DOĞU KARADENİZ KÜLTÜRÜNDE "KALİV" YAHUT "KALİVİ"

 


 

Rahmetli Dedem, "kaliv" beklemeye giderken Ağaran Deresine düşmüş ve yağmur sebebiyle suları azgınlaşmış derede, karanlıkta bir taşın üzerine çıkmayı başararak sabaha kadar ıslak yorgan altında beklemişti. Bu olayın hikâyesini ve bu olay için Dedemin düzdüğü destanı yüzlerce kere dinleyerek büyüdüm.

"Kaliv" orman içi arazilerde bulunan ve mısır ekilen tarlanın, domuz ve ayı gibi yabani hayvanlar tarafından zarar görmemesi için içinde sabahlanan ve dört direk üzerinde kurulan yüksek bir bekleme yeridir.

SİMA Dergisi'nin ikinci sayısında (ilkbahar 2001), "Uzak Tarla Bina Modeli KALİVİ" şeklinde tanımlanan kültür öğesinin Lazlara has olduğu ima edilmemiş olsaydı bu satırları kaleme almayacaktım. Ne var ki, Çayeli'nin Sırt Köyü'nde tek kelime Lazca bilmeyen Dedemin "Kaliv" hikayeleri, bir Doğu Karadeniz ortak kültür unsuru olan Kaliv konusundaki yanlış bilgileri düzeltmek ve Doğu Karadeniz ortak kültürünün bir unsuru olduğunu ortaya koymak için bana fırsat vermiş olmaktadır.

SİMA Vakfı'nın amacı olarak Dergi'nin 22. sayfasında yayınlanan Vakıf Senedi'nin 4. maddesinde; "Borçka, Hopa, Arhavi, Fındıklı, Ardeşen ve Pazar ilçelerinde yaşayan, kökeni bu bölgelerden.... olan veya bu bölgelerle benzer kültürlere sahip..... olan ama yurdun çeşitli bölgelerine yerleştirilmiş bulunan" diye bir tanım yapılmaya çalışılmaktadır. Aynı maddenin son bendinde ise, Vakfın "yörenin özgün amaçlarına varmak için kurulduğu" ifade edilmektedir.

Bu noktada, "yörenin özgün amaçları" tabirinin çeşitli şekillerde yorumlanabileceği ve kötü niyetli kesimlerce olumsuz şekilde yönlendirilebileceğini ifade etmek gerekiyor.

Bizim esas üzerinde durmak istediğimiz husus, Doğu Karadeniz'de Lazlarla Laz olmayanların, Pazar ve doğusunda yaşayanlarla, Çayeli ve batısında yaşayanların aynı kültüre sahip olduklarıdır. İşte "Kalivi" yahut "Kaliv" şeklinde ifade edilen maddi kültür unsuru, Doğu Karadeniz'de tamamen ortaktır.

SİMA Dergisi 2. Sayısından alınan temsili "kalivi" yahut "kaliv" resmi

Şimdi SİMA yazarı M. Recai Özgün'ün "KALİVİ" başlığı altında yazdıklarından bazı pasajlar aktaralım:

"Mısır ve fındığın en korkulu düşmanı ise domuz ve ayı gibi vahşi hayvanlardır. Bilhassa ona denilen dış tarlaların, bu hayvanlardan korunmaları gerekmektedir."

"Bu anlatılan durumun getirdiği handikapın çaresi olarak Doğu Karadeniz insanı KALİVİ (kulübe) denilen bir Uzak tarla Bina modeli geliştirmiştir. Kalivi standart diyebileceğimiz kadar birbirine benzeyen bir yapı tipidir."

"Dört ana direğin 3-4 metre yüksekliğine oturtulan, bir veya iki kişinin yatabileceği bir bölümle, önünde meydan ateşi yakmaya mahsus diğer bir bölümü ihtiva eden kulübe esprisinde yapılardır. Kenarları dama kadar münasip şekilde örülür. (Eğreltiotu veya kestane kabuğu-Kerki-vs.) Damın önü iki metreye yaklaşan bir yükseklikte olmasına karşın arka cephesi sıfır veya en çok 50 cm yüksekliktedir. Üç tarafındaki örgü, Kalivide yatan kimseyi üç taraftan rüzgar ve yağmurdan korumaktadır. Ön kısmı her ne kadar dam hizasına kadar açıksa da, bu taraf çoban ateşi yakmaya tahsis edildiğinden açık olmasının öyle ahım şahım bir zararı olmamaktadır. Kaliviye yüksek, ama genelde derme çatma bir merdivenle çıkılmaktadır.

Üstü genelde XARTOMA-"Kızılağaç ve benzeri elyaflı ağaçlardan, biçilmeden kesici özel bir aletle yarılarak elde edilen tahtaya benzer tahminen yarım veya bir santim kalınlığında bir dam örtüsü veya Kerki "iri gövdelerden soyulan kestane kabuğu" ile örtülür.

Kalivide ateş sabaha kadar yanar."

Daha detaylı alıntıya gerek görmeksizin, "xartoma" olarak yazılan, Türkçe alfabe ile "hartoma" olarak ifade edilebilen nesnenin de aynen Çayeli'nde kullanıldığını ifade etmeliyim. Hatta "gürgen hartoması" tabirinin benim dönemimde bile hala kullanılmakta olduğunu ifade etmeliyim.

Trabzon'un Maçka ilçesinde Kudret Emiroğlu tarafından derlenen "Trabzon Maçka Etimoloji Sözlüğü" "hartoma" için şunları yazıyor:

"HARTOMA: Kiremit yerine kullanılan, çam ağaçlarından elde edilen ince örtü tahtası. Küçük filister ile ganzi ganzi yapılır, tokmakla vurulan parçalar elle ayrılır. Ustası günde bin tane yapabilir. Her ağaçtan hartoma çıkmaz, kesilen parçalar "işlemedi"mi bırakılır, ormanların tahribinde hartomanın etkisi olmuştur. DS: hartama, hartoma, hartuma Sakarya, Bolu, Sinop, Tokat, Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Sivas, Yozgat, Rize, Samsun,

Hartoma yüklerini gel vuralum taylara

Seneleri biterduk sira geldi aylara"

Görüldüğü gibi sakarya'dan Rize'ye kadar hemen her ilde kullanılmakta olan "hartoma" kelimesinin başına "x" getirerek "Lazca" kelime imajı vermenin bir anlamı yoktur.

Çayeli'nin Sırt Köyü'nde, bundan 60-65 yıl önce bir Kaliv kazasının ölümle sonuçlanması hala anlatılırken yürekleri sızlatmaktadır. Bu olay, Esmeroğullarından, Mustafa oğlu çocuk yaştaki Ahmet'in, amcası Kış Memet tarafından kaza kurşunuyla öldürülmesidir. Olay Kalivde gerçekleşmiş... Sabah dağdaki tarlaya giden annesi oğlunun Kaliv içindeki inlemelerini duyarak onu bulup köye getirir, ancak küçük Ahmet hayatını kaybeder.

Muzaffer Arıcı'nın "Rize Şiveleri" adlı kitabında Kaliv kelimesi ile ilgili şu bilgiler yer laıyor:

"Kalif (Özbek-Osmanlı): yabani hayvan beklemek için yapılan kulübe."

Rize Halk Eğitim Müdürlüğü yayını olan "Rize Kültür Derlemeleri"nde ise şöyle veriliyor:

"Kalif, Kalef: Oyuncak ev, kulübe, iğreti yapı."

Doğu Karadeniz kültürü, Sarp sınırından Batıya doğru; Hopa, Borçka, Arhavi, Fındıklı, Ardeşen, Pazar, Çayeli, Rize, Trabzon ve batısında, ortak özellikler ve müşterek değerler taşıyarak tespit edilebilir.

Ali Rıza SAKLI