|
DOĞU KARADENİZ'DE AZERİ TÜRKÇESİ VE GÜNEŞ DUASI GELENEĞİ Gani Gönüllü |
3-5 Mayıs 2001
tarihleri arasında düzenlenen "Trabzon ve
Çevresi Uluslararası Tarih-Dil-Edebiyat Sempozyumu"na sunulan Tebliğ'in metnidir. |
|
|
A-KELİME BENZERLİKLERİ Azerbaycan
Türkçesi ile Doğu Karadeniz Mahalli Ağzı arasındaki en önemli benzerlikler
kelimelerde ortaya çıkar. Bazen Türkiye Türkçe'sinde hiç bulunmayan, bazen de
farklı bir anlam taşıyan kelimelerin, Azerbaycan'da ve Doğu Karadeniz'de aynı
anlamda kullanıldıklarını görmekteyiz. Ha Uşak ha! Uşak kelimesi, Türkiye Türkçesi'nde
genel olarak "hizmetçi" anlamında kullanılır. Karadeniz'deki
mahalli kullanımı ise, "çocuk" anlamındadır. Özellikle de
"erkek çocuk" için kullanılır. Maçka'da "kız uşak",
"erkek uşak", "uşuğum" ve "uşakluk" kelimeleri
tespit edilmiştir.11 Rize'de ise "uşak," "uşakluk"12 ve
"bizim uşağlar"13 şeklinde derleme sözlüklerine geçmiştir. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü'ne
baktığımızda, uşak kelimesinin Doğu Karadeniz'deki gibi "çocuk"
anlamını taşıdığı, fakat gayet geniş bir kullanım alanına sahip olduğu ortaya
çıkıyor. Şimdi bunları görelim: Uşag: 1- Çocuk // Civan,
genç (erkek veya kız). 2- Erkek veya kız (bebeklik çağında). Uşağı olmag çocuğu
olmak, çocuk doğurmak. Uşagı olmamak Çocuğu olmayan, evladı olmayan ve
olmayacak olan kimse. 3- mec. Mukayese, karşılaştırma anında kullanılır. Uşag
bağcası Ana okulu, kreş. Uşag evi Annesi ve babası olmayan
çocuklar için yapılan yer. Uşag kimi bahmag (beslemek) Çok sevmek,
üzerine çok düşmek, gözü gibi korumak. Uşag şeherciyi çocuk bahçesi,
parkı. Uşagların anası Eş, zevce (karşıdakine hürmet ifadesi olarak
eşinin adı anılmıyor, yerine bu ifade kullanılıyor). Uşagların atası Koca,
eş. Sözlüğün "uşag" maddesinde
geçen; "uşağı olmak", "uşağı olmamak" ve "uşakların
anası" kavramları Bölgemizde de aynen kullanılmaktadır. Ancak, “uşag
bağcası”, "uşag evi" ve "uşak şeherciyi", "uşagların
atası" gibi, Karadeniz'de olmadığı halde Azeri lisanında bulunan
kavramlar, "uşak" kelimesinin Azerbaycan'da daha geniş olarak kullanıldığını
göstermektedir. Bununla birlikte, Azeri Türkçesi'ndeki "uşak" ile
başlayan kelimeler ve oluşan deyimler bu kadarla da kalmamaktadır. Uşagcanlı: Kendi çocuklarını, evlatlarını haddinden fazla seven
kimse. Uşagcanlılıg: Kendi çocuklarını, evlatlarını
haddinden fazla sevme, sevgi gösterme durumu. Uşagcasına: Çocuk gibi, çocukçasına, saflıkla. Uşagcıg: Küçük çocuk, yavrucuk. Uşagciğaz: Çocukcağız anlamında okşama ifadesi. Uşagemizdiren: Kendi sütü ile çocuğunu besleyen,
bebeği olan. Uşaglanmag: Çocuklaşmak, çocuk gibi davranmak. Uşaglaşmak: İhtiyarlıktan dolayı hafızası
zayıflamak, çocuk gibi davranmak. Uşaglı: Çocuğu veya çocukları olan. Uşaglıg: 1-Çocukluk yaşları çağı. 2-mec. Çocuk hareketi,
çocukçasına hareket, ciddiyetsiz hareket; akılsızlık. Uşaklıg elemek
(etmek) Düşünmeden hareket etmek, akılsızca davranmak. 3-Ana rahmi. Uşaglıgdan: Küçük yaştan, çocukluktan, çok küçük
yaştan. Uşagsaldırma (Uşagsalma): Çocuk aldırma, çocuk henüz
cenin halindeyken aldırarak hamileliğe son verme, kürtaj. Uşagseven: Çocukları seven, küçük çocukları
eğlendiren, seven kimse. Uşagsevenlik: Çocuklara karşı sevgi duyma, onları
sevme. Uşagsız: Çocuğu, evladı olmayan, çocuksuz. Uşaksızlıg: Çocuğu evladı olmama durumu. Bunlardan
özellikle; uşakcasına, uşaklaşmak, uşaklı, uşaksız ve "ana rahmi"
anlamına gelen "uşaklık" kelimesi Karadeniz'de aynen
kullanılmaktadır. Azerbaycan
Türkçesi'nde, yukarıda sayılan ve uşak kelimesinden türeyen 25 kelime veya
deyim mevcut iken, Doğu Karadeniz'de sadece 13 kelime veya deyim mevcuttur. Şehriyar'ın "Haydar Babaya
Selam" isimli eserinde çok sayıda kıtada "uşak" kelimesi
geçmektedir. Bunlardan sadece birini örnek olarak vermek istiyoruz: Heyder
baba, gün daluyi dağlasın, Üzün
gülsün bulahların ağlasın, Uşahların bir deste gül bağlasın, Yel gelende ver getirsin bu yana, Belke menim yatmış behtim oyana. Bu kıtada geçen "üz"
kelimesinin "yüz", "bulah" kelimesinin de
"pınar" anlamına geldiğini hatırlatalım. Haçan Naçar Kalursen Karadenizlinin Temel ve Dursun
tiplemelerine atfedilen fıkralarda da sıkça kullanıldığı gibi, mahalli ağızın
en belirgin ifadelerinden biri "haçan" kelimesidir. Bu kelime Doğu
Karadeniz'de; "ne zaman," "ne zaman ki,"
"madem," "ancak," "eğer" gibi anlamlarda
kullanılmaktadır. Akçaabat'ta "hacan" şeklinde kullanımı
kaydedilmiştir.14 Rize'de bir düğünde şu atma türkü
söylenmiştir: Reise bak, Reise, Reis horondan kaçtı, Haçanki oldi
Reis, Bu Rize çiçek açti.15 Burada "haçan ki" deyimi
"ne zaman ki" anlamında kullanılmıştır. Şimdi de Azeri Türkçesi sözlüğümüze
bakalım: Haçan: ne
zaman, ne vakit.16 Bu kelimenin Doğu Karadeniz'deki
kullanım alanının daha geniş olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; hem
"Haçan gelmiştin" cümlesindeki gibi "ne zaman" anlamında
kullanılır, hem de "Haçan paran yoğidi niçun bindun kayığuma,"
şeklinde; "mademki" anlamında da kullanılır. "Haçan
naçar kalursen, tul kari da alursen" şeklindeki mahalli deyimde,
"haçan" kelimesinin yanı sıra, "çaresiz, ilaçsız" anlamına
gelen "naçar" kelimesi de kullanılıyor. Bu kelime, Azeri
dilinde de aynen "naçar kalmag" şeklinde mevcuttur. Haboyle / Habele Bir
başka kelime ise İsmail Türüt'ün "Gel habole bu yana, Bir şey diyeyim
sana" türküsünde kullandığı "habole" veya “haboyle”
kelimesidir. Rize'de "böyle" anlamında "ha bole,"
"ha bule"17 ve "haböyle" şeklinde kullanılmaktadır.
Trabzon'da ise "haboyle"18 olarak ve "böyle, öyle, bu
biçimde" anlamlarına sahiptir.19 Bu kelimeyi Azerbaycan Türkçesi
sözlüğümüze baktığımızda: Habele: Bunun gibi,
böyle, bu şekilde, ayrıca. İfadesine rastlıyoruz. Aha "Aha"
kelimesi; "işte o, işte bu,"20 "işte burada,"21 "aha
işte, hemen şurada, böyle"22 anlamında Doğu Karadeniz'de tespit
edilmektedir. Azerbaycan'da ise anlamı şudur; Aha: 1-Bir şeyi arayınca ve
aniden karşılaşınca, bir şeyi ani olarak anlayınca söylenir. 2-Tasdik, rıza
gösterme bildirir, elbette, iyi, evet, doğru. Uy uy! Hiç bir derleme çalışmasında yer
almamakla beraber; "uy uşağum," "uy uy ne deyisun" gibi
kullanımlarına kulağımızın alışkın olduğu bu ünlemi, tipik bir Doğu Karadeniz
ifadesi olarak görüyoruz. Azerbaycan Sözlüğündeki anlamı ise
şöyle: Uy-uy: ağrı, sızı, korku, ürküntü vs
duyguları ifade etmek için çıkarılan ses. Yansılamak - Yamsılamak Çayeli'nde
"yansılamak", Rize merkezde "yamsılamak" olarak kullanılan
kelime, "taklit etme; bir başkasının dediğini aynen tekrar etme"23
anlamına gelmektedir. Bu Türkçe kelime, mübadele ile 1924 yılında
Karadeniz'den Yunanistan'a göç eden Rumlar arasında da kaydedilmiştir.24 Bakalım
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü'nde ne anlama geliyor: Yansılamag
(Yamsılamag): Başkasının taklidini yapmak, konuşmasını, hareketlerini vs
taklit etmek. Yansılanmag:
taklit edilmek. Sözlükte
bu şekilde geçen kelimeyi Şehriyar da kullanmış: Fizze
hanım Huşgenab'ın güliydi, Amir
Yehya emgızının guliydi, Ruhsare
artist idi sövgüliydi, Seyid Hüseyn Mir Salih'i yansılar, Amir Cefer geyretlidir gan salar. Burada kelime "yansılamak"
şeklinde kullanılmıştır. Şehriyar'ın çocukluk arkadaşları olan bu kişilerle
ilgili çeşitli olaylara atıf yapılıyor. Şiirde geçen "emgızı"; amca
kızı, "gan salma"; kavgada kan akıtma anlamına gelmektedir. Lobya Fasulye
anlamında kullanılan "lobya". Bu kelime Trabzon ve Rize'de lobiya
veya lobya şeklinde kullanılırken, Çayeli'nin doğusundaki Lazca konuşan
yörelerde; aynı şekilde "lobya" (Pazar) veya "haci"
(xaci) (Arhavi)25 olarak geçiyor. Azerbaycan'da
ise; Lobya: Fasulye. // Bu bitkinin tohumu. Lobyalı: Fasulyeli, fasulye ile pişirilmiş. Lobyaçilov: Fasulye ile pişirilen pilav. İşim Çok Becit Bekletmeden
yapılması gereken, yani acele olan işler için "becit" kelimesi
kullanılır. Acele anlamında "bu işim çok becittir,"26 şeklinde
Rize'de, önemli ve acele27 anlamlarında Maçka'da görülmektedir. Lazca konuşan
yörede "önemli" (Ardeşen) ve "aciliyeti olan, acil"28
(Pazar) şeklinde geçmektedir. Azerbaycan
Türkçesi'nde ise; Becid: acele, çabuk, süratli29 manası
ile yer almaktadır. Ye de Çorlan Çorlanmak
deyimi; "yemekten boğulmak, zehirli bir şey yemek,"30 şeklinde
Rize'de, "yemek, (olumsuz anlamda) tıkınmak," anlamında da Maçka'da
kullanılmaktadır. "Çor" kelimesinin karşılığı ise; hastalık, ishal,
nasır vs." şeklinde verilmiştir.31 Daha çok yemekle ilgili olmak üzere,
kelimenin olumsuz anlamı öne çıkmakta; "çor yiyesin," "çorlanasın"
yahut "ye de çorlan" ifadelerinde ise beddua hüviyeti
kazanmaktadır. Azeri
Türkçesi Sözlüğü'nde; Çor: küfür, beddua ifadesi.32 anlamı
ile karşılanmaktadır İşgil, İşkil yahut İşkir İşgil,
işkil veya işkir kelimesine bölgede verilen anlamlar; vesvese, tedirgin
olma,33 şüphe, korku şeklinde iken işgillenmek ise kuşkulanmak34 kelimesi ile
karşılanmaktadır. Azerbaycan'da
ise; İşgil: 1.şüphe ve ümit 2.zorluk, engel ve
zor durum35 şeklinde iki ayrı anlama sahiptir. "Kuyis Etmek" Kuyis
kelimesi, bölge derleme sözlüklerinde; çığlık, bağırıp çağırma,36 kuyis
etmek; çığlık atmak,37 bağırıp çağırmak, bağırmak, çığlık atmak şeklinde
anlamlandırılmış. Bir yerde ise "kuyişma" şeklinde ve "telaşla
bağırıp çağırma"38 anlamında yer almaktadır. Azerbaycan'da
ise, kelimenin sonundaki "is" veya "işma" ekleri yer
almayarak şu şekilde kullanılıyor: Küy: gürültü, patırtı, kavga, münakaşa
eden kimselerin bağırıp çağırmaları. Küy düşmek: heyecan, bağırıp çağırmak. Küy basmağı: karışıklık gürültü meydana getirmek.
39 Hiç Keriz Gördünüz mü? Küçükken
Rahmetli Babamla birlikte çay bahçelerimizden birine gitmiştik. Gezerken
zeminin çok ıslak olduğunu fark etmiş ve bunun sebebini sormuştum. Aldığım
cevap "Burada keriz var" şeklindeydi. Kerizi görebilmek
arzusuyla çevreye bakarken, Babam merakımı giderdi; "burada yer altı su
kanalı var, tam şurada kanal bitiyor ve su yüzeye çıkıyor" dedi. Bütün
lise ve üniversite tahsilim boyunca, keriz veya kehriz kelimesinin bu
anlamına bir daha rastlamadım. Şimdi ise, Azeri Türkçesi sözlüğünde karşıma
çıktı. Kehriz: Yer altı su yolu, su kemeri. Azerbaycan'da
kehriz sisteminin M.Ö. 1.yüzyıldan itibaren kullanıldığını kaydeden
Azerbaycan Folklor ve Etnoğrafya Sözlüğü adlı eser, kelimeyi şu şekilde
tanımlıyor: "Yer altındaki içme suyunun çıkarılması için kazılan
lağım. Kehriz suyundan sulamada ve içmede istifade edilmiştir. Suyu temiz ve
şeffaf olur."40 Gorbagor Gitmek "Korbakor
olma" veya "Gorbagor olma, yahut gitme" deyimi, beddua olarak
Karadeniz'de çokça rastlanılan bir ifadedir. "Kötü duruma
düşmek,"41 "yok olmak"42 şeklinde anlamları vardır.
"Gor" kelimesi ise "mezar, kabir"43 şeklinde
tanımlanmıştır. Lazca konuşan kesimde "Gorbagori" şeklinde ve
"kötü ruhlu"44 anlamında (Pazar) rastlanmıştır. İşte
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğündeki karşılığı: Gorbagor: Ölen birine küfür olarak kullanılır.
Gorbagor etmek Ölen bir adamı tahkir etmek, rezil etmek, arkasından küfür
etmek. Gorbagor olmak ölmek, gebermek (küfür olarak kullanılır). Çepiş Göçlerle
getirilen kültürün kalıntısını herhalde en çok hayvancılıkla ilgili
kelimelerde bulmak mümkündür. İşte "çepiş" kelimesi de sadece
hayvancılık uğraşını devam ettiren ailelerin kullandığı kelimelerden biridir.
Trabzon-Maçka'da "çebiç" şeklinde ve "altı aylık keçi
yavrusu"45 anlamında, Rize'de "çepiç" olarak ve "bir
yaşında keçi"46 anlamında görülmektedir. Lazca konuşan yörede ise
"çebiçi" olarak ve "bir yaşında dişi keçi"47 manası ile
tespit edilmiştir. Azerbaycan'da
ise; Çepiş: Bir yıllık keçi yavrusu. Çoban kültürüne yakın olanlar keçi
yavrusuna bu ismin verildiğini bilirler. Doğu Karadeniz'de olduğu gibi
Azerbaycan'da ve Tebriz'de de keçi yavrusuna aynı isim verilir. Şehriyar da
bunu dizelerinde ispat ediyor: Kecaveyle
bu çaydan çoh geçmişih, Bu
çeşmelerden ne sular içmişih, Bu
yoncalıhlarda kesip biçmişih, Çepişleri gıdıhlayan günlerim, Çepiş kimi oynahlayan günlerim. Bu
dörtlükteki tek yabancı kelime "kecave"dir ve develerin üzerine
konulan deve tahtı manasına gelmektedir. Toğli, Tohli veya Toklu Hayvancılıkta
kullanılan bir başka kelime de "tohli," "toğli,"
"toklu" yahut "toğlu" kelimesidir. Bu kelime Bölgede
küçük koyun veya koç ile öküz yavrusu için de kullanılmaktadır. Rize'de
"tohli" şeklinde ve "erkek buzağı"48 anlamında
kaydedilmiştir. Çayeli'nde küçükbaş hayvan sahipleri buna "koyun
yavrusu" anlamı vermişlerdir. Çayeli'nin doğusundaki yörede
"toxli" (tohli) şeklinde ve "bir yaşındaki koç"49
anlamında kullanıldığı görülmüştür. "Toklu" olarak Giresun'da ve
"büyükçe kuzu" anlamında kaydedilmiştir.50 Azerbaycan'da; Toğlu: On aylık, bazen de bir yıllık koyun
yavrusu. Kültürün zamana en dayanıklısı,
herhalde hayvancılık ve çobanlıkla ilgili olanıdır. Çünkü tabiatı gereği
şehirdeki değişimden uzakta kalan, yazılı ve sözlü basını takip edemeyen, üstelik
çoğunlukla eğitimden de yoksun kalan bir kesimi oluşturur çobanlar. İşte bu
sebeple, çobanlık ve hayvancılıkla ilgili terimler yüzyıllara daha fazla
dayanma imkanına sahiptir. Türkçe'de genelde koyunun yavrusuna
kuzu denildiği malumdur. bu Azerbaycan'da da Türkiye'de de değişmez. Ancak,
kuzunun altı aylık olanına "tohli" denilmesi, Azerbaycan ve Doğu
Karadeniz havancılığında halen devam eden ortak bir kullanımdır. Tohli
kelimesinin "yavru öküz" için kullanılması anlam kayması sebebiyledir. Gadanı Almak Şu
anda daha çok "senin için feda olsun", "canın sağolsun"
gibi anlamlarda Karadeniz'de kullanılmaktadır. Derleme çalışmalarında ise;
"gada" kelimesinin karşılığı; "dert, hastalık, sıkıntı,
bela"51 ve "dert, keder"52 şeklinde kaydedilirken,
"gadanı almak"; "çare olmak, avutmak"53 şeklinde
anlamlandırılmaktadır. Azerbaycan
Türkçesi Sözlüğünde ise şu şekilde verilmiş: Gada: 1- Bela, dert, felaket. 2- "Gadası"
şeklinde: Yalvarış veya okşama ifadesi olarak rica yahut hitap bildirir. Gadam
sende (olsun)! Kargıma, beddua ifadesi. Gadan(ı) alim! Yalvarış
veya okşayışla rica bildirir. Gadası canıma Okşama, nazını çekme, nazı
ile oynama, çok sevdiğini belli etme ifadesi, derdini alayım anlamında. Ander Kalsın Doğu
Karadeniz'in hemen her yöresinde kullanılan, ama anlamı az-çok
farklılaşabilen bir deyim bu... Daha çok beddua olarak kullanılan ander
kelimesine şu anlamlar veriliyor: "uğursuz, sahipsiz, metruk,"54
"fena, kötü,"55 "sahipsiz, lüzumsuz,"56 "cansız,
fena, işe yaramayan, çirkin uğursuz, miskin, tenbel, garip, aciz,
tuhaf".57 "Ander kalmak" şeklinde ise; "kötülüğe kalmak,
yok olmak"58 ve "olmaz olmak, yok olmak, ölüden arta kalmak"59
şeklinde kaydediliyor. Trabzon-Maçka'da "anderin gaybanasi"
şeklinde de kullanıldığı belirtilmiş. Lazca konuşan yöremizde "anderi,
termaşi, kaybana" olarak ve "ölünün arkasında bıraktığı
eşyalar"60 anlamında tespit edilmiştir. Ordu ve Giresun taraflarında
"andır galmak" şeklinde ve "kahrolmak, ölmek" anlamında
görülüyor.61 Bu
kelimeye Azeri Türkçesi'nde "andır" şeklinde tesadüf ediyoruz. Andır: Asıl manası sahipsiz maldır. Ölen birisinin akrabalarına
miras olarak bırakıp gittiği mal, vs. Şimdi, canlı dilde küfür ve beddua
anlamında kullanılır (bazen "andıra galmış" şeklinde
kullanılır). Doğu Karadeniz'de beddua ve kötü söz
olarak kullanılan bu deyim Azeri Türkçesinde "andır" ve
"andıra galmag" şeklinde aynen yer alıyor. Kelimenin köken olarak
anlamı; "ölünün arkasında kalanlar" olduğu halde, zaman içerisinde
hakaret ve beddua anlamı kazanarak günümüze kadar gelmiştir. Kuzey Azerbaycan'da olduğu gibi, Güney
Azerbaycan'da da "andıra galmış" ifadesine rastlıyoruz. Tebriz'li
Şehriyar bakın ne diyor: Ketdi
yazıg çırağ tapmır yandıra, Görüm
sizin bergiz galsın andıra, Kim
bu sözi erbablara gandıra, Nedür ahır bu milletin günahı, Dutsun sizi görüm mezlumlar ahı. "Galsın andıra" ifadesini
kullandığı kıtayı, "sizi mazlumların ahı tutsun" bedduasıyla
bitirmesi, bu ifadenin nasıl kötü bir anlamda kullanıldığını gösteriyor.
Burada "çırağ" kelimesi çıra, "tapmır"; ateşin tutmaması,
"bergiz"; biriniz, "gandıra"; sözü kandırmak, inandırmak
anlamında kullanılıyor. Külfeti Çok Olmak Külfet
(bazı yerlerde küflet) kelimesi, Çayeli'nde "ev halkı" anlamında
kullanılır. "Onların külfeti çoktur" denildiği zaman, kastedilen
aile nüfusunun kalabalık olduğudur. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğünde de bu
kelimenin benzeri bir anlamı vardır. Külfet: 1- Aile, eş, zevce. Külfet sahibi
Aile reisi, baba. 2- Eş, zevce anlamında. 3- mec. Eziyet, zahmet. Külfetarası: Aile içinde meydana gelen, aile
arasında, ailede olan. Külfetli: Ailesi, eşi ve çocukları olan. Külfetlikte: Bütün ailece, bütün aile ile
birlikte. Külfetsiz: Ailesi, çoluk çocuğu olmayan. Külfetsizlik: Ailesi, eşi çocuğu olmama durumu. Alaf Kısaca
hayvan yemi olarak algılanan bu kelime, bazen "yeşil ot veya
bitkiler,"62 bazen de "kışlık hayvan yiyeceği olarak kuru
ot"63 şeklinde anlamlandırılmaktadır. "Alafa gitmek"64 kavramı
da hayvanlara yiyecek taze ot veya bitki dalları getirme anlamında
kullanılmaktadır. Pazar ilçemizde "alafi" şeklinde ve
"karayemiş ağacına benzer, yaprakları inek gibi hayvanlar tarafından
yenen bir bitki"65 olarak görülmektedir. Giresun ve Ordu'da ise
"mısır sapı" anlamına gelmektedir.66 Doğu
Karadeniz'deki bu kullanıma karşılık, Azerbaycan'da bu kelimeye şu anlam
verilmektedir. Alaf: Hayvan yemi. (ot, saman vs.) Alaflamag: Hayvanı yemlemek, yem vermek. Buna
karşılık, Azeri Etnografya Sözlüğünde kelimeye şu anlam verilmektedir: Allaf: Tahıl, ot,un, yem vs alışverişçisi.
Bunların satıldığı yere de allaf dükkanı denilir.67 Demek
ki kavramın Doğu Karadeniz ve Azerbaycan'daki kullanımı birbirine benzer
şekildedir. Deyirmi yahut Değirmi Deyirmi,
yahut değirmi kelimesi; "yuvarlak, yassı," 68 "başörtünün
üstünde sarılan tül, çenber,"69 "başörtüsü, boyu eni kadar olan
kumaş ölçüsü"70 anlamlarında Doğu Karadeniz'de kullanılmaktadır. Başın
üzerine dolanarak, yuvarlak çember şeklinde bağlanmasından dolayı,
"çenber" ve "deyirmi" kelimelerinin başörtüsü ile
özdeşleştiği görülüyor. İşte aynı kelime Azeri Türkçesi'nde de var: Deyirmi: 1- Daire şeklinde olan; yuvarlak,
dairevi. 2- Yuvarlak. Deyirmice: Biraz yuvarlak. Deyirmilemek: Yuvarlak hale getirmek. Deyirmilenmek: Yuvarlak hale getirilmek, dairevi
duruma getirilmek, tam daire şeklini almak. Deyirmileşdirilme: Yuvarlak hale getirilme, tam
hale getirilme (hesap, rakam). Deyirmileşdirilmek: 1- Yuvarlak hale getirilmek,
2- Kesirsiz hale getirilmek (hesap, rakam). Deyirmileşdirme: Yuvarlaklaştırma, kesirsiz hale
getirme. Deyirmileşdirmek: 1- Yuvarlaklaştırma, yuvarlak
hale getirmek, 2- Kesirsiz hale getirmek (hesap). Deyirmileşmek: Yuvarlaklaşmak. Deyirmiletmek: Yuvarlak hale getirmek. Deyirmilik: Yuvarlak şeyin hali, yuvarlaklık. Deyirmisifet: Yuvarlak yüzlü, suratlı. Deyirmisov: Biraz yuvarlak, dairevi. Hutbin veya Hudbin Aşırı
biçimde kendini düşünen ve insanlarla uyum sağlayamayan kişilere Rize ve
Çayeli'nde "hutbin" denilmektedir. Bu kelime Azeri Türkçesi'nde de
benzer anlamlarda kullanılıyor. Hudbin: Sadece kendini düşünen, bencil,
egoist. Hudbinlik: Bencillik, egoistlik. Tentene Tığ
ile yapılan dantele Doğu Karadeniz'de "tentene" deniliyor. Azeri
Türkçesi'nde buna benzer bir kelime olan "dendene"nin anlamını
okuyalım. Dantelden bahsedilmiyor olsa da, tarifteki benzerlik dikkat
çekicidir. Dendene: Binaların kenarlarındaki dişli
nakışlar. Dendeneleme: Diş diş etme, küçük küçük bürümcük
şeklinde nakış vurma. Dendenelemek: Küçük küçük bürümcükler yapmak,
bezemek. Dendenelenme: Küçük küçük bürümcükler yapılma,
kırış kırış bezek vurma. Dendenelenmek: Küçük küçük girintili bezekler
yapılmak, bürümcükler işlenmek. Dendeneli: Üzerinde küçük küçük, girintili
çıkıntılı bezekleri olan. Kuymak veya Guymag Bölgede
muhlama da denilen bir yemek çeşidi olan kuymak, "peynir katılarak mısır
unuyla"71 yapılmaktadır."Peynirli muhlama"72 olarak da tarif
edilmektedir. Azerbaycan
Folklor ve Etnoğrafya Sözlüğünde ise şu şekilde anlatılıyor: Guymag: Azerbaycan mutfağında eski tarihlere
dayanan bir yemek çeşidi. Zayıf insanlara, doğum yapmış kadınlara tavsiye
edilir. Bu
tanımdan sonra, un ve tereyağına su katılarak peynirsiz yapılışı
anlatılmaktadır.73 Azerbaycan
Türkçesi Sözlüğü'nde de şu tarif veriliyor. Guymag: Un ve yağla pişirilerek bal veya
şekerle yenen bulamaç, hamur işi. Atmacanın Erkeği; Cüre Rize
- Sarp arasında atmacacılık bir hayli yaygın olan bir spordur. Önce özel
yetiştirilen bir kuş marifetiyle atmaca yakalanır, sonra da atmaca ile
bıldırcın avlanır. İşte bu atmacanın erkeği olan ve cüsse bakımından
atmacadan bir hayli küçük olan kuşa "cüre" denir. Azerbaycan
Türkçesi'nde de "cüre" aynı anlamda kullanılmaktadır. Cüre: Şahin cinsinden etle beslenen bir
kuş. Cüre: Çok küçük, boyu uzamamış, sıska. Cüreleşmek: Küçülmek, sıskalaşmak. Diğer Kelimeler Kudret
Emiroğlu'nun Trabzon-Maçka Etimoloji Sözlüğü, toplam 2345 mahalli kelime
tespit ederek incelemiş ve bunların sadece 40'ının etimolojisini incelerken
Azeri Türkçesi'ne atıfta bulunmuştur.74 Halbuki ekte sunduğumuz sözlük
karşılaştırmasında, Emiroğlu'nun Sözlüğü'nde geçen 67 kelimeyi Azerbaycan
Türkçesi Sözlüğü'nde tespit etmiş bulunuyoruz. Azeri Türkçesi ile ilgili
sadece Ehlimen Ahundov'un "Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri" adlı
eserin kullanılmış olması yeterli tespit yapılmasını engellemiş olmalıdır. Muzaffer
Arıcı'nın "Her Yönüyle Rize Şiveleri" kitabında toplam 1251 mahalli
kelimeye yer verilmiş, bunlardan 114'ünün yanına "Azeri" kelimesi
konularak kaynağı gösterilmek istenmiştir. Arıcı bundan başka; Kırgız,
Türkmen, Tatar, Kazak, Özbek, Uygur, Kıpçak ve Başkurt kelimeleri de tespit
ettiğini göstermiştir. Ekte
sunduğumuz "sözlük karşılaştırması"nda, sadece ana kelimeleri
hesaba katarsak 95 kelimenin Doğu Karadeniz mahalli sözlükleri ile Azeri
Türkçesi Sözlüğü’nde ortak olduğunu görüyoruz. Türeyenleri ile birlikte
değerlendirdiğimizde, bu kelimelerin mahalli sözlüklerde 147, Azerbaycan
Türkçesi sözlüğünde ise 218 farklı kaydına rastlıyoruz. Buradan, genel bir
değerlendirme olarak, Doğu Karadeniz mahalli kelimelerinin Azerbaycan’da daha
yaygın olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Sözlük
karşılaştırmasında konu edilen Azeri Türkçesi'ne ait kelimelerden 19'unu,
Lazca konuşan Pazar-Hopa arasından yapılan derlemelerde buluyoruz.75
Oğuzların batıdan, Kuman ve Kıpçakların ise doğudan Karadeniz'e geldikleri
düşünüldüğünde, bu yörede esas Kuman ve Kıpçak Türkçesi'ne ait kelimelerin
bulunacağı anlaşılır. Buna rağmen Azeri Türkçesi ile özdeş 19 kelimenin
tespit edilmesi önemlidir. Burada geçen 95 Azeri kelimesi üzerinde yapılan
bir başka incelemede, bunlardan 30'unun Lazca konuşan yörede kullanıldığı
tespit edilmiştir. 76 Azeri
Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki karşılıklı anlaşabilirlik ve çok
büyük orandaki benzerliğin aynı şekilde Karadeniz'de de geçerli olduğunu,
burada konu ettiğimiz "mahalli kelimeler" babında ise ilave bir
özdeşliğin ortaya çıktığını vurgulamak istiyoruz. -------------------------------- 11 Kudret Emiroğlu, Trabzon-Maçka Etimoloji Sözlüğü, Sanat
Kitabevi, Ankara, 1989. 12 Anonim, Rize Kültür Derlemeleri, Rize Halk Eğitim
Müdürlüğü yayınları No:7, Rize, 1999. 13 Muzaffer Arıcı, Her Yönüyle Rize Şiveleri, Odak Ofset. 14 Caferoğlu, Kuzey Doğu İllerimiz Ağızlarından
Toplamalar. 15 Süleyman Kazmaz, Rize-Çayeli Halk Kültürü Araştırmaları
I, Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı yayınları No.21 Ankara,
1988. S.65. 16 Altaylı 17 Günay. 18 Rize Kültür Derlemeleri. 19 Emiroğlu, age. 20 Rize Kültür Derlemeleri. 21 Arıcı. 22 Emiroğlu. 23 Rize Kültür Derlemeleri. 24 Mehmet Bilgin, Doğu Karadeniz Tarih Kültür İnsan,
Serander yayınları, Aralık, 2000, s.119, Ömer Asan'ın kendi kitabına koymayıp
yazara verdiği bilgiye göre, Mübadele sonucu göç edenler arasında şu Türkçe
kelimelere rastlanmıştır: "esmur/rüzgar, yansılamak/taklit etmek,
boğalmak/üzülmek (bunalmak). Ayrıca Rumca eklerle kullanılan Türkçe kelimeler
de sözkonusudur: arayevo/aramak, zorlayevo/zorlamak, dağıtevo/dağıtmak,
boğalefkume/boğalmak (bunalmak), surunefkume/sürünmek gibi. 25 İ.Avcı Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, Lazca-Türkçe
Sözlük, Akyüz yayıncılık, İstanbul, 1999 s.234. 26 Arıcı 27 Emiroğlu 28 Bucaklişi, Uzunhasanoğlu 29 Altaylı 30 Rize Kültür Derlemeleri 31 Arıcı 32 Altaylı 33 Arıcı 34 Emiroğlu 35 Altaylı 36 Günay 37 Rize Kültür Derlemeleri 38 Arıcı 39 Altaylı 41 Emiroğlu. 42 Rize Kültür Derlemeleri. 43 Arıcı. 44 Bucaklişi, Uzunhasanoğlu 45 Emiroğlu. 46 Arıcı. 47 Bucaklişi, Uzunhasanoğlu 48 Rize Kültür Derlemeleri. 49 Bucaklişi, Uzunhasanoğlu 50 Caferoğlu, Kuzey Doğu İllerimiz Ağızlarından
Toplamalar. 51 Emiroğlu. 52 Arıcı. 53 Rize Kültür Derlemeleri 54 Günay 55 Rize Kültür Derlemeleri 56 Arıcı 57 Emiroğlu. 58 Rize Kültür Derlemeleri 59 Emiroğlu 60 Bucaklişi, Uzunhasanoğlu 61 Caferoğlu, Kuzey Doğu İllerimiz Ağızlarından
Toplamalar. 62 Arıcı ve Rize Kültür Derlemeleri 63 Emiroğlu ve Günay 64 Rize Kültür Derlemeleri ve Arıcı 65 Bucaklişi, Uzunhasanoğlu 66 Caferoğlu, Kuzey Doğu İllerimiz Ağızlarından
Toplamalar. 67 Haciyeva, Köktürk, Paşayeva. 68 Günay 69 Arıcı 70 Emiroğlu 71 Emiroğlu 72 Rize Halk Kültür Derlemeleri 73 Hacıyeva, Köktürk, Paşayeva. 74 Toplam 2345 mahalli kelimenin dağılımı eserde şu şekilde
verilmektedir: 727 kelime Türkçe %33,9, 549 kelime kökeni bilinmeyen %25,6,
360 kelime Yunanca %16,8, 206 kelime Arapça %9,6, 150 kelime Farsça %7, 153
kelime diğer %7,1. Kökeni bilinmeyen kelimeler ortadan kalkmış olan yerli
kabilelere atfedilirken, Yunanca kelimeler ise; "Koloni döneminden 1924
mübadelesine kadar varlığını sürdüren Yunan nüfusunun etkisi" olarak
açıklanmaktadır. Emiroğlu. 75 (Bu 19 kelime şunlardır: aha, alafi, anderi termaşi
kaybana, beciti, beciti oyapu, çarniki (çaniği-çaynik), çebiçi,
derani(darni), daraba, encami, gorbagor, xovi(hovi), istikani, kartopili,
lobya, reka(reyka), şela, toxli(tohli), kukuma(güyüm))Bucaklişi,
Uzunhasanoğlu 76 Bu 30 kelime şunlardır: (Bildir, çayniki, çebiç,
içorlani(çorlanmak), daraba, guda, katuği, kuuti(gurut), kukuma(güyüm),
haboyle, ğamail(hemail), ğaşili(heşil), hovini almak, yılancuği,
kartupi(kartof), kupli, kura, kot kafa, kuy(karga), legen, lobya, meti,
peltek, reika, tuğli, varangel, vedre, esir, zenbil, zibil). Kaynak; Şinasi
Hatinoğlu, Arhavi ilçesi ------------------- Doğu
Karadeniz'de Azeri Türkçesi-Ana Sayfasına Git
-------------- |