğinin Trabzon ve Rize ile Azerbaycan arasında ortak
bir kültür kodu olduğu tespit edilmiştir. Tespit
ettiğimiz Azerbaycan dil ve kültür özelliklerinin; basın, yayın, eğitim ve
benzeri öğrenme yöntemleri ile Doğu Karadeniz’de edinilmesi mümkün olmadığına
göre göçlerle buralara gelmiş olduklarını kabul etmemiz gerekiyor. Bu
noktada, Tebriz’de yoğun olarak yaşayan Azerilerin Doğu Karadeniz’e gelmiş
oldukları halde, tebası oldukları Akkoyunlu ismiyle anılmış olmaları ihtimali
akla geliyor. Verilen bilgiler ışığında, İslam öncesi dönemdeki göçlerle
gelen Kıpçak ve Kuman unsurlardan sonra, Doğu Karadeniz’e gelen Müslüman Oğuz
Türklerinin önemli oranda Azeri unsuru taşıdıklarını söyleyebiliriz. -------------------------------- 98 Rize kültür Derlemeleri, s.265 99 Caferoğlu, Kuzey Doğu İllerimiz... s.265 100 Rize Kültür Derlemeleri, s.42 101 Ömer Şen, Trabzon Tarihi, Derya Kitabevi yayını,
Trabzon, 1998. s.427 102 Caferoğlu, Kuzey Doğu İllerimiz... ss.143-144 103 Caferoğlu, Kuzey Doğu İllerimiz... s.XVI 104 Altaylı 105 Azerbaycan Sovyet Ansiklopedisi, Azer Neşir yayını, Bakü,
1979, 106 Azerbaycan Klasik Edebiyyatı Kitabı (20 Cilt) 1982, 1.
Cilt, Folklor, 107 Azerbaycan Folkloru Antologyası Azerbaycan Sovyet
İlimler Akademyası Neşriyat, Bakü, 1968 s. 24. (Not: Dipnot verilen üç Azerbaycan
kaynağındaki bilgiler Bakü'den Hanife Kübra tarafından aktarılmıştır.) ------------------- Doğu
Karadeniz'de Azeri Türkçesi-Ana Sayfasına Git
-------------- |