Ali Rıza SAKLI'nın
Lider KARADENİZ Gazetesi'nde
Yayınlanan Yazıları
|
|
|
|
|
|
KARADENİZ ORTA
AVRUPA'NIN ÇÖPLÜĞÜ MÜ? Dış
denizlere bağlantısı sadece İstanbul Boğazı'ndan sağlanan Karadeniz, suyunu
tazeleme ve kendini temizleme imkânına fazla sahip değildir. Belki bu yüzden,
Karadeniz'in alt tabakaları, canlı yaşamasına müsait olmayan ölü bir karakter
kazanmıştır. Karadeniz'in canlı
hayatı barındıran yüzey tabakası ise, bazen 100 metreye kadar indiği iddia
edilen, ama genelde 100- "Daha fazla
kirletilmemesi gerekir" diyoruz, çünkü Karadeniz şu anda zaten aşırı
biçimde kirletilmiş durumdadır. Denizimizin çevresindeki; Bulgaristan,
Romanya, Ukrayna, Rusya, Gürcistan ve Türkiye'de yaşayan ve çöpü, atığı,
kirli suyu bir şekilde Karadeniz'e ulaşan insanların 140 milyon kadar olduğu
tahmin edilmektedir. Ancak, iş bu kadarla kalsa iyi... Karadeniz kıyısında
yaşamadığı halde, kirliliğini Karadeniz'e gönderen nüfusun da kabaca 140
milyon olduğu düşünülmektedir. Üstelik, bunların
önemli bir kısmı Orta Avrupa'nın sanayileşmiş ülkeleridir ve sanayi
atıklarını hediye olarak bize göndermektedirler. Karadeniz'i en fazla
kirleten nehrin Tuna olduğu bilinmektedir. Türk tarihinde de önemli bir yeri
olan Tuna nehri, bir çoğu eski Osmanlı yönetiminde
kalmış olan 15 kadar ülkeden geçmektedir. Bunlar; Romanya, Bulgaristan,
Moldova, Ukrayna, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Kosova, Hırvatistan, Çek
Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Avusturya, Almanya ve isviçre'dir. Tuna'dan başka;
Ukrayna ve Moldova'dan geçen Dinyeper, Ukrayna,
Beyaz Rusya ve Rusya'dan geçen Dinyester ile Rusya
ve Ukrayna'dan geçen Don nehirleri de Karadeniz'i kirletmektedir. Özellikle
Don nehri, Moskova yakınlarından başlayarak Rusya'nın sanayi kirliliğini
Karadeniz'e taşımaktadır. Bütün bu ülkelerde,
bu nehirler kıyısına kurulan ağır sanayi tesisleri, atıklarını nehirler
yoluyla Karadeniz'e göndermekte ve burada denizin alttaki ölü kısmının
kalınlaşmasına, yüzeydeki canlı kısmının ise incelmesine yol açmaktadırlar. Çevre kirliliğinde
en etkili unsur sanayi olduğu için, Karadeniz'in kirlenmesinde en büyük rolü
Tuna kıyısında çok sayıda sanayi tesisi kurmuş olan Orta Avrupa'nın
sanayileşmiş ülkeleri oynamaktadır. Avrupalılar'ın sanayiin nimetlerinden kendileri istifade ederken,
pisliğini azgelişmiş ülkelere gönderme politikaları yeni değildir. İşte
Karadeniz'e pislik gönderecek nehir yoluna sahip olmayanlar, İtalya gibi,
zehirli varillerini göndererek katkıda bulunmaktadırlar. AİHM'DE DAVA AÇILMALI Karadeniz, kıyısında
yaşayan milyonlarca balıkçının geçim kaynağı olduğu gibi, bu balıkları
tüketen daha geniş bir kitlenin de beslenme kaynağıdır. Ayrıca, Karadeniz'de
yüzerek, kıyısında gezinerek, dinlenerek ve sair etkinliklere katılarak bu
denizden istifade eden milyonlarca insan vardır. İnsanların
besinlerini zehirleyen, beslenme ve geçim kaynaklarını tahrip eden, denize
girenlerin bizzat sağlıklarını olumsuz etkileyen kirletici ülkelere karşı,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde dava
açılmalıdır. Bu davayı, Karadeniz kıyısında yaşayan, denize giren, balık
avlayan ve avlanan balığı yiyen biz Karadenizliler açmalıyız. Bir süre önce,
sınırı aşan sularla bir diğer ülkeyi kirleten komşusuna karşı, sanırım
Hollanda tarafından AİHM'de açılan bir dava vardır.
Dava sonucunda tazminat cezası verildiği gibi, kirletmenin de sona
erdirilmesi hükme bağlanmıştır. Bu konuda sivil
toplum kuruluşları inisiyatif kullanmalı, balıkçı
örgütleri, tüketici örgütleri, Karadeniz dernek ve vakıfları, AİHM'de dava açma usul ve esaslarını araştırmalı ve bu
işi sonuçlandırmalıdırlar. DAHA TEMİZ BİR KARADENİZ Nehirler yolu ile Karadeniz'i kirleten
Avrupalıları mahkemeye vereceğiz de, denizin kıyısında oturan bizler
kirletmeye devam mı edeceğiz? Elbette hayır! Bizler de, Karadeniz kıyısında
yaşayan 140 milyon insan olarak, denizimizi kirletmemeli, bu konuda gerekli
özeni göstermeliyiz. Karadeniz kıyısında toplu olarak yaşayan insanların atıkları
bilindiği gibi Belediyeler tarafından toplanmaktadır. Genelde, katı atık
olarak adlandırılan çöpleri, çevreyi kirletmeden imha etmek çok ucuz bir
faaliyet değildir. Bu yüzden, kaynak sıkıntısı çeken yerel yönetimler, bu
atıkları en ucuza elden çıkarmanın yollarını aramakta ve denize yahut deniz
kıyılarına dökerek kendilerince ucuz çözüm(!) üretmektedirler. Doğu Karadeniz belediyelerinin yıllardan beri konuştukları, ama
bir türlü hayata geçiremedikleri; "entegre çöp
tesisi" üzerinde dikkatle durulmalı ve bu konuda Hükümetin desteği
sağlanmalıdır. Ülkemizden kaynaklanan kirliliği önledikten sonra, Karadeniz
kıyısındaki diğer ülkelerden kaynaklanan kirliliğin de ortadan kalkması için
çaba göstermelidir. Karadeniz kıyısında yaşayan her ülkeden insanlar olarak,
bu denizin kirliliğini de güzelliğini de birlikte yaşamaktayız. O halde hiç
bir ülkenin, diğer kıyı ülkelerinin de kullandıkları denizi ve kıyıları
kirletmeye hakkı yoktur. Karadeniz bizim geçim kaynağımız, besin depomuz, eğlence ve
dinlence mekânımızdır. Karadeniz'i kirleterek ve kirletilmesine izin vererek
kendimizi; kendi sağlığımızı, beslenmemizi, geçimimizi, dinlenme
imkânlarımızı vb tahrip etmiş oluruz. Karadeniz bizimdir, temiz, güzel,
sağlıklı ve verimli olarak bizim kalacaktır. --------------------------------------------- Bu yazı Lider KARADENİZ Gazetesi'nin 3.sayısında yayınlanmıştır. Ali Rıza SAKLI'nın Lider KARADENİZ'de
Yayınlanan Diğer Yazıları --------------------------------------------- Ali Rıza SAKLI Çay İşletmeleri
Genel Müdürlüğü'nde Dışalımlar Uzmanı olarak görev yapmaktadır. Tel (İş):
(464) 213 02 11(den 279) Cep: 0535.4599324 E-posta: alirizasakli@yahoo.com |
|