FINDIKLI'DAN SİNOP'A HELESA YELESA


 

Rize'nin Fındıklı ilçesinde her yıl düzenlenen festivalin önemli temalarından biri, eskilerin yaşantılarından bazı örneklerin temsili olarak canlandırılmasıdır.

Bu çerçevede ağaca petek çekmek, dağdan kütük çekmek ve benzeri temalar canlandırılarak halka gösterilir. Özellikle dağdan kütük çekerken söylenen türkü şöyledir:

Helesa yelesa

Hesa Yisa

Heyamola heyamola

Bu gelenek, düğünlerde de bir şairin türkü söylemesi ve aralarda bu nakarat kısmın topluluk tarafından tekrar edilmesi şeklinde uzun yıllar yaşanmıştır.

Ardeşen ilçesinde "Selim Çekme" adı verilen bu gelenek, düğün evine girildiğinde ateş üzerindeki zincire tutularak söylenirdi. Tek kişinin taşlamaları arasında kalabalık nakarat kısmını toplu olarak söylerdi.

İşte "Rize Halk Kültür Derlemeleri" adlı kitaptan Ardeşen'deki Selim Çekme bölümünde verilen örnek:

Uzun çarşi çamur oldi (tek kişi söyler)

Helesa yalesa (topluca söylenir)

Baklavalar hamur oldi (tek kişi söyler)

Helesa yalesa (topluca söylenir)

Kız babasi cavur oldi (tek kişi söyler)

Helesa yalesa, heyamola hisa (topluca söylenir)

Hisa Hop (topluca söylenir)

Çok uzun olan bu örneğin sadece ilk bölümünü verdik.

Çayeli'nde "Selim Sayma" adı verilen bu gelenek, düğünlerde gelin damadın evine geldiğinde aynı şekilde ateşin önünde söylenir. Şair söze başlayarak gelin eden aileye türkü atar çeşitli takılmalar ve taşlamalar yapar, aralarda ise "Heyamola heyamola, helesa yelesa" şeklinde nakaratlar toplulukça söylenir.

Sinop'ta Helesa Şenlikleri

Sinop'ta Helesa Şenlikleri adıyla her yıl düzenlenen bir gelenek haline gelen bu şenlikler İHA muhabirince şöyle haber yapılmış: "Yüzyıllardır ilginç bir gelenek haline gelen ve her yıl Ramazan ayı içerisinde düzenlenen Sinop'a özgü "Helesa Şenlikleri" bu yıl da canlı geçti. ... şenliklerde vatandaşlar nostalji yaşadı. Balkonları dolduran çok sayıda Sinoplu, ellerinde fenerler ile maniler söyleyen kalabalığın ortasında eler üzerinde götürülen süslü takanın içerisine para atarak şenliklere katkıda bulundular. "

Helesa şenliklerinin hikayesi ise şöyle verilmiş: "Yediden yetmişe büyük ilgi gören Helesa Şenlikleri, inanışa göre; yüzyıllar öncesinde Karadeniz'in azgın dalgaları arasında kalarak Sinop Limanı'na sığınan ve uzun süre burada mahsur kaldıkları için de kumanyaları biten gemicilerin hikâyesini anlatıyor. Yiyecek sıkıntısı çeken gemicilerin, küçük bir sandalı fenerler ile süsleyerek maniler söyleyip sokak aralarında halktan yiyecek topladıkları rivâyet ediliyor."

Birinde kütük çekiliyor diğerinde taka, biri düğünde söyleniyor diğer sokakta veya dağda, fakat kelimeler ve öz aynıdır. Lazca konuşan Fındıklı ve Ardeşen ile Lazca konuşmayan Çayeli ve Sinop'ta aynı kültüre rastlamaktayız.

Heyamola bu defa İzmit'te

İzmit düğününde kına gecesi kadınların gelini süslemeleri ve akabinde yapılan eğlencelerden sonra "Heyamola" denilen eğlenceler yapılırmış. İşte bu konu ile ilgili bilgiler:

"Halk arasında heyemola denilen günümüzde de hala geçerliliğini koruyan bölüme geçilir, toplanılan yiyecekler hep beraber yenilip evlere dağılınırmış. Ud ve dümbelek eşliğinde şarkılar söylenip oynanırmış. Gece yarısı heyamola 0 zamanlardan kalma bir gelenektir. Aynen şimdi de uygulanmaktadır.
Gelelim 1950-60'li yıllara. Cuma günü gelin hamamı yapılır. Bu bir tören gibi olur. Bütün yüzükler bitinceye kadar devam edilir. Bu arada mahallenin delikanlıları da gelmeye başlar. Bunun sonrası çok geç saatlerde kızlı erkekli genç grup sokağa çıkar. Bu oldukça kalabalık olur. Aralarında güzel darbuka çalan biri muhakkak bulunur. Gençler hep bir ağızdan şarkılar söyler darbuka çalar. Komşu ve tanıdık evlere yaklaşınca gençler hep bir ağızdan;

Heyamola
Biz size geldik
Heyamo heyamo
Kapıları taşlıyalım mı ?
Heyamo heyamo
Eğlenceye başlayalım mı
Heyamo heyamo

Diye süren nakaratları tekrarlayarak sıra ile yakınsa damadın evine gidilir. Daha önceden hazırlıklı olan evlerden yemişler, börekler, meyveler, bu şekilde toplanırken bazı evlerden bunları vermekte nazlanılır. Şarkı isteği yapılır. Filan şarkıyı söyleyin, içeri girip hep beraber oynayalım denir. İstekler yapıldıktan sonra hazırlanan yiyecekler gençlere verilir. Böylece civardaki evler gezilip bitirilince kına gecesi yapılan eve dönülür. Toplanan yiyecekler sofralar kurularak yenir. Sabaha karşı herkes evine gider." (Kaynak: Filiz Yıldırım-İzmit Düğünü)