KİTAP

(Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. Çiçero)

 


HEMŞİNLİLER

Dil-Tarih-Kültür

Ali GÜNDÜZ

Hemşin konusunda yapılmış en kapsamlı araştırmalardan biri durumunda olan kitap, Ali Gündüz tarafından yazılmış ve Ardanuç Kültür Yardımlaşma derneği tarafından yayınlanmıştır.

Birinci Bölüm'ünü tarihe ayırmış ve en eski tarihten günümüze kadar Bölgenin ve Hemşin'in tarihini özetleyerek 48 sayfaya sığdırmıştır.

İkinci Bölüm'de Hemşin adı ve Hemşinlilerin bölgeye gelişleri ele alınırken, Üçüncü Bölüm'de; Hemşinlilerin coğrafi yayılışları incelenmiştir.

Dördüncü Bölüm'de ise, Batı Hemşin Şivesi ve Doğu Hemşin Ağzı ayırımları ile dil konusu ele alınmıştır.

Beşinci Bölüm'de Kültüre yer verilmiş ve detaylı bilgiler sunulmuştur.

Son bölüm olan Altıncı Bölüm'de Hemşin konusunda yapılan diğer yayınlar ele alınmış, kısa da olsa maksatlı yayınlara gerekli cevaplar verilmiştir.

Özellikle, yazdıkları kitaplarda adeta Doğu Karadeniz'de hiç Türk yok demeye getiren ve bu bölgedeki en küçük kültür farklılığını etnik ayrıma yoran çevrelere karşı yayın eksiğini kapatmada önemli bir çalışmaya imza atılmıştır.

İsteme Adresi: Yüksel cad. 44/4 Kızılay - Ankara

Tel: 0-312-433 22 00 - 280 00 05 Gsm: 0544 575 40 85

DOĞU KARADENİZ TÜRKLÜĞÜ (Gürcüler, Hemşinliler, Lazlar, Çepniler) ve KARADENİZ FIKRALARI

Ali SIRTLI

Ali Sırtlı, kelimenin tam manasıyla "bir taşla iki kuş" vurmuş, Kitabının 60 sayfayı bulan ilk bölümünde; Gürcü olarak adlandırılan vatandaşlarımızın, Hemşin Türklerinin, Lazların ve Çepnilerin tarihi köklerini ele alarak hepsinin Türk ortak paydasında buluştuklarını ortaya koymuştur.

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı yayını olan bu güzel eserin sunuş yazısını ise Vakıf Başkanı Prof. Turan Yazgan kaleme almış

Yazarın Orman Bakanlığı bünyesinde ömrünü geçirmiş olması, onun tarih ve kültür konularında boş durmasına yol açmamıştır. Tam tersine gerek Doğu Karadeniz insanının tarihi kökleri konusunda, gerekse Karadeniz Fıkraları konusunda önemli bir çalışmaya imza atmasıyla geniş bir ilgi alanına sahip olduğunu göstermiştir.

Karadeniz Fıkraları konusunda fazla söze ne hacet... Temel, Tursun, Fadime gibi tiplemelerinde, modern mizahın en önemliği özelliği olan "kendisi ile dalga geçme" veya bir başka deyişle; fıkrayı kendi üzerinden anlatma özelliği hemen göze çarpar. Bu eserde sadece klasik fıkralara yer verilmekle kalınmamış, yeni fıkralar kitaba alınmıştır.

TRABZON-MAÇKA ETİMOLOJİ SÖZLÜĞÜ

Kudret Emiroğlu

Çok ilginç olan bu kitabı sizlere tanıtmadan önce birkaç şey söylemek istiyoruz.

Karadeniz'de şu anda yapılacak bir sosyolojik tespit, hiç şüphesiz (bir kaç köydeki Türkçe ve Rumca olmayan farklı konuşma biçimlerine ve Pazar -Hopa arasındaki Lazca'ya rağmen) Bölgenin tamamında Türk dili ve kültürünün hakim olduğunu ortaya koyar. Dini inanç bakımından da İslam istisnasız herkesin dini olduğuna göre, Karadeniz'in Müslüman Türk olduğunu söylemek için fazlaca bilge olmaya hacet yoktur.

Farklı kelimeler, mahalli ağızlar bahsine gelirsek, bugün sosyolojik bir olgu olmaktan ziyade, kültür araştırmalarında kullanılabilecek antropolojik bir malzemedir. İşte bu noktada Maçka üzerine yapılmış bu etimoloji araştırması devreye giriyor. Sizlere Türkiye Türkçesi'nde yaygın ve genel olmayan kelimeler üzerine yapılmış bu araştırmanın önsözünde yapılan değerlendirmeden bazı alıntılar vereceğim. Ben şahsen aynı dil ve kelime özelliklerini Rize'de gözlemlediğimden, Bölgede yaygın yapının bu şekilde olduğunu da düşünüyorum.

Trabzon Maçka Etimoloji Sözlüğü-1989 s.18:
"Maçka ağzının Türkiye Türkçesi'nden farklılaşan yönlerinde eski Türkçe'nin izleri belirmektedir."

Mahalli kelimeler içerisinde:
727 sözcük Türkçe %33,9
549 sözcük kökeni bilinemeyen %25,6
360 sözcük Yunanca %16,8
206 sözcük Arapça %9,6
150 sözcük Farsça %7

Her evde konuşulan Türkiye Türkçesi'nin yanısıra, mahalli kelimelerin %33,9'unun da ayrıca Türkçe kökenli olması Karadeniz'deki antropolojik bulguların en büyük oranda Türklüğü gösterdiğini de ortaya koymaktadır.

Yunanca kelimelere gelince, 1924 mübadelesi öncesinde (1904 salnamesi) Maçka nüfusunun şu dağılımı, bu kelimelerin kaynağını göstermesi bakımından önemlidir:
Müslüman 13.925
Rum 16.051
Ermeni 406
Toplam: 30.382

Buradaki Ermenilerin 1915 zorunlu göçü ile, Rumların da 1924 ahali mübadelesi ile gittiği bir gerçektir. Maçka'da 1904'te nüfus çoğunluğunu Rumlar oluşturduğu halde, Yunanca'nın ancak 3. sırada ve düşük bir yüzde ile yer alması Pontus ve Rum iddialarının çürütülmesi için yeterlidir.

Kaynağı bilinemeyen kelimeler üzerine konuşmak da bilimsel bir yaklaşım olmayacağına göre, Karadeniz kültürü, gerek sosyolojik gerekse antropolojik bulgular doğrultusunda Orta Asya kaynaklı Türk kültürüdür demek gereklidir. (G.Gönüllü)

 

 

KUTUZ HOCA'NIN HATIRALARI

Cumhuriyet Devrinde Bir Köy Hocası

Haz. İsmail Kara

Dergâh yayınları tarafından "Anadolu Kitaplığı" dizisinin birinci kitabı olarak basılan "Kutuz Hoca'nın Hatıraları", Cumhuriyetin ilk yıllarında din eğitimi görmüş ve yıllarca hizmet vermiş Rize'li bir köy hocasının hatıralarını dile getiriyor.

Kitapta Kutuz Hoca'nın yaşadığı çevre, ailesi , hocaları ve talebeleriyle birlikte akıcı bir dille anlatılıyor. Adeta kendinizi onun yaşadığı köyde yaşıyormuş gibi hissedebiliyorsunuz.

Aynı zamanda bir köy hocasının sadece dinle ilgilenip dünya işlerini bir kenara bırakmadığını, yetenekleri dahilinde pek çok işle (arıcılık, sıvacılık, sıhhiyecilik vs.) meşgul olduğunu görüyoruz. Buna ister ekmek kavgası deyin ister dinimizin çalışmaya verdiği önem deyin, her iki durumda da günümüz din görevlilerinin çıkaracağı çok ders olsa gerek. Özellikle okumanın sınırının ve yaşının olmadığını da göreceksiniz kitapta.

Cumhuriyet döneminin din eğitimine ve din görevlilerine etkilerini merak edenlere sıkılmadan okuyacakları bir kitap olarak tavsiye edebiliriz. (H.SAKLI)

GÜRCİSTAN ACARİSTAN VE TÜRKİYE

Yunus Zeyrek

Yunus Zeyrek tarafından yazılan ve Türk Ocakları Trabzon Şubesi'nce bastırılan kitap sahasında en önemli kaynak durumunda.

Gürcistan'ın başşehri Tiflis çevresi halkı olan Kartvelilerle, Acaristan, yani Batum çevresi halkının farklı olduğunu, Türkiye'de yaşayan ve "Gürcü" diye anılan insanların göç etmiş Acaralılardan meydana geldiğini kitaptan öğrenmek mümkün.

Belgelere ve sağlam kaynaklara dayanmaya özen gösteren araştırma, 16 Mart 1921 Moskova antlaşmasına kadar bir parçamız olan Acara/Batum bölgesinin tarihi hakkında da bizlere önemli bilgiler sunuyor.

Sizlere kitapta yer alan Posoflu Noksani'nin Acara Destanı'ndan bir dörtlük sunuyoruz:

"Onlar büktü Acara'nın belini

Gece gündüz ağlar kızı gelini

Şimdi düşmanların yiyer malını

Gören gözden töker yaşın Acara"

Konu hakkında Kafanızdaki bir çok soruya sağlıklı cevaplar bulabileceğiniz kitabı şiddetle tavsiye ediyoruz. (A.R.SAKLI)

ÇİÇEKLİ MUMLAR SOKAĞI - Yılmaz Karakoyunlu

İsmini Tiflis'teki bir sokaktan alan Roman, Batum'da başlayıp İstanbul'da devam ediyor. Batum'un çok dinli ve çok kültürlü ortamını anlatırken, buradaki İslami hayatın Cami cemaati ve Yesevi tekkesi boyutunu ve insanlardaki Osmanlı hoşgörüsünü ortaya koyuyor.

Osmanlı Devleti'nin son döneminde yaşanan olayları, geniş İmparatorluk topraklarını "vatan" olarak savunmaya çalışan insanların bu uğurda verdikleri mücadeleleri anlatıyor.

Bu çerçevede önce Osmanlı toprağını düşmanlara karşı korumaya çalışan, sonra da Anadolu'daki direnişin başlamasında rol alan Batum kökenli insanların mücadelesine yer veriliyor.

Batum'daki Yesevi dergahının imanıyla Teşkilat-ı Mahsusa (Osmanlı İstihbarat Teşkilatı) emrinde Anadolu direnişine silah ve para göndermek için çırpınan Namlı Hafız ve Batum'lu kabadayı, tüccar, subay ve sair kişilerin mücadelesi okuyucuda bir burukluk meydana getiriyor. Bu burukluğun sebebi vatan için bu kadar mücadele veren; canını malını feda eden insanların memleketi olan Batum'un bu mücadelenin sonunda vatan topraklarının dışında kalmasıdır.

Doğan Kitapçılık'ın Türk Edebiyatı serisinden yayınlanan kitap, edebiyatın kelime kökü olan "edep" kavramını muhafazakar yazarlar gibi algılamamış. Bu ciddi konuları sıradan okuyucuya okutma derdinden midir bilinmez, yazar, cinsel konularda hoyratça bir üslup benimsemiş...

Batum'u ve Batumluları Türk okuyucusuna tekrar hatırlattığı için ve vatan mücadelesinde her kesimden insanın nasıl katkıda bulunduğunu gösterdiği için romanı başarılı buluyoruz. (A.R.SAKLI)