KARADENİZ EKONOMİSİNİN GELECEĞİ


 

 

 

Karadeniz ekonomisinin geleceğini konuşmadan önce, Karadeniz Bölgesindeki mevcut ekonomik durumu tespit etmek gerekir.

Şu anda IMF ve Dünya Bankası çerçevesinde üzerinde operasyon uygulanan dört ürün; Çay, Fındık, Tütün ve Şeker Pancarı en çok Karadeniz Bölgesini ilgilendirmektedir. Bilindiği gibi, bu ürünlerdeki fiyat seviyesinin dünya piyasalarından yüksek olması sebebiyle, düşük taban fiyat politikası uygulanmaktadır.

Fındık ve Tütünün durumu Çay ve Şeker Pancarına göre biraz daha ümit derici görülmekle birlikte, her dört ürün üreticileri ve bu sektörlerde çalışanlar, bundan sonra daha iyi bir gelir seviyesi elde etmede zorlanacaklardır. Hatta durumları her geçen yıl daha kötüye gidebilir.

Mevcut ürünlerin, Avrupa Birliğine giriş sürecinde dünya piyasaları ile tamamen entegre olunduğu ve gümrük korumasının tamamen ortadan kalktığı bir ortama hazırlanmasından vazgeçileceğini sanmıyoruz. Sektörlerde başarılı dönüşüm programları uygulanabilse dahi, mevcut durumdan daha iyisini beklemek hayal olur. Öyleyse Karadeniz Bölgesi geçimini nasıl sağlayacak, Bölge ekonomisinin geleceği bakımından neler yapılmalıdır?

Dışa Dönük Sanayileşme

Şimdiye kadar Karadeniz Bölgesinde "tarım" ve"tarıma dayalı sanayileşme" olarak tanımlanabilecek bir ekonomik yapı mevcuttu. Artık tarım ve tarıma dayalı sanayi, belli bir noktada durmuş ve gelecek için ümit veremez olmuştur. Öyleyse yeni bir sanayileşme modeli ortaya konulmalıdır.

Tarıma dayalı sanayileşme yerine, "İHRACATA YÖNELİK SANAYİLEŞME MODELİ"ni öneriyoruz. Özellikle eski Sovyet Cumhuriyetlerine yönelik mal üretecek bir sanayileşme stratejisi takip edilirse, Bölgemizde yeni iş alanları açılması sağlanmış olacaktır.

Avrasya'daki Kafkas, Slav ve Türk Cumhuriyetlerine halen önemli miktarda sakız, bisküvi ve şekerleme satışı yapılmaktadır. Bu sektörden örnek verecek olursak, Doğu Karadeniz'de kurulacak fabrikalarda yapılacak üretimle, Ülker, Kent, Saray gibi firmaların Ankara ve İstanbul'da yaptıkları üretime karşı önemli bir nakliye avantajı sağlanacaktır. Üstelik bölgedeki Serbest Bölgelerde bu tesislerin kurulduğu düşünülürse, vergi bakımından da önemli avantajlar elde edilmiş olacağı açıktır.

Karadeniz insanının bir özelliğine dikkatinizi çekmek isterim. Bizim insanımız bir kere gördüğü şeyi yapar, bir defa işleyen bir sistemi derhal kendisi de kurar. Ancak hiç görmediği bir işe ise girmez. Çay sektöründen örnek vermek gerekirse, Çaykur'un 6500 ton günlük kapasitesine karşılık, özel sektör 1984 sonrasında 11000 ton günlük kapasitesi olan irili ufaklı yüzlerce fabrika ve atelye kurmuştur. Ancak sektördeki karlılık ve optimum tesis büyüklüğü gibi konularda bilgi olmadığı için sonuç iç açıcı olmamıştır.

Bir defa, işleyen ve kar eden bir fabrika kurulmalı ve sermaye sahibine örnek teşkil etmelidir. Ondan sonrasını artık düşünmeye gerek yoktur. Girişimciler piyasa taleplerine göre, nakliye ve üretim avantajlarını da hesaplayarak yeni fabrikalar ve tesisler kuracaklardır. Bu ise bölge ekonomisini canlandıracak ve işsizliğin önlenmesinde etkili olacaktır.