|
DOĞU KARADENİZ'DE AZERİ TÜRKÇESİ VE GÜNEŞ DUASI GELENEĞİ Gani Gönüllü |
3-5 Mayıs 2001
tarihleri arasında düzenlenen "Trabzon ve
Çevresi Uluslararası Tarih-Dil-Edebiyat Sempozyumu"na sunulan Tebliğ'in metnidir. |
|
|
B-TEBRİZ AZERİ TÜRKÇESİ'NİN YAKINLIĞI Kuzey Azerbaycan Türkçesi'nin yanında,
merkezi Tebriz olan Güney Azerbaycan Türkçesi'nin Rize ve Çayeli çevresinde
daha bir yakın kullanımına rastladığımızı ifade etmeliyiz. Güney Azerbaycan
Türkçesi'nden elimizde yalnızca Şehriyar'ın meşhur "Haydar Baba'ya
Selam" şiiri vardır. Azeri Türkçesi'nin Doğu Karadeniz'e önemli bir
etkisinin olduğu kanaatini bizde ilk uyandıranın bu şiir olduğunu ifade
ettikten sonra, şiirin önemli bulduğumuz bir kıtasını aşağıya alıyoruz: Heyder
baba, ağaçların ucaldi, Amma
heyif cevanların gocaldı, Tohliların
arıhlıyıp acaldı, Kölge döndi, gün batdi, gaş gereldi, Gurdun gözi garanlıhda bereldi. Buradaki "heyif" kelimesi, özellikle
"hayıf alma" ve "hayıflanma" şeklinde Doğu Karadeniz'de
kullanılmaktadır. Anlamı, buradaki ve Azerbaycan Sözlüğündeki gibi;
"acınma, üzülme ifadesi, vah heyhat, yazık" şeklindedir. Şehriyar'ın
bu kıtasında, Azerbaycan Türkçesi Sözlüğündeki gibi "toğlu" değil,
Rize Kültür Derlemeleri'ndeki gibi "tohli" kelimesinin
kullanıldığına dikkatinizi çekmek isterim. Anlamı, daha önce ifade ettiğimiz
gibi; "on aylık koyun yavrusu" idi. Zayıflama anlamına gelen
"arıhlama" kelimesini, Rize'de; "Kışın aruklanan inekler,
yaylada etlenirler"77 cümlesinde ve aynı kullanım biçiminde görmekteyiz. Cevanların
(delikanlıların) büyümesine (gocalmasına) hayıflanan şair aslında kendisinin
yaşlanmasına yanmaktadır. "Amma heyif" ifadesi aynı anlamda şiirin
başka kıtalarında da geçmektedir. Tohliların arıklayıp, takatten düşmesi
(acalması) ile şair, hiç bir şeyin eski tadında olmadığını anlatmaya
çalışıyor. Burada geçen "kölge"; gölge, "gaş"; kaş,
"berelmek" ise belirmek anlamındadır. Ondan sora ne oldi? Doğu Karadeniz'de "sonra"
kelimesi, çoğu yerde "sora" şeklinde kullanılmaktadır. "Sora
ne oldi?", "daha sora", "soradan" gibi ifadelere
halen yaygın olarak tesadüf edilmektedir. Ayrıca sonradan anlamında
"soran" kelimesine de rastlanmaktadır. İşte buna örnek olmak üzere
Rize'den bir mani: Derenun kenarina, Vurdum dört tane kazuk; Yapmiyalum sevdaluk, Soran ayrilamazuk. 78 Bugünkü
bağımsız Azerbaycan'da kullanılan Türkçe ile Güney Azerbaycan'da kullanılan
Türkçe arasında büyük farklılıklar yoktur. Bununla birlikte tespit ettiğimiz
bazı farklılıklarda, Güney Azerbaycan kullanımının Doğu Karadeniz Türkçe
kullanımına daha yakın olduğu anlaşılmaktadır. "Sora" kelimesi buna
örnektir. sonra
® sora sonradan
® soradan Sonra
kelimesi Kuzey Azerbaycan'da aynen Türkiye geneli gibi kullanılırken, Güney
Azerbaycan'da "sora" şeklinde ve Karadeniz'deki gibi ifade
edilmektedir. Tebriz'li Şehriyar'ın şiirinde de aynı kullanımı görüyoruz. Heyder
Baba senin üzün ağ olsun, Dört
bir yanın bulağ olsun bağ olsun, Bizden
sora senin başun sağ olsun, Dünya gazov-geder ölüm itimdi, Dünya boyı oğulsuzdi, yetimdi. Aynı mısrada tipik Karadeniz sözü
olarak "başun sağ olsun" ifadesine rastladığımız gibi, altta da
"ölüm itim dünyası" şeklindeki meşhur ifadenin kullanımına
rastlıyoruz. Bu mısrada geçen "gazov-geder" sözü,
"kaza-kader" anlamındadır. Ah gidi "boğda" ekmeği Çaydan
önceki dönemde mısır ekip, mısır ekmeği yemeğe alışmış Doğu Karadenizli, II.
Dünya Savaşı'nın kıtlığında bunu da bulamaz olmuş. Daha sonra ise buğday unu
ve ekmeği büyük bir lüks olarak nitelenir oldu. Karadenizli buğdaya
"boğda" derdi. "Boğda ekmeği" tabiri özellikle
"kıtlık görmüş" yaşlı kesimde bir umudu seslendirir adeta... Aynı
kullanımı "buğda" olarak Şehriyar'da görmemiz mümkün: Verziğannan
armut satan gelende, Uşahların
sesi düşerdi kende, Biz
de bu yannan eşidip bilende, Şıllağ atıp bir gışgırıh salardıh, Buğda verip armutlardan
alardıh. Bu
şiirde geçen "Verziğan"; bir yerleşim yeri, "kende";
kente, kasabaya, "şıllağ atmak"; zıplamak, sıçramak,
"gışgırıh" ise haykırış anlamına gelmektedir. Gucağunda yuhliyam Uyumak yerine "yuklamak"
kelimesinin kullanılması Doğu Karadeniz'de yaygındır. İstanbul Türkçesi'ndeki
"uyumak" karşılığı olarak kullanılan bu kelime,
"uyuklamak" kelimesi ile ilk sesi dışında tamamen aynı telaffuza
sahiptir. Uykuya "yuhu", uyumaya "yuhlamak" diyerek ilk
sesi yok eden bu ifade tarzını Güney Azerbaycan ve Tebriz'de de görüyoruz. Heyder
Baba, geldim seni yohliyam, Bir
de yatam gucağunda yuhliyam, Ömri
govam, belke burda hahliyam, Uşaglığa deyem bize gelsin bir, Aydın günler ağlar yüze gülsün bir. Dördüncü mısrada geçen
"uşaglığa" kelimesi, "evlat" kelimesinden "evlatlık"
kelimesinin türetilmesi gibi, uşag kelimesinden türetilmiş olmalıdır. Azerbaycan'daki "yuhu"
kelimesine benzeyen "yuki" ifadesini aynı anlamda şu deyişte
görüyoruz: Yuki geldi bedene, Kurban kalkup gidene. 79 Gej geldin, güj geldin Geç kelimesi
yerine "gej", güç kelimesi yerine de "güj" söyleyişine,
Çayeli gibi Bölgenin bazı yerlerinde rastlamak mümkündür. Kısa kelimelerin
söyleyişinde "ç" sesinde yaşanan zorluk; "aç" yerine
"aj," "açlık" yerine "ajluk"80 ve
"ajlanmak" kelimelerinde de görülür. Geç ® gec
® gej Burada
ilginç olan husus; geç kelimesinin Kuzey Azerbaycan'da "gec," Güney
Azerbaycan'da ise "gej" şeklinde kullanılmakta olmasıdır. Burada
Doğu Karadeniz kullanımı ile Güney Azerbaycan arasında paralellik
gözlenmektedir. Şehriyar'ın şiirinde de bu durum
gözlenmektedir: Gedenlerin
yeri burda görünür, Hanım
Nenem ağ kefenin bürünür, Dalımcadur
hara gedem sürünür, Bala geldün niye bele gej
geldin? Sebrim sennen güleşdi sen güj
geldin. Bala kelimesinin yavru anlamına
geldiğini daha önce söylemiştik. "Bele" kelimesi de
"böyle" anlamındadır. Köç edelim, gidelim Küçüklüğü yaz başında mezraya, yaz
sonunda da tekrar köye "köç"lerle geçmiş bir kişi olarak, annemin
"köçümüz var" deyişlerinden bu kelimeyi bizzat kendi hayatından
bilen bir kişiyim. "Göç" kelimesinin "köç" olarak bu
söylenişi, sadece "göç etme" fiili olarak değil, göç eden grubu
ifade eden bir isim olarak da Tebriz kullanımı ile aynıdır. Men
gördüğüm kervan çatıp köçüptü, Ayrılığın
şerbetini içipti, Ömrümüzün
köçi burdan geçipti, Geçip gedir geder gelmez yollara, Tozi gonup bu daşlara köllara Hemen bütün kelimeleri anlaşılır olan
bu dörtlükte sadece "köl" kelimesinin çalılık, fundalık anlamına
geldiğini açıklamak yetecektir. Aşnalık etmek Karadeniz'de Türk töresi gereği
misafire hürmet edilir. Benim doğup büyüdüğüm yer olan Çayeli'nde; bir eve
misafir geldiğinde ev halkından bir kısmı onunla ilgilenirken acele işi
olanlar misafire "aşnalık" etmeden işlerine gitmezler. Özellikle
kadınlar arasında, gelen misafire "hoşgeldin" demek anlamında
"aşnalık etmek" tabiri kullanılır. Aşina, tanıdık, bildik anlamına gelen
"aşna" kelimesi, Doğu Karadeniz'de misafir gelen tanıdıklar için de
"hoşgeldin demek" anlamında kullanılmaktadır. Şehriyar bakın bu
kelimeyi nasıl kullanıyor: Burda
şirin hatireler yatıplar, Daşlar
ılan başı başa çatıplar, Aşnalığın daşın bizden atıplar, Men bahanda govzanıllar bahıllar, Bir de yatıp yandırıllar yahıllar. "Aşnalığın taşın atmak",
herhalde tanıdık, bildik oldukları için şakalaşmak anlamında
kullanılmaktadır. "Çul çuhası yırtılıp" "Çuha" veya "çoha"
elbise demektir. Zamanında en iyi elbiselerden biri olan çuha, daha sonra
giyim şeklinin değişmesiyle gözden düşmüştür. Doğu Karadeniz'de
"çoha", Azerbaycan'da ise "çuha" olan bu kelimeye şu
anlam verilmiştir: Çuha: Mahuttan (bir
tür sert kumaştan) dikilen, erkeklere mahsus üst giysisi. Gövde, etek ve
koldan ibarettir.81 Şehriyar
kelimeyi şöyle kullanmış: Köhnelerin
sür sümigi dartılıp, Gurtulanın
çul çuhası yırtılıp, Moll
İbrahim lap eriyip gurtulup, Şeyhelislam sehman galıp gıbrahtı, Novruz Eli gaçag geçip goçahdı. Çul kelimesi de at, eşek veya katırın
üzerine örtülen kilim parçası için kullanılmaktadır. Burada
"köhne"; eski, "sür sümig"; kemik memik, "lap";
tam, "sehman"; yerli yerinde, "gıbrah"; kıvrak ve
"gocak"; koçak, yiğit anlamına gelmektedir. Peşine esmek Kaçan birini kovalamak anlamında
"peşine esmek" deyimi Doğu Karadeniz'de vardır. "Peş"
kelimesi arka anlamına geldiğinden, "peşine esmek"; arkasından
koşmak anlamına gelmektedir. Bu
hermende "aradan heyr" oynardıh, Cumalaşıp
garışga tek gaynardıh, Yavaş
yavaş bahçalara ağnardıh, Ağaçlardan "çeling ağaç"
keserdik, Goruhçunun gorhusundan eserdik. "Garışga" karınca anlamına
geldiğinden; "karınca gibi kaynardık" denilmek isteniyor. Böylece
"cumalaşmak" bir araya toplanmak anlamını buluyor.
"Ağnamak"; dökülmek, "goruhçu"; korucu,
"gorhu"; korku anlamlarına geliyor. Anladığınız gibi
"esmek" de kaçmak anlamına geliyor. "Ağaçlardan "çeling
ağaç" keserdik" ifadesi, Tebriz'de çelik-çomak oyununun oynandığını
gösteriyor. Doğu Karadeniz'de "met-değnek" adıyla da anılan oyun
Türk dünyasında hemen her yerde oynanan bir oyundur. İlk mısrada bahsedilen
"aradan heyr" oyunu, "çelik-çomak" oyununun Tebriz'de
aldığı isim de olabilir. Ablak yüzlü "Ablak
yüzlü" ifadesi Doğu Karadeniz'de "geniş yüzlü", "parlak
ve gösterişli" anlamında kullanılıyor. Bu kelimenin hece değişmesi ile
"albah" aslından dönüştüğü hemen anlaşılıyor.
"Albah-albah" kelimesi, Güney Azerbaycan'da; "kadınların
alınlarına bağladıkları bir çeşit yazma, bir çeşit çarşaf kumaşı"
anlamına geliyor. Alındaki yazma için kullanılan ifade, zaman içinde o yazma
gibi gösterişli olanı tarif anlamında yüz için kullanılmaya başlamış olmalı.
Şu dörtlükte "albah" kelimesinin çarşaf için kullanılışını
görüyoruz: Ketdi
gelin kimi dünyanı bezer, Öz
övreti yamağ yamağa düzer, İyne
bezer helgi özü lüt gezer, İndi de var çerşabları albahtı, Uşaglarun gış paçası çılpahtı. Buradaki "kimi"; gibi,
"bezer"; süsler, bezer, "yamağ"; yama, "lüt";
çıplak, "gış paça"; üst-baş anlamlarına geliyor. Ateşin közi İstanbul Türkçesi'nde "kor"
vardır da "köz" yoktur. Doğu Karadeniz'de ise "köz"
kelimesi yaygın olarak kullanılır. Ateşte yanmış odunun kızarmış ve kor
haline gelmiş parçalarına "köz" derler. Yahut, mangal için alınan
kömürü yakıp kızgın hale getirince buna da "köz" denir. "Köz"
kelimesinin bölgede kullanılışına bir mani ile örnek verelim: Karamiş odununun, Cilavli olur közi; Sözindan dönen yarun, Kör olur iki gözi. 82 Tebriz'de de "köz" kelimesi
aynı anlamda kullanılıyor: Evler
galır ev sahibi yoh özi, Ocahların
ancag işıldır közi, Gedenlerin
az çoh galıptır sözi, Bizden de bir söz galacag, ay aman, Kimler bizden söz salacag, ay aman. Kıtanın tamamı kolayca anlaşılacak
durumda olduğundan açıklama yapmaya gerek yoktur. "Özi" derken
"kendisi" anlamında kullanılıyor. ---------------------------
78 Arıcı 79 Kazmaz, s.85 80 Günay 81 Haciyeva, Köktürk, Paşayeva. 82 Kazmaz, s.80 ------------------- Doğu
Karadeniz'de Azeri Türkçesi-Ana Sayfasına Git
-------------- |