|
KARADENİZ’DE ERMENİ KATLİAMINA ÖRNEKLER |
Muhammet Safi Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı |
|
|
ERMENİ VE RUSLARIN YAPTIKLARI SOYKIRIM ERMENİLERİN RUSLARLA BİRLİKTE TRABZON VE
VAN HAVALİSİNDE MÜSLÜMANLARA YAPTIKLARI MEZALİM Vakfıkebir Kaymakamlığının Şifresi (Viçe,
Of vs.) Polis Müdüriyeti raporu (Of Kazası
Lazandoz, Pervane, Polit ve Yomra) Rus İstilasında Sürmene'de Şenaat ... Yomra'nın Like (Diğene) Karyesinde... Rus ve Ermeniler'den Gayr-i Kabil
Tahammül-süz Fecayi (Van-Malazgirt) Van'da Trabzon'lu Nadiye Hanım... ERMANİ VE RUSLARIN VAN, BİTLİS VE
TRABZON'DA MÜSLÜMANLARA YAPTIKLARI MEZALİM Maçka Kazasının İpsila Karyesinden... TRABZON KARS VE NAHCİVAN'DA YAPILAN
MEZALİM Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayınlarından çıkan
Ermeniler Tarafından Yapılan Soykırım Belgeleri adlı kitapta yeralan ve
Ermenilerin Karadeniz Bölgesinde yaptıkları katliamlara dair belgelerin özet
ve Transkribelerini (latin harflerine aktarılmış hallerini) yorumsuz olarak
vermek istiyorum. Bir zamanlar Kurtuluş Savaşı yıllarında Pontus çetelerinin
Merzifondan, Trabzon’dan Çoruma kadar işledikleri cinayetleri Osmanlıca’dan
çevirmiştim. Yayıncı her nedense uygun zamanı kolladığı için basılmadı. Ancak
orda şunu görmüştüm, eğer halkların mübadelesi olmasaydı sanırım Karadeniz’de
kan gövdeyi götürecekti. Çünkü evinden Pontus çetelerine şehit vermeyen aile
yok gibiydi. Türkler savaşta olduklarından geride kalan kadın ve yaşlılar bu
katliama maruz kaldıkları için isimleri unutuldu gitti. Eşelenirse neler
çıkar neler... Ermenilerin de 1914-1922 yıllarını
kapsayan dönemde işledikleri katliamları anlatan bu kitabı çok değerli uzman
arkadaşlarla birlikte hazırladık ve Başbakanlık tarafından yayınlandı. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayını olarak. Bu kitapta
verilen katilam listesinde ölen insanlarımızın yekünü 517 bin ediyor.
İsimleri belli olan, katilleri, öldürülüş yerleri, şekilleri ve öldürüldükleri
aletlerin isimleri belli olanlar. Yerli ve yabancı heyet raporlarının
tercümesidir bunlar. Ayrıca 2 milyona yakın insanın da bu katliamda
öldürüldüğü, ancak bunların isim tespiti yapılamadığı için listelerde filan
köyden filan aileden şu kadar adam şeklinde ifade edilmiştir. Bu rakamı Lozan
görüşmelerinde Ermeni tarafı da kabul etmiştir. Ancak bizimkiler nedense
bundan habersiz gibi görünüyorlar. Savaşta insanlar ölür. Bizim taraf ta elbetteki öldürmüştür.
Bunun da yekünü 350 bin civarında diyorlar. Ancak daha da önemlisi
Ermenilerin öldürülen insanların peşinden koşmaktan ziyade Ağrı daı merkezli
bir Doğu Anadolu istekleridir. Bu da 11 tane vilayeti kapsamaktadır. Bu konu uzun bir yazıyı oluşturabilir. www.devletarsivleri.gov.tr adresinde
yeralan Yayınlar/Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları/Ermenilerle ilgili
kitaplarda bilhassa giriş kısımlarında fazlasıyla bilgi bulmak mümkündür. Olayın bilimsel boyutunu merak edenlerin başvuracakları yerler
bellidir. Konunun en vehametli şekli ise “sıradan insanlarla mahalle
kahvelerinde tartışılır üslupla” yalan yanlış Fener Galatasayar muhabbeti
kabilinden konuşulmasıdır. Aşağıdaki metinde belgelerin çevirilerinin üstündeki numaralar
kitaptaki belge sıra numarasını, onun altındaki de belgenin başlık ve özet
bilgilerini, en sonundaki de Osmanlı Arşivi’nde kayıtlı olduğu numarayı
göstermektedir. Belgelerin diline dokunulmamıştır. Yani o zamanki Türkçe ile
nasıl ifade edilmişse ö şekilde verilmiştir. Ne de olsa en küçük müdahele
insanın aklına başka şeyler çağrıştırıyor memleketimizde. Dolayısıyla daha
çor erbabına yönelik bir görüntü arzetmekedir. Ancak belge konu başlıkları ve
özetleri avam için de yeterlidir. Zaten bir şeyin nasılından ziyade olup
olmadığıdır önemli olan..... –
4 – ERMENİ VE RUSLARIN YAPTIKLARI SOYKIRIM Ermeni
çeteleri ve Rusların Müslüman halka ırza tecavüz, ihtiyar ve çocukları
hanelere doldurup yakma, cami ve türbeleri harab edip tahkir etme, cesetleri
parçalayarak ateşte pişirip sağ olanlara yemeleri için zorlama gibi birtakım mezâlim uyguladıklarına dair Diyarbakır ve Trabzon
vilayetlerinden gönderilen yazılar. Massacre
and atrocities perpetrated by Armenians According to writings sent from the provinces of
Diyarbekir and Trabzon Armenians bandits and Russians assaulted muslim
population, raped women, crammed in houses old people and small children and
then burned them, profaned and destroyed mosques and saints’ sepulchres,
grilled corpses cut into pieces and then forced the survivors to eat them. 3
Ş. 1334 (5. VI. 1916) Bâb-ı
Âlî Dâhiliye
Nezâreti Emniyyet-i
Umûmiyye Müdîriyeti Diyarbekir Vilâyeti'nin fî 21 Mayıs sene
[1]332 târîhli Mültecîlerden Karakilise'nin Girekol karyesi
Muhtârı Nezir bin Esad ve Poti karyeli Mehmed bin Hacı Ağa, Varto kazâsının
Veliköy karyesinden Van'da bulunan Mehmed bin Bay Mirza'nın, Dirik kazâsı
Mahkeme Re’îsi Abdülmecid, Müstantık Kemal, Jandarma Kumandanı Mülâzım Sabri
ve Polis Me’mûru Mustafa efendiler ma‘rifetleriyle ma‘a't-tahlîf alınan
ifâdelerinden istîlâya ma‘rûz ve İslâmlarla meskûn kurâ ve kasabâtda Rusların
Ermeni çeteleriyle birlikde genç kadın ve kızlara tahammül-güdâz işkencelerle
alenen fi‘l-i şenî‘ icrâ ve beğendiklerini alıp sevketdikleri ve kaçıp
kurtulabilen binlerce ihtiyâr ve çocukları, diri diri hânelere doldurularak
ihrâk ve câmi‘ ve türbeleri harâb ve tahkîr ve bir takım İslâmların
cesedlerini parçalayarak ateşde pişirip sağ olanların önüne atarak
ekletmelerini icbârla telezzüz ve daha kaleme alınması mümkin olmayan envâ‘-i
fecâyi‘ vahşeti irtikâb etdiklerini görüp işitdiğini mübeyyin ifâde-i
mazbûtaları irsâl kılındığı Dirik Kâ’im-i makâmlığı'ndan iş‘âr kılınmağla
evrâkların vürûdunda derhâl takdîm kılınacağı ma‘rûzdur. Bâb-ı Âlî Dâhiliye
Nezâreti Emniyyet-i
Umûmiyye Müdîriyeti 85 numaralı tezkireye melfûfdur. Sûret Of kazâsının Savan karyesinden olup
düşmanın istîlâsından sonra bir takrîble kaçarak buraya gelen Şehbâz oğlu on
beş yaşlarında Mustafa bin Mehmed, ber-vech-i âtî ifâdede bulunmuşdur: «Bundan
bir ay evvel askerimizin ric‘ati üzerine köyümüze giren düşman askeri etrâfı
keşf ve tarassud ederek askerimizin adem-i
mevcûdiyetine istihsâl-i kanâ‘at etdikden sonra, kemâl-i dikkat ve ihtimâm
ile hânelerimizi, erkek ve kadınlarımızın üzerleri bi't-taharrî nukûd,
ziynet-i inâs-ı beytiyye ve'l-hâsıl emvâl-i menkûle nâmına buldukları ve ele
geçirdikleri eşyanın kâffesini ahz ve zabteylediler. Bu mu‘âmeleyi bitirenden
sonra benim gibi birden bire çıkamayıp da geride kalan kadınlarımıza ta‘arruz
ve tecâvüze başladılar. Karyemizden Şah Ali oğlu
Mehmed'in zevcesi Nazlı'ya, Altun oğlu Hamdi'nin zevcesi Fâtıma Hûriye ve Şehbaz oğlu İsmâil'in zevcesi Âişe ve Astavel
oğlu Hüseyin'in kızı Emine ve Molla Ali oğlu Ali'nin zevcesi Sâliha'ya
şahısları ve tavr-ı vaz‘iyyetlerinden Ermeni olduklarını anladığımız efrâd
tarafından vâki‘ olan tecâvüz ve icrâ edilen fi‘l-i şenî‘in bi'z-zât
şâhidiyim. Ben köyden bir hafta çıkamadım. Düşman askerinin vahşiyâne tecâvüzâtı ve gasb ü müsâdere mu‘âmelâtı üç gün
kadar devam eyledi. Bundan sonra zükûr ve inâs büyük ve küçük herkes Rize'ye
doğru sevketmek üzere iken dört nüfûsdan ibâret olan
â’ilem efrâdıyla bir gece köyden kaçmağa muvaffak olarak buraya geldim.» diyerek
beyânâtına nihâyet vermekle ifâdesi bi'l-kırâ’e kendisiyle tarafımızdan imzâ
edildi. Fî 23 Mayıs sene [1]332 BOA.
HR. SYS. 2872/4, Belge no: 3,4 –
5 – ERMENİLERİN RUSLARLA BİRLİKTE TRABZON VE VAN HAVALİSİNDE
MÜSLÜMANLARA YAPTIKLARI MEZÂLİM Ermenilerin
Ruslarla birlikte İslâm ahalisine ve özellikle kadınlara yaptıkları mezâlime ve kötü fiillerle ilgili Trabzon, Van ve
Diyarbakır vilayetlerinden gelen raporlar hakkında Dahiliye Nezâreti'nden
Hariciye Nezâreti'ne yazılan yazılar. Atrocities
committed by the Armenians and Russians against Muslims in Trabzon and in the
neighborhood of Van. Letters
from the ministry of the interior sent to the foreign ministry upon receiving
reports sent form the governerships of Diyarbekir, Van and Trabzon which
state that Armenians and Russians outraged and committed atrocities against
the population of these cities, especially the women. 12
Ş. 1334 (14. VI. 1916) Bâb-ı Âlî Dâhiliye
Nezâreti Emniyyet-i
Umûmiyye Müdîriyeti Vakf-ı
Kebîr Kâ’im-i makâmlığı'nın 10 Mayıs sene [1]332
târîhli ve 100 numaralı şifresi sûretidir. Ermeni
çetelerinin ilk Loma hattından ric‘atde Viçe nâhiyesinin
Sümela karyesinden Tahsildâr Osman Efendi hânesine ilticâ eyleyen birçok
kadın ve çocukları katleyledikleri ve Âb-ı Hemşîn karyesinde otuz kişilik bir
çetenin bir kaç hâneyi abluka ile derûnunda bulunan kadın ve çocukları
toplayıp dereye sevk ve orada itlâf eyledikleri ve bunlardan kurtulan iki
kadının mecrûhen bu taraflara gelmiş olduğu ve Âb-ı Süflâ karyesinde kalan
kadınlara bazı Ruslar tarafından "Kaçınız! Kaçınız! Ermeniler geliyor.
Sizi de keserler" dedikleri ve Of kazâsının
Kelali karyesinden beş neferlik bir çetenin, bir kadına jandarma huzûrunda
fi‘l-i şenî‘a mücâseretlerinde jandarmanın mümâna‘at etmesi ile merkûmu süngü
ile katl ve kadına cümlesinin fi‘l-i şenî‘ icrâ etdikleri ve bunlardan bir
mel‘ûn, kadının yanağının bir kısmını dişleriyle kopardığını karârgâhda
ifâdesi alınıyor iken görmüş idim. Yine bu karyelerde tarafımızdan zabtolunan
istihkâmlarda bir kaç kadın zuhûr etmiş idi. Of'dan asker çekildikden sonra
Rusların ve Ermenilerin orada birçok ulemâyı hatta müftî efendiyi de
katleyledikleri Sürmene'de söylenmekde idi. Akçaâbad köylerinde Ruslar ve
Ermeni çetelerinin ve hatta Rum ahâlî yedinde bulunan mevâşîyi kâmilen
toplayıp ve birçok hâneleri ihrâk ve kadınları gerilere sürmekde oldukları
rü’yet olunuyor. Bâb-ı
Âlî Dâhiliye
Nezâreti Emniyyet-i
Umûmiyye Müdîriyeti Sûret Seferberliğin
ibtidâ-yı i‘lânında harîs-i meşrûtiyyet olduklarının
beyânıyla hâdim-i vatan şeklinde ca‘lî hareketleri Avrupaca da mukayyed olan
Ermeniler, kısmen Van Jandarma Alayı'na alınmışlardı. Bunlardan Nalbantyan
Nersis zâbıta me’mûru sıfatıyla ma‘iyetlerinde
Marotyan Marot ve Bodpodyan Mortad ve Koclu, eşkıyâ-yı meşhûreden David dahi
merkûmun ma‘iyetine verilmişdi. Bir aralık harbin cereyânını
dinlemekde te’ennî gösterdiler. Rusların Sarây
kazâsını istîlâdan ve oradan tekrâr ric‘atden sonra bulundukları noktalar
harîminde Ermenilerin kıyâmlarına mu‘âvenet ve zâhiren müzâherete ibtidâr
etdikleri görülünce, jandarmadan terhîs olundular. Evvelce bunlara büyük
çapdaki tüfenklerin tırnakları kâmilen çıkarıldıkları hâlde teslîm alındı. Bu tırnaklar Müslim başıbozuklardan
Abdülhakem ve Yunus ustalara yapdırıldığı gayr-i münker vukû‘âtlardandır.
Binâ’en-aleyh Rus kıta‘âtının Van hudûdunu tecâvüz
etdiği târîhe kadar seferberlik i‘lânı içinde Ermenilerin cânib-i âlî-i
hükûmetden gördükleri pederâne ve nüvâziş-kârâne âtıfete karşı fırsatı
ganîmet bildikleri ve Rusyalılara olan mu‘âvenet zamanı[nı]n hulûl etdiği
hülyâlarına ittibâ‘an yapdıkları cinâyetin, ihânetin yüzde bir cüz’üne â’id
olup mukaddemâ Erzurum'da Üçüncü Ordu Kumandanlığı ve Diyarbekir'de Otuzüçüncü
Fırka Vekâleti'nden yazılan listenin sûreti de merbûtdur. Vaktâki Ruslar hudûd-ı Osmaniyye'ye birâz
pây-endâz oldular. Ermenilerin artık hâb-ı râhatları
kesildi. Akurâne Müslüman köylerine ve yolculara ve postaları durdurmağa kıyâm ve tekâlîf-i harbiyyeyi red ile berâber Müslüman
köylerinden celbedilen erzâkın da memergâhlarını sed ve birçok yolcuyu katl
ve hareket-i bâğıyyelerinde hod-gâm oldular. Tenkîllerine ve itâ‘at-i mutlakadan inhirâf
edilmemesi rü’esâ-yı hükûmetle beldenin Müslim eşrâfından mürekkeb bir
hey’etle teblîğ ve seviye-i uhuvveti temdîd husûsları tefhîm olunduğuna
cevâben Terzi Başyan Avadis Efendi'nin ifâdesinde; "Ne yapalım, [1]312
senesi iğtişâşında ebeveyni telef olanların çocuklarına söz anladılamıyor ve
durdurulamayacakdır." demesi ve komite rü’esâsından bulunan Aram ve
İşhan'ın telkînât-ı aleniyyesiyle kıyâm tâm alevlendi. Şatak kazâsı bu şitâbdan bir mâh akdem hükûmeti taht-ı tazyîka
aldı. Gönderilen milis kuvvetleri kazâ merkezine
duhûle imkân bulamadı. Şatak
kal‘asında metrûk bir aded kâr-ı kadîm balyemez topu
âdî demir mermiyle milislere atıldı. Me’mûrînden bir kısmı gecenin birinde
kaçabildiler ise de suları geçemeyen birçok ma‘sûmları nehir mahlûkuna gıda
ve bu uğurda fedâ olup gitdiler. 1- Rus
çetesinin 7 Kanûn-ı Sânî sene [1]330 tarîhinde
Mahmûdî kazâsından Erçek nâhiyesi merkezine kadar ileriledikden ve oradan
tekrâr ric‘at etdikden sonra esnâ-yı ric‘atlerindeki vukû‘ât, âtiyyü'l-arz
fecâyi‘i mutazammındır. 2- Mirgehî
karyesinde Molla Hasan nâm karye muhtârının bayrak
çekerek vâki‘ olan istîmânı ısğâ ve kavâ‘id-i harbiyyeye istinâd edilerek
yirmi yedi erkek ve 12 kadın ve 18 çocuk ki, cem‘an 57 nüfûs zebh-i hayvânî
misillü tîğ-ı zülme alınarak şehîd edildikleri bizzât görüldü. Kız ve
gelinlerinin de götürüldükleri tahkîk kılındı. 3- Çarıksız
karyesinde bir çocuk dahi kuzu misillü kızartılarak bir süngü üzerinde bir
direğe rabtedildiği jandarma Reşid tarafından bir hânede
bulunarak huzzâra irâ’e edildi. 4- Kazâ-yı mezkûra muzâf Ahurik ile Avzerik karyeleri
arasında maktûl dört kişinin elleri karınlarına sokulmuş mesâneleri
ağızlarına bırakılmış bir hâlde bırakdıkları da görüldü. 5- Kezâ Kavlik'de yedi yaşında Fâtıma ve dokuz yaşlarında
Güfaz nâmlarında iki sabiyyenin ön ve arkadan birçok fi‘l icrâ ve bu yüzden
ayağa kalkamayarak âfâkı titretecek bir fîgân içinde ve fotoğrafileri
medeniyet hâdimleriyle vahşeti ref‘e me’mûr olmak üzere ortaya atılanların
enzâr-ı medeniyyetlerine muhtâc-ı irâ’e bir hâlde idiler. Bu karyede Alo nâmında ve yetmiş yaşını mütecâviz bir şahıs dahi
katledilip mesânesi ağzına sokulamadığı anlaşılarak çene kemikleri süngülerle
kırıldıkdan sonra vaz‘ edildiği de harb orduları beyninde şâyân-ı istiğrâb
ahvâldendir. 6- Bu
kazânın Astuci karyesinde Kemo nâmında bir şahsın da
Zeliha nâmındaki â’ilesinin altı aylık kız çocuğu da, kadıncağız tandırda
ekmek pişirdiği sırada tesâdüf eden düşman efrâdı tarafından çocuğu kuzu
misillü tandıra atılıp vâlidesinin gözü önünde kızartılmış oldukdan sonra
bunun yenmesi mezbûre kadına vâki‘ olan teklîf-i cebrin netîcesine muvâfakatı
olmadığından, kadının sağ bacağı tandırda ihrâk edilmiş ve bu sâ’ik-i
vahşetle hâlet-i nez‘de bulunduğu bi'z-zât görüldü. Bunun Ruslara mülhak
Ermeni efrâdı tarafından yapıldığına cezm-i kavî
hâsıl olmuş ise de mâdemki kuvvet Rus kıta‘âtıdır, mes‘ûliyeti de harb efrâdı
nâmını alan o kıt‘aya münhasırdır. Bu karyenin diğer çocukları tezek
yığınları içinde bırakılarak ihrâk olundukları da, bazılarının tamamen
mahvolamayan na‘şlarından anlaşılmışdır. Hükûmet konağı kâmilen ihrâk
olunmuşdu. Kışlanın da bir kısmı yanmış iken ateşi askerimiz taraflarından itfâ olundu. 7- Kazânın Heretil karyesinde Hacı Osman nâmında birini katl,
üç nüfûs kızları ve iki gelinine hâric-i tahammül şenî‘ şekâvetin icrâsı ile
müte’essir olan bu zavallılar bi’t-tab‘ terk-i hayat etdiler. Kazâ-yı mezkûrdan Rusların istîlâ etdikleri karyelerin
inde't-tahmîn iki bine karîb etfâl ve nisvânın şehîd edildikleri ve genç kız
ve gelinlerin de götürüldükleri vâzıhan sâbitdir. Bununla da iktifâ edilmeyip merkezi Kotur olan nâhiye halkından
Gülbeyaz nâm, muhtârın on altı yaşlarındaki mahdûmuna bir kaç kişi tarafından
fi‘l-i şenî‘ yapıldığı gibi Müslim erkekler kâmilen bir samanlığa doldurulup
üzerlerine nöbetçi bırakılmış ve bunların nisvânına yirmi dört sâ‘at ef‘âl-i
şenî‘a-i rezîleden sonra şehîd edilmişlerdir. Bezdikân karyesinde aynı cinâyet ve eser-i vahşetin icrâ olunduğu da gayr-ı münker
ahvâlden görünmüş ve bu esbâb-ı cinâ’iyye ve hilâf-ı harbiyyeden dolayı kazâ
halkından kalanları mecbûr-ı hicret olmuş ve mezâhim-i râhiyye ilcâsıyle
yüzde sekseni yollarda telef olup bitmişdir. Harbin düvel-i mu‘azzama
taraflarından vukû‘una ve istîlâya uğrayan bilâd
ahâlîsinin her türlü ta‘arruzdan masûn olacakları ve öteden beri kava‘id-i
düveliyye ve harbiyyenin bu merkezde temâdî edeceğine i‘timâd eden Van ve
mülhakâtından hicret edemeyerek Rusların ikinci istîlâlarında vukû‘a
getirildikleri ve mu’ahharan kıta‘ât-ı Osmaniyye Van'a duhûllerinde bazı
harâbeliklerde ve dağlarda gizlenenlerden kurtulanların ifâdesi ve gerekse
bi'z-zât müşâhade edilen ef‘âl-i cinâ’iyyenin tafsîlâtı. 8- Van'ın
Halilağa mahallesinden Van Muhâsebe Mümeyyiz-i
sâbıkı Hasan Efendi ve halîlesi ve kerîmesi ve birâderi mekteb
mu‘allimlerinden Hüseyin Efendi ve halîlesi ve dört nefer sabîleri
katledilmiş ve mûmâ-ileyh Hasan Efendi'nin kerîmesine icrâ edilen rezîlâne
şenâ‘at, kavâ‘id-i harbiyyeye karşı olanca ma‘nasıyla denâ’etdir. Hele muhâsebe me’mûrluğundan mütekâ‘id Beşir oğlu Derviş
Efendi'nin ve halîlesinin ve eniştesi a‘mâ Hayri ve zevcesinin gözleri önünde
Hayriye nâmında ve Şâdiye nâmlarındaki iki bâkireye yapılan vahşî ve kasdî
şenî‘in tafsîlâtını vermek değil insân, ağaçdan olan kalem de yazmakdan hayâ
eder. Bunlardan birisi bu şenî‘-i rezîleden
müte’essir olduğundan Van Vâlîsi Cevdet Bey tarafından Vastan kazâsı
merkezine sevk edilen bir kaç kadın miyânında iken terk-i hayat etmesi Rus
târîhlerini yaldızlayacak evsâfdandır! Sâ‘atlerce devam eden bu şenî‘ şekâvetden sonra, ebeveynleri de zebhe
uğramışlardır. 9- Mahalle-i
mezkûrdan Nalçacı oğlu Edhem ve harbde bulunan üç kardaşın on beş nüfûs neferi esîr-i harb olacak iken nâ’il-i şimşîr-i gadr
oldukları gibi Şatak Sandık Emini Vehbi Bey'in zevcesi, peder ve vâlidesi ve
amcası Yusuf Bey, kavânîn-i harbiyyeden gözledikleri mahzûziyyet-i insâniyye
meydânda hûn-ı nâ-hakları Rusyalıların târîhini tezyîd eden mürekkeblere
karışmışdır. 10-
Mahalle-i mezkûre ahâlîsinden olup her devletin
mevzû‘ kanunlarında ta‘addiyât-ı cismâniyyeden masûn ve kavâ‘id-i kanûniyyede
mevki‘-i ihtirâmları bulunan doksan yaşında mahalle imâmı Îsa Efendi ve
yetmiş yaşlarında mu‘allimlikden mütekâ‘id Râsih Efendi ve Hayrâtiye İmâmı
Hoca Hacı Derviş Efendi birer eşeğe bindirilmiş ve birkaç gün sokaklarda
gezdirilmekle teşhîr edilmiş. Sakalları traş ve çirkâbla telvîs
olundukdan sonra vucûdları tedrîcen şerhalanmak şartıyla şehîd edilmişlerdir.
Mumâ-ileyh Râsih Hoca'nın altmış yaşındaki zevcesine
yapılan fi‘l-i şenî‘ ve âlet-i ta‘zîbiyye ile vaki‘ eser-i tazyîkle seyelân-ı
demden Bitlis'de terk-i hayat etdiği kavânîn-i umûmiyye huzûruna irâ’e
edilecek mesâ’ildendir. Mahalle-i mezkûrdan Sefil Kavas oğullarından Hurşid
ve birâderi Kâmil'in on iki nüfûs â’ilelerinden üç
nüfûs kurtulabilmiş, dokuzu Türk kanlarını seyelâna me’mûr edilen ve o yolda
mahkûmiyet karârını verenlerin târîh-i medeniyyelerine bir kat daha teveşşuh
etmişlerdir. Çilingir oğlu Süleyman Ağa ve halîlesi
ve mütekâ‘idîn-i mülkiyyeden gözleri a‘mâ Halil Efendi'nin ve muhâsebe
ketebesinden mahdûmu Sıdkı Efendi ve â’ilesi ve tahsildâr olup seferberlikden
biraz akdem sokakdan geçerken keyfe me't-tefak cerhedilen Hacı Efendinin genç
bir zevcesi, ikisi erkek, üçü inâs beş çocuğu, akrabasından Cebeci oğlu Hacı
Yakub Ağa'nın hânesinde hûn-ı ma‘sûmları i‘dâm karârını verenlerin adâlet-i
kanûniyyeleri bi't-tab‘ tabakât-ı âliyyeye irtikâ eylemiş bulunacakdır. Keremzâde
Hidayet Efendi'nin yetmiş yaşlarında halîlesine,
kavânîn-i vahşiyyeye imtisâlen Şamram mahallesinde ve Mehmed Bey'in
hânesinde, bilâ-te’eddüb icrâ-yı fi‘l-i şenî‘den sonra iki yüz kadın ve çocuk
miyânında ve şakî şarkılarıyla na‘ş-ı ma‘sûmları şak ve şerhâlanmışlardır. Ve
hasta yatan Mülâzım İzzet ve Cerrah Mehmed efendiler bu adâletin
kurbânı olup gitmişlerdir. 11- Van'ın
Mehmedbey mahallesinde Sa‘dullah'ın kızı ve Cemâl'in
de zevcesi Seher ve biri beş, biri yedi yaşlarında çocukları, vâlidesinin
elinden alınarak kama ile parçalandı. Kör Hamza oğlu Abbas'ın zevcesi, üç kerîmesi doğranmış. Halil Çavuş'un Âyişe ismindeki hemşîresi dayak altında ezilmiş, seksen yaşlarında Câbî
Hacı Abdullah Efendi ve halîlesinin taş ile kafalarının ezildiği bi'z-zât
görülmüşdür. 12- Şabane
mahallesinden hasta yatan mütekâ‘id Mülâzım Abdurrahman Efendi odasından
dışarıya çıkarılarak bidâyeten suratına teşerşür icrâ
ve hayli döğüldükden sonra öldürülmüş olduğu bi'z-zât na‘şından anlaşılmış ve
komşuluğundan kurtulabilenlerin şehâdetleriyle sâbit olmuş ve tüccârdan Hacı
Ömer Efendi Ermenilerden iki hizmetkârının mu‘âvenetlerine ve Rusya'nın
düvel-i mu‘azzamadan olduğuna i‘timâd ederek kaçmamış, Rusların istîlâsında
parası alındıkdan sonra ârzûları vechile rûh-ı pâki cesedinden ayrılmış.
Topçuoğlu mahallesinin sâbık muhtârı Bekir
Efendi'nin on iki yaşında yeğeni Zâhire fi‘l-i şenî‘in te’sîriyle mahalle-i
mezkûrdan Sohbetoğlu mahallesine gelinceye kadar bu on beş dakîkalık mesâfede
terk-i hayat edip Rusların tekrâr Van'a avdet ve ta‘kîblerine binâ’en defni
kâbil görülemediğinden bir duvârın altına uzatılarak duvârı mezbûre-i
ma‘sûmenin üzerine yıkılmak sûretiyle tedfîni yapılmışdır. 13- Hâfızefendi
mahallesinden İsmâil vâlidesi Güleş, Mahmud'un
hemşîresi Âdile ve Menkelüz oğlu Bayram ve Kasab Abbas katledilerek Abbas'ın
hüsnâ kerîmesi Fikriye, diğeri Şâdiye de Ruslar tarafından götürülmüşdür ki,
isbâtı sehlü't-tahkîk mümkindir. Eminpaşa mahallesinde Gardiyan Ali ve iki hafîdi ve halîlesi ve gelini ve kanun hizmetinde bulunan
Bayram'ın Mustafa isminde ve yedi yaşında mahdûmu, Seyyid Çavuş'un mahdûmu,
Mustafa'nın iki erkek çocuğu ve halîlesi, Hacı Kaya oğlu İbrâhim Çavuş'un
genç halîlesi Feride dahi arsa-i vahşetîde hisse-i nasîbelerini almışlardır. 14- Van'ın
Abbasağa mahallesinde mütekâ‘iden mukîm Alay Kâtibi
Mehmed Ali Efendi kendisinin bağçesine çıkarılarak bidâyeten parasının
alındığı ve sonra kendisi de bir ağaca bağlanıp yirmiyi mütecâviz mermi
vuruldukdan sonra bu bî-çârenin seksen yaşındaki hemşîresi ve kendi halîlesi
de can acısıyla mûmâ-ileyhe koşar iken bunların ikisi de kama ile
parçalandıklarını gören ve zevcesiyle erkek çocuğu şehîd edilen kadının
şehâdeti ve bunların düşdükleri yerde kalan na‘şlarıyle görülmüş ve bunun
komşusu sobacı esnâfından Necib Efendi ve halîlesi aynı şekâvete giriftâr
olmuşdur. 15- Van'ın
Selimbey mahallesi ahâlîsinden olup "Rusyalılar
düvel-i mu‘azzamadandır, girdikleri mahallerde bi't-tab‘ kavâ‘id-i harbiyyeyi
muhâfaza ederler" diye âsûde bulunanlardan Süvar oğlu Hâlid ve Ziya ve
Rıza ve birâderi Fâik, Çevik oğlu Hoca Mehmed Efendi elliyi mütecâviz
komşularıyla büyük bir hânede intizâr-ı adâletde iken Ruslarla müşterek Van
Ermenilerinden Panos'un delâletiyle o civârı dolaşan müfrezeye vâki‘ olan
istîmânda; erkekler ve kadın, çocuklar toplatdırılmış. Erkekler ve erkek
çocuklar bir dizi olmak üzere dizilmiş ve kadınlardan işe yaramayanları ve
kız çocukları da bu erkeklerin önüne sıra edilmiş. Panos'un "arş"
kumandasıyla erkeklere ateş edilmiş. Ölmeyen erkekler boğazlanmış ve bu
mahallenin telefâtı üç yüzü mütecâviz bulunmuşdur. Mûmâ-ileyh Hoca Mehmed Efendi'nin halîlesi tarafından
ihtifâ edilen iki erkek çocuğuyla sâ’ir mahalde yakalanarak Amerika
mü’essesesindeki Rus kumandanlığına götürülüyorken Senemke câddesinde Hacı
Ziya Bey'in hânesindeki kuyuya atılmış ve Cevdet Bey'in Van'a duhûlünde
kendisini ihtifâ eden kadın getirilmiş ve ifâdesi alındıkda aynı mes’eleyi
tasvîr eylemişdir. 16- Tebrizkapısı
mahallesinden kendisi harbde bulunan Sâlih ve
â’ilesi Fâtıma ve beş yaşından on yaşına kadar dört nefer kerîmesi ve
birâderinin ve hemşîresinin on yedi nüfûs kûlfetleri kanarada tevzî‘ edilen
lahm misillü bidâyeten sağ olarak çengellere takılmış oldukdan sonra kama ile
doğranmış bunların vâlideleri bu kanaranın altından geçirilip saçları bu
ma‘sûmun kanlarıyla boyadılmış oldukda kadınlar salıverilmişlerdir. Kadınlar
el-yevm Diyarbekir'de 198 numaralı hânede mukîme
bulunuyorlar ve kezâ mahalle-i mezkûrda Sâlih'in hemşîresi Mahbûb ve üç oğlu,
iki kızı ve Câmi‘-i Kebîr mahalleli Kâsım'ın â’ilesi Âyişe ve iki çocuğu katledilmiş
ve fakat bidâyeten çocuklar boğazlanmış, kanlarını vâlidelerinin içmeleri
vahşetleri tazyîk edildikden sonra mezbûretân dahi tîğ-ı gadre uğramışlardır. 17- Van'ın
tahliye edildiği esnâda, sefînelere irkâb
edilenlerden beşi fırtına dolayısıyle Erciş, Âdilcevaz kazâları civârına
çıkabilmiş ve geceyi orada geçirmek isteyen bu sefînelere Ermeni efrâdı
tarafından vehleten abluka edilerek kurşunla sefînede dört yüze karîb nüfûsu
itlâf ve bir çoğu denize atılmış ve bu miyânda muhâsebe ketebesinden Siirdlizâde
Tevfik Efendi ve â’ilesi ve birçok zâbıta familyası da dâhildâr-ı hilâf-ı
beşeriyyet olan bu vukû‘ât-ı elîmeden kurtulan Polis Hâşim ve Celâl
efendilerin ve bir iki ahâlînin ifâdeleriyle sâbit olmağla berâber Âdilcevaz
Kâ’im-i makâmlığı'nca da mukayyed vukû‘ât-ı vahşiyyedendir. 18- Van'da
müste’ciren kalan Alay Kâtibi Sivaslı Hasan Fahrî Efendi'nin halîlesi olup ahîren Rusların ric‘atleri esnâda çıkarılan
kadın, bidâyeten Ermeni Kavas Miko tarafından ve Amerika mü’essesesinde iken
gûyâ berây-ı insâniyyet hânesine götürmüş ve bu kadına da zevcesi katledilen
ve Tüfenkçi Dursun Ustanın vâlidesi de birlikde olarak gitmişler ve gitdikden
sonra __ yaparak ma‘îşetinizi temin edeceğim diyerek elli lirasını almış ve
on gün kadar kaldıkdan sonra Osmanlı askerinin Van'a duhûl edeceğini işidince
kaçar iken, merkûm Miko diğer şakîlerden birkaç kişiyi tahrîk ederek her iki
kadının olancaları ellerinden alınmış ve alay kâtibin[in] iki çocuğu da
öldürülerek savuşup gitdikleri kadınların ifâdeleriyle sâbitdir. 19- Üç
yüz nüfûsdan ibâret bulunan Şeyhayne karyesi ahâlîsi
Van'a hicret ederler iken İskele ve Kalacık karyesinin Ermenileri bunları
yoldan çevirmiş, Zive karyesine ilticâya mecbûr tutmuş. İki yüz nüfûslu Zive karyesinde genç nisvân tefrîk edilmiş,
erkekleri bi't-tamam katlolunmuş. İhtiyâre kadınlar ile sıbyânı da bir câmi‘e doldurmuşlar, sonra da mezkûr câmi‘i ihrâk
eylemişlerdir. İhrâk içinde kendisini bir takrîb kurtarabilen ve el-yevm
ber-hayat kalan Kürd İbrâhim ve Şükrü'nün oğlu
Mustafa ve diğer Reşid'in oğlu Hakkı'nın ifâdeleriyle ve ahâlînin hâlâ
çıkmamalarından sâbitdir. 20- Meşhûr ziyâretgâh-ı Müslimînden bulunan Mollakâsım karyeli
ehl-i servetden ve yetmiş yaşlarında Feyzi Ağa'nın kafası zevcesinin kucağına
verildikden sonra kesilmiş dokuz yaşlarında mahdûmu Sabri ve gelini Huriye
dahi merkez-i vilâyete getirilmiş, Feyzi Ağa'nın parası bulunmak ve irâ’e
edilmek üzere bu zavallılar be-tekrâr karyeye götürülmüş, paranın mahall-i
ihtifâsı bulunmuş ve alınmış oldukdan sonra katledilmişlerdir. Tekyenin
Zâviyedârı Şeyh Mehmed Şâkir ve mahdûmu Ziya ve bu
Ziya'nın mahdûmu Sadullah ve kerîmesi Zeyneb ve Muhabbet, Saadet, Fâhire ve
Fahriye, vâlideleri Mevhibe ile büyük vâlideleri Fâtıma, diğer üveği kızı
Zehra'nın sûret-i fecî‘ada katledildikleri gibi bu şeyhin kardaşlarının
hânelerinde sağîr ve kebîr olarak yetmiş nüfûsa karîb mahvedilmişlerdir.
Gelinlerden Van'a götürdükleri Zâhide ve Fâtıma,
Mermid çayı köprüsünden geçer iken kendilerini suya atmışlardır. Bu hâli
re’yü-l ayn gören Sâlih oğlu Şerif'in zevcesi Mahi
Hanım, mahfiyyen Van'a kaçarken dostlarından Mermid karyeli Hamparsom'un
hânesin[d]e üç çocukla altı gün kalmış ve orada bu bahs Hamparsom tarafından
tekrâr edilmiş ve mezbûre üç çocuğuyla Hamparsom tarafından bir sâ‘at kadar
yola vurulmuş. Hamparsom dönmüş. Kadıncağız çocuklarıyla İskele karyesi
Ermenileri tarafından yakalanmış. Çocuklar vahşî bıçakların vâsıl-ı cinânı olmuş kurtulmuş. Kadın bir mâh kadar Ermenilerin ahûrunda çalışdırılmış, bu esnâda
Tatvan cihetine sefîne gideceğini işitmiş. Gece iskeleye gitmiş. Gemicinin
birine çok yalvarmak sûretiyle dokuz mecidiye
vermiş. Oradan sefîne hareket etmiş. Sath-ı bahrde
kadın sıkışdırılmış. Bu köyün zenginlerinin para mahallerinin irâ’esi yolunda
tehdîd ve tevehhüm olunmuş. Oradan tekrâr Mollakâsım
karyesine çıkarılmış. Bir şey bulamayınca sefîneye
dönmüş. Kadın Âdilcevaz civârına çıkarılmış. Oradan
da Zilan cihetlerindeki Kürdlere karışarak gelmiş ve aynı vukû‘âtı şerh ve
ta‘dâd eylemişdir. Bu hâl, bu karyeye ikişer sâ‘at mesâfede
Amik ve Ayans karyelerinde de vukû‘a gelmişdir ki, bin beş yüze karîb
nüfûslarından kurtulup gelen köyün imâmı Molla Yusuf ve mahdûmu Said ve
muhtârı Cafer'in ifâdeleriyle sâbit ve vâki‘dir. Ve nâhiye-i
mezkûrun Bağdaşan ve Karaağaç karyelerine aynı hakâretler ve itlâflar
oldukdan başka da yirmi yaşlarında ve daha aşağı on yedi kızcağızlar da
Rusya'ya götürülmüş olduğu muhakkakdır. 21- Timar
nâhiyesi bi't-tamam Erçek ve Havasor nâhiyelerinin
yüzde yetmişi katledilmiş ve Mendân karyesinde Erçekli şerrîn-i şerîr-i
meşhûrun elde etdiği kırk beş nüfûs, nişân hedefi ittihâz edilmek sûretiyle
i‘dâm edilmişlerdir. Erciş ve Âdilcevaz kazâları
sekenesinin de yüzde ellisi tahlîs-i can edebilmiş ve Ercişli olup insâniyet
ve servetiyle birçok Ermeniyi ihyâ ve tüccarlığa irtikâ eyleyen Hacı Hasan
Ağa günlerce Ermeniler tarafından işkence edildikden sonra, rûh-ı pâkine
hâtime verildiği şuhûd-ı adîde ile vâki‘dir. 22- Halil
Bey fırkasının Rusyalılar tarafından ta‘kîbi esnâda
Norduz kazâsının Şahotu köprüsünden geçmekde bulunan Sarây ve Hoşab kazâsıyle
birçok nevâhî halkı ve Van ahâlîsinden Mamûretürreşad dâhilinde gitmeye
gayr-ı muktedir birçok nisvân ve sıbyân dâhil oldukları hâlde Kazaklar
yetişerek kılınçla kama ile itlâf ve suya dökülenlerin mikdârı kırk bini
mütecâvizdir. Gevaş kazâsından ve gerekse Vastan'dan
Müküs kazâsından imrârı suhûlet bilen ahâlînin üç bini mütecâviz nüfûsu da,
ağır ve sağında Müküs komitesi tarafından bi’t-tamam katlolunmuşlardır.
Dersa‘âdet'de nüfûs sicillâtıyle sâbit olacağı üzere
Van muhîtinin zâyi‘âtı yüz bine karîb düşeceği tahakkuk eder. Hele
Hakkâri'den çıkıp necât tarîki arayan Mûsevî milletinden
üç yüz nüfûsun Seyl karyesinde doğranarak duvâr biçimi istif edildiklerini
görenlerle isbât mümkündür. 23- Bütün
câmi‘ler tahrîb ve ihrâk edilmiş ve meşhûr Şeyh
Abdurrahman Baba makberi ve Şeyh Abdurrahman Baba tekyesi ve bütün Müslüman
mahallâtı da ma‘an ihrâk olunmuş ve Van ve merkez muhît yangın görmüş tarlaya
dönderilmişdir. Eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmiresi kat‘ u kal‘ edilmişdir.
Van Hastahânesi'nden nakle imkân bulunamayan seksen kadar hasta efrâd, hasta
ebniyesinde ihrâk olunmuşlardır. Kıta‘âtın Van'a duhûllerinde
bidâyet-i hâdisede, Katırcı mahallesinden ve Ermeniler taraflarından Peynirci
Receb oğlu Mahmud'un dört çocuğuyla halîlesi miyânında, Mülâzım Hüseyin
Efendi'nin on iki yaşlarındaki kerîmesi götürüldüğünü Ermeniler inkâr edemezler.
Bu kız kurşunla yaralı olduğu hâlde bilâ-terahhum hetk-i ırz irtikâb edilmiş
ve kesret-i tecâvüzden bî-tâb kalmış ve mülâzımın
mukaddemâ hizmetçiliğinde bulunan bir Ermeni tarafından saklanmış olduğu
cihetle Vâlî Cevdet Bey tarafından Bitlis'e, Bitlis'den de buraya getirilerek
el-yevm mecrûhan mevcûddur. Van'dan çıkarılmış kadınların müsâvî
ve tafsîlâtı muğâyir-i âdâb görünen ızdırâb ilcâsıyle yürümeğe muktedir
olamadıklarını bilen zâbitân mevcûddur. 24- Askerin
Van'a duhûlünü haber alan ve cebellerde ve gerekse
Rusların nezâreti altında bulunan bir takım aşîret halkı ve bir kısım köylü
ahâlî, Van alındı nazarıyle Van'a toplandılar. Rusların tekrâr
avdetlerinde ve Osmanlı kıta‘âtının ric‘atlerinde Engil karyesiyle Vastan
karyesi aralığında telef olanların yekûnu on bini tecâvüz etdiğini ve
nizâmiye kıta‘âtından esîr alınanların da ahâlî miyânında katlolundukları
gayr-ı münker vekâyi‘dendir. 25- Van
ahâlîsinden Otuzüçüncü Ahz-ı Asker Kalemi'ne mülhak
Mülâzım-ı Evvel Şükrü Efendi'nin seksen yaşlarında ve Tayyar Efendi isminde
amcası ihtiyâr zevcesinin muvâcehesinde ellerinden çivi ile kapıya çakılmış,
ibtidâ burnu ve kulakları ve sonra da çenesi kesilmiş olduğu[nu] Yüzbaşı
Hâlid Efendi ve rüfekâsı bi'z-zat görmüşlerdir. Zevcesi fecâyi‘-i vahşiyyede
katlolunduğu müşâhede olunmuşdur. Şenâyi‘-i adîdeden
biri de Erciş Ahz-ı Asker re’îsi olup nasılsa çıkamayan Hikmet Efendi'nin kerîmesi cebren bir Ermeniye verilmiş ve davul zurna ile
teşhîr edildikden sonra pederiyle Rusya'ya gönderilmişdir. Mezbûrenin zevci
bulunan Gevar Telgraf Müdîri Hakkı Efendi ise el-yevm me’yûs ve bu hâlle
tecennün eder bir hâldedir. Bayezid Hudûd Bölüğü Mülâzım-ı Evveli Abdullah
Efendi'nin Bayezid'de kalan â’ilesi, beş me’mûr â’ilesiyle Rusya'ya
götürülmüşdür. Esîr-i harb olarak tanınmış ise büyük
bir bahtiyârlıkdır. Fî 11 Mayıs sene [1]332 Van Sâbit
Jandarma Alay Kumandanı Ali [V]âsıf Bâb-ı
Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyyet-i
Umûmiyye Müdîriyeti Polis
Müdîriyeti'nin 14 Mayıs sene [1]332, 5675/81 Rus
istîlâsına uğrayan havâlîde ilcâ-yı fakr u zarûretle
hicret imkânını bulamayan ahâlî-i İslâmiyyeye karşı Rusların revâ gördükleri
envâ‘-i zulm ve ta‘addîleri hakkında dâ’ireye bi'l-mürâca‘a hikâye-i hâl eden
kesânın sûret-i musaddakaları melfûf ifâdât-ı mazbûtalarına nazaran Of
kazâsının Lazandoz karyesine giren birinci Rus askerî kâfilesi tarafından
ahâlînin nüfûs ve isimleri ve hânelerinin mikdâr ve adedini tahrîr ve
tecrîden ve alabildikleri eşyayı ahz ve naklinden bir gün sonra muvâsalat ve
Ermeni çeteleriyle mahlût bulunan ikinci Rus kâfilesinin karye-i mezkûreden
Dilsiz oğlu Ali Osman zevcesi Yâsemin nâm kadının enîn-i tazallum-kârîsine
rağmen iffetini pâ-mâl eylediklerini gören ve harekât-ı vâkı‘aları muhâlif-i
vicdân ve insâniyyet olmakdan başka beşeriyet nâmına bundan eşnâ‘ bir fi‘l ve
hareketin gayr-ı mutasavver olduğunu ihtâra cür’et eden zevci Ali Osman'ın
süngü darbeleriyle kollarından cerh ve kalbleri hayat-ı insâniyyeden mahrûm
olan bu vahşî askerler tarafından oralarda tesâdüf etdikleri pek çok kadın ve
erkeklerin nâmûsu ve canlarını dehşet-efzâ bir sûretde hetk ve heder edilmiş
ve Sürmene eşrâfından Fortunzâde Polad ve İsmâil Cibi oğlu Saadeddin
efendilerin beyânâtında: Ruslar kazâ-yı mezkûrun Pervane karyesinden Suiçmez
oğlu Bican Ağa'yı muvâcehesinde zevcesine fi‘l-i şenî‘ icrâsından sonra katl
u itlâf ve kazâ-yı mezkûrun Purnak, Zimlekova, Zimle-i Kebîr ve karyeleri
ahâlîsinden zarûretleri hasebiyle çıkamayanları katli‘âm ve Of kazâsının
Alana [Alano] karyesinden ele geçirdikleri kadınları siperlerine götürerek
tecâvüzât-ı vahşiyâneleri icrâ ve Polit[a] karyesinden Çakır oğlu Süleyman'ın
zevcesi ırzına tasallut edildikden sonra i‘dâm ve Sıva (?) karyesinden Tehî
oğlu Emin ve kazâ tahsildârlarından Ali ve Zino [Zeno] karyeli Hacı Mustafa
oğlu Mehmed ve Molla Mahmud oğlu asker Mahmud'un â’ilelerine ve Komanit
karyeli Kemahcızâde Ahmed ve Kelali karyesinden Ali oğlu Mehmed ve Dayı oğlu
Hüseyin Ağa ve efendilerin bâkire kerîmelerine tecâvüzât-ı iffet-şeknâne ve
Sürmene kazâsının İnoztaş [Linostaş] karyesinden Ömer oğlu Osman Efendi'yi
katl ve zevcesine tasallut edilmiş ve şu harekât-ı bâğıyâne Rus askerlerinin
iştirâkiyle berâber kısm-ı a‘zamı kendilerinin ihmâlkâr nazarları karşısında,
Ermeni çeteleri tarafından icrâ olunduğu anlaşılmış ve Yomra nâhiyesinin Likne
[Diğene] karyesinde Ta‘yıncı oğlu Hâfız Abdurrahman bin Mehmed'in esnâ-yı
hicretde kendisine mülâkî olan nâhiye-i mezkûrenin Karanlı karyeli kırk
yaşlarında bir kadının ifâdesine atfen vâki‘ olan beyânâtı da dahi bunları
istîlâ eyleyen düşman askerleri rast geldikleri gençleri Ermeni çetelerine
teslîmen mahâll-i âhara sevk ve ihtiyârları ile ma‘sûm çocukları süngüleriyle
katl ve telef ve kadınları vahşiyâne tasallutlarına hedef eylediklerini ve
hatta on kişi tarafından mezbûrenin dahi ırzına tecâvüz edilerek bî-tâb bir
hâlde terketdikden sonra Kadaru[k]sa karyesine kaçabildiği ve Rusların
uğradıkları her yerde zulm ve şenâ‘at kaçırtması hükmünü icrâ ve Ermeni
çeteleriyle her zaman bu hûn-rîzâne harekâtın pîşdârı oldukları tebeyyün
etmiş olduğu ma‘rûzdur. Bâb-ı Âlî Dâhiliye
Nezâreti Emniyyet-i
Umûmiyye Müdîriyeti Sûret Rusların istîlâsına ma‘rûz kalan
memleket ahâlî-i İslâmiyyesine karşı Rus askeri tarafından yapılan fecâyi‘ ve
şenâ‘at hakkında Sürmene kazâsı eşrâfından Fortunzâde Polat ve İsmâil
Cibizâde Saadeddin efendiler ber-vech-i âtî beyânâtda bulundular: «Sürmene'nin
Pervane karyesinden Suiçmez oğlu Bican Ağa'nın muvâcehesinde Rus askerlerinin
zevcesine fi‘l-i şenî‘ icrâ etdikden sonra Bican Ağa'yı telef ve Sürmene'nin
Purnak, Zimlekova, Zimle-i Sağîr ve Kebîr karyeleri ahâlîsinden zarûret
hasebiyle çıkamayanları katli‘âm sûretiyle itlâf etdikleri gibi düşman
askerleri taraflarından alınıp istihkâmlarına götürülen on beş kadar Of
kazâsının Alana [Alano] karyeli kadınların ırzlarına ta‘arruz ve bî-tâb bir
hâlde istihkâmlarda terketdikleri Of'un Polit[a] karyesinden Çakır oğlu
Süleyman Ağa'nın zevcesine fi‘l-i şenî‘ icrâ ve müte‘âkiben Süleyman Ağa'yı
katleyledikleri ve kazâ-yı mezkûrun Sıva (?) karyesinden Telli oğlu Emin ve
Of tahsildârlarından Ali Efendi â’ilesine ve Komanit karyeli Kemahcızâde
Ahmed Ağa'nın bâkire kerîmesine ve Zino [Zeno] karyeli Hacı Mustafa oğlu
Mehmed'in gelinine ve Molla Mahmud oğlu asker Mahmud'un â’ilesine ve Kelali
karyesinden Ali oğlu Mehmed'in ve Dayı oğlu Hüseyin'in bâkire kerîmelerine
envâ‘-i şenâ‘ati icrâ ve Sürmene'nin Linoztaş [Linostaş] karyesinden Ömer
oğlu Osman Efendi'yi katl ve zevcesinin ırzına tasallut etdiklerini, bu
â’ilelerden firâra muvaffak olan Emin Ağa ve Tahsildâr Ali Efendi,
ve Kemahcızâde Ahmed Ağa'nın kerîme ve â’ilelerinin ağlayarak vâki‘ olan
ifâde ve beyânâtlarından ıttılâ‘ hâsıl etdiğimiz gibi isimleri ta‘dâd olunan
karyeler ahâlîsinden olup hicret münâsebetiyle tesâdüfî olarak görüşdüğümüz
pek çok kimselerin ifâdelerinden anladık. Ma‘amâfîh gerek Rus askerlerinin ve
gerek berâberlerindeki Ermeni çetelerinin istîlâ
eyledikleri mahalle ve karyelerde daha çok insâniyete yakışmayacak harekât ve
ef‘âllerini işitdik ise de isimleri ve karyeleri hâtırımızda kalmamışdır.»
demekle mûmâ-ileyhim taraflarından ve tarafımızdan imzâ edildi. |
|||||||||||
|
|
Ahâlîden |
Ahâlîden |
Komiser Mu‘âvini |
Komiser Mu‘âvini |
||||||||
|
|
Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti Sûret Yomra'nın
Like [Diğene] karyesinden Ta‘yıncı oğlu kırk yaşlarında
«Karadere'deki
noktanın bozulması üzerine ma‘a-â’ile ikâmet
eylediğim hâneden hicret etmek mecbûriyetinde kaldım. Esnâ-yı
râhda berâberimdeki sığır hayvanlarını ra‘y etmek üzere bulunduğum sırada
Yomra'nın Karanlı karyesinden tahmînen otuz beş-kırk yaşlarında bir kadın
ağlayarak yanıma geldi. Karyelerinin düşman tarafından istîlâ
olunmasını müte‘âkib düşmanın zarûret hasebiyle karyeden çıkamamış olan
erkeklerden ihtiyârları tamamen katl ve gençleri toplayarak yanlarında
bulunan Ermeni çetelerine teslîmen mahall-i âhara sevk ve ma‘sûm çocukları da
süngüleriyle telef etdiği gibi gelin, kız ve kadınların ırzlarına tasallut ve
envâ‘-i şenâ‘at icrâ eylediklerini ve hatta kendisinin de on kişi tarafından
ırzına geçildiğini ve geceleyin hânesi civârındaki hendeklerden sürünmek
sûretiyle henüz istîlâya ma‘rûz kalmayan Kadaru[k]sa karyesine geçip canını
kurtardığını hikâye eylediği gibi esnâ-yı râhda daha buna mümâsil pek fecî‘
haberler işitdim.» diye beyân-ı hâl etmekle işbu ifâdesi kendisine imzâ ve
tarafımızdan dahi imzâ edildi. |
|||||||||||
|
|
Ahâlîden |
Komiser Mu‘âvini |
Komiser Mu‘âvini |
|||||||||
|
|
Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti Rus ve Ermenilerin gayr-i kâbil tahammül-sûz fecâyi‘i 14
Teşrîn-i Evvel sene [1]330, harbin ilk safhalarında
ve Rusların hudûd-ı Osmanî'yi geçdiği bir sıralarda Körmuson'dan Malazgird'e
kadar müşâhedâtıma ma‘tûf olan ahvâl ber-vech-i âtî îzâh olunur. Ruslar
tarafından istîlâya uğrayan mahaller ahâlî-i
İslâmiyyesi hakkında Rus ve Ermeni çetelerinin yekdiğerine müsâbaka
edercesine yapdıkları mezâlim öyle bir mezâlim ki, hamlini henüz vaz‘ etmemiş
kadınlara karınlarından çocukları çıkarılmak bu hâle bâ‘is Bayezidli Ermeni
çete re’îsi Soron, Erzurum meb‘ûs-ı sâbıkı Pasdırmacıyan Karkin, başlarında
bulunan bin iki yüz kadar Ermeni çete efrâdıyla İslâm köylerini dolaşıyor.
Güzel kadınların nâmûsunu lekedâr etdikden sonra
çirkin olanları gûnâ-gûn mezâlim ile öldürüyorlardı. Bu miyânda Kavak karyeli
Keleş Ağa'nın gelini öldürüldükden başka, oğulları ve diğer â’ilesi kazığa
çakılmak sûretiyle itlâf olunuyordu. 28 Nisan'da
Malazgird'in sukûtunda, â’ilemle merkeze bir buçuk
sâ‘at mesâfede Yaramış nâmında bir Çerkes karyesinde bulunuyordum. Rusların ânî hücûmu üzerine ne karye ahâlîsi ve ne de â’ilemi halâs
etmek müyesser olmadı. Yalnız olarak Ahlat'a tâbi‘
Hulik nâmında bir Çerkes karyesine firâr edebildim. Âkıbeti
orada intizâr ediyordum. 23 Mayıs târîhinde buralar
da sukût etdi. Bu karye ahâlîsi nefsini kurtarabildi
ise de diğer bir Çerkes karyesi olan Ağcaviran ahâlîsi kendilerini ve
hayvânâtlarını kurtaramadılar. Yirmi-otuz bin lira râddesinde
bulunan bu iki karyenin bi'l-umûm mevâşî ve eşya-yı beytiyyeleri
götürüldükden sonra Ağcaviran karyesinden Musa ve Sadullah beylerle on nefer
refîki elleri bağlanarak Malazgird'e sevk ve ifâdeleri alındıkdan sonra
Ermenilere teslîm edildi. Gözleri oyulmak sûretiyle
Kire denilen mahalde itlâf olundu. Şu fecâyi‘ ve mezâlimi
müşâhede eden Yaramış karyeli Çerkes İlyas Bey'le diğer köy ahâlîsi fırsatdan
istifâde ile firâr etmek yolunu arıyorlardıysa da emellerine muvaffak
olamıyorlar. Hergün Ermeni ve Rusların mezâlimine
ma‘rûz kalıyorlardı. Bu mıntıka-yı harbden ayrıldıkdan sonra bir müddet de
Liz cebhesinde bulundum. Bu cihet mıntıkasında, Beşinci Kuvve-i Seferiyye
vatanın müdâfa‘ası yolunda her türlü fedâkârlığı
yapıyor. Düşmana kahhâr darbesini indiriyor. Efrâdından mecrûh olanları Liz Hastahânesi'ne sevkeyliyor.
Orada tedâvî etdiriyordu. Mevcûd kuvvetiyle bir şey
yapamayacağını hisseden düşman, Van tarafında bulunan beş-altı bin Ermeni
gönüllü ile İran'dan Dragon atlılarını celbetdi. Haziran'ın yirmi üçünde
başlayan top ve tüfenk muhârebesi altı gün devam
etdikden sonra Temmuz'un birinde bu noktadan da çekilmek lâzım geldi. Pek
müsta‘cel olan bu çekilmek sırasında hastahânede olan bazı efrâd
kurtarılamadı. Liz de mevcûd Ermeni kadınlarına terkedildi. Liz, Hoşgeldi ve
Pürkaşin'e kadar gelen Rus ve Ermeniler bi'l-âhire
Dokuzuncu Kolordu'nun ve Hınıs tarafından tazyîki üzerine tekrâr çekilmeye
mecbûr edildi ve hudûd hâricine kadar püskürdüldü. 11 Temmuz'da idi, tekrâr Liz'e gelmek ve oradan Yaramış'da kalan â’ilem
nezdine gitmek îcâb ediyordu. Liz'e geldiğim sırada evvelce orada bırakılmış
hastagân hâtırıma geldi. Bunları görmek, ahvâllerini öğrenmek istiyordum. Hastaların bulunduğu
mahallere gitdim. Ahvâllerini gördüm. Te’essürâtdan
ne yapacağımı şaşırdım. Otuz-kırk kadar hasta efrâdın
bazılarının gözleri çıkarılmış, bazıları salben i‘dâm edilmiş, bazılarının
yüzlerinden vücûdlarının yarısına kadar koyun gibi soyulmuş, kısm-ı a‘zamının
başları vücûdlarından ayrılmak sûretiyle Neronlara, Timurlara, Cengizlere
rahmet okudurcasına mezâlim icrâ edilmiş olduğu yanımda bulunan Kopolu kâ’in
birâderim Çerkes Musa Bey ve Çerkes Cemâl ve Hüseyin efendilerle şu hâl-i
esef-iştimâli müşâhede olunmuş, oradan müte’essirâne ayrılmağa mecbûr
kalınmış, şühedânın bakıyye-i izâmları tarafımızdan toplanarak bir arada
defnetdirilmişdir. Şu hâlden pek müte’essir olan kâ’in birâderim
Musa Bey, köy derûnunda dolaşırken ölmemiş, bir mahzende açlıkdan ölmesine
ramak kalmış bir efrâda tesâdüfle merkûmu mahzenden çıkarmış. Münâsib bir
mahalde istirâhatini te’mîn etmiş. Bir parça karnını doyurdukdan sonra
yapılan mezâlimin tahkîki için bana âdem-i mahsûs
göndermiş idi. Neferin ismi Memiş, pederinin ismi Abdullah olduğunu ve
Boğazlıyan kazâsının Babayağmur karyesinden bulunduğunu ve bu mezâlimi
Ermenilerle Liz'de kalan Ermeni kadınları tarafından icrâ edildiğini, kendisi
bir fırsatdan bi'l-istifâde firâr ederek bir mahzende saklandığını kemâl-i
te’essürle söylüyor ve cümlemizi de bu te’essürâta iştirâkle ağladıyordu. Meşhûdât
ve sıhhate iktirân etmiş ma‘lûmâtımı bî-tarafâne kasemle
takdîm eylerim. Muhâcirînden Konyalı Hasib Harbin
henüz mebde’inde üç yüz otuz Teşrîn-i Evvel'in
nihâyetlerinde düşman Tutak'ı istîlâ etmiş ve ahâlî arasında heyecân başlamış
ve muktezâ-yı hamiyyet, herkesi birer sûretle vatanın muhâfaza ve müdâfa‘asına
sevkeyliyordu. Bu miyânda ben de mütehassis olduğum
en yüce bir hisle ve elimden gelebileceği bir derecede vatanımın müdâfa‘asına
koşmak ârzûsuyla Tutak'ın Esmer karyesine gitdim. Yüz elli kadar atlım ile
Tutak'ın Esmer karyesinde bulunuyordum. Eleşkird Kazâsı
Tahsildârı Abdülkadir Efendi ile kazâ-yı mezkûr ağavâtından Ömer Ağa ve
Pasinler kazâsından Ahmed Bey bin Taşdan Bey yanıma geldiler. Eleşkird ahvâlini bunlardan su’âlimde kemâl-i te’essürle dediler
ki: "Vaktâki, Rus ve Ermeni çeteleri Eleşkird'i basdı. Der-akab bütün
Eleşkird köylerini erkek ve kadın ve kız çocuklarıyla berâber
Didem karyesine ve Pasinlerin Ardos ve Sülüki ve Emrekom, Esvence [Ebsemce]
ve Karabıyık ve Maslahat ve Horasan ve Kötek ve Yağan ve Çamurlu ve Tüyler ve
Tenzile ve Akzehir köyleriyle diğer yirmi üç pâre karye ahâlî-i İslâmiyyesini
Esvence [Ebsemce] ve Tenzile'de katli‘âm ve inâs kısmının nâmûsunu lekedâr ve
hayvânâtlarını gasben götürmüşlerdir. Bu hayvânât
mikdârı koyun, keçi, camus, esb, ester, öküz ve inek olarak yüz elli bin
râddesinde idi. Ve [1]331 senesi şehr-i Nisan onuncu cum‘a günü Malazgird'in
Kiranlık karyesinde bulunduğum sırada Rus ve Ermeni çeteleri Tutak merkez
kazâsıyla bütün İslâmdan ibaret olan merbûtu Esmer vesâ’ir 53 pâre
karyelerini basarak yirmi bine karîb bir nüfûs ve Top ve Köşk ve Esmer
karyelerinde ictimâ‘la bunları ihrâk ve inâs kısmını dâhile sevkeylemişler,
olduklarını da esâretden bir sûretle firâr eden Kargalık karyeli Sâlih Bey
oğlu Feyzullah ve karye-i mezkûreli Reşid Efendi'yle muhtârı Seyyid Han ifâde
eylemişlerdir. Ve bunların da efrâd-ı â’ilesi de bu miyânda itlâf
eylediklerini hüngür hüngür ağlayarak söylediler. Malazgird
kazâsı dâhilinde Beküran karyesinde â’ilesiyle
birlikde ikâmet etmekde olan Berber İlyas ve mahdûmu Şevket'i iki zevcesiyle
bir kerîmesini bikrini izâle sırasında ricâ etmekde olan vâlide ve ebeveynini
yine Malazgird'e tâbi‘ Dolabaş karyeli Mardiros ve karye-i mezkûreli Cendi ve
Harâbe-i Kasımî karyeli Kelekçi Simon ve Kala kasabalı Mardovak'ın ve
birâderi Kânî, Görk (?) karyesinde ikâmet eden Serop ve sekiz nefer Kazak
atlısıyla mezbûrelerin fi‘l-i şenî‘ icrâsından sonra kerîmesinin boynunda
olan ve kıymeti yirmi iki guruşdan ibâret bulunan bir rub‘iye altınını
çıkarmağa bile tenezzül değil, fazâyihi göstermek için merkûm Mardovak'ın
Kostantin nâmında bir Kazağa "Omuz küreği kılıncını ver! Altunu bak ne sûretle çıkaracağım" demesi üzerine, merkûm Kazak
kılıncı kendisine verir. Bî-çâre kadının boyunundaki
altun insâniyete değil, hayvânat-ı vahşiyyenin kabûl edemiyeceği bir sûretde
mezbûrenin boynunu kılınçla kat‘ ve mezkûr rub‘iye altınını Kazağa ihdâ ve
diğer peder vâlidesini de "Ver i‘lâmına bakayım" Elinden kâğıdı
alacağı sırada diğer bir Kazak kılınçla merkûmun kellesini uçuruyor. Gâyet müstehziyâne bir tavırla "Ne tez öldü!"
gibi garâ’ib gösteriyordu. Âlem-i beşeriyyet bu gibi fezâyiha acabâ ne diyecek ve târîh bunu ne sûretle kaydedecekdir?
Harb-i Umûmî'nin icrâ etdiği te’sîrât her nokta-yı
harbde bu şenâ‘atı kabûl ediyor. Ediyor da icrâ
kılınırsa yirminci asır medeniyetiyle kâbil-i te’lîf değildir. Hâyır! Bu dehşet-engîz fecâyi‘ bî-çâre,
ma‘sûm İslâmlara revâ görülüyor. Ruslar ve Ermeniler âlem-i İslâmiyyetden
hiss-i intikâm almak istiyor ve yine Malazgird'e
merbût Ada karyesi ahâlîsinden ve mahkeme-i bidâyet a‘zasından Hüseyin Bey ve
meclis idâre a‘zasından Şâmil beylere kendi hizmetçileri Ermeniler tarafından
fi‘l-i şenî‘ icrâsından sonra merkûmları â’ileleri huzûruyla ve işkence
eylemek sûretiyle Şâmil Bey'i itlâf, Hüseyin ve Abdullah Bey â’ilelerini de
muğâyir-i insâniyyet olarak ırzlarına tasallut etmişler. Henüz sinn-i rüşde vâsıl olmayan bir sabiyye kız çocuğunun bikrini
ba‘de'l-izâle kendisini katleylemişlerdir. Yine
bu cümleden olmak üzere Malazgird'de yüzbaşı mütekâ‘idlerinden merhûm Mirliva İbrâhim Paşa'nın birâderi Ahmed Bey'in
hânesine müsâfir olarak â’ilesine; "Bizim âdâtda mestûr olmak yokdur.
Her kadın serbest olmak ve açık bulunmak ve bize bu sûretle
hizmet etmek lâzımdır" yolundaki ifâdelerine karşı; "Biz bu âdete
ri‘âyet edemeyiz" cevâbında bulunmuşlarsa da; "Bu âdeti kabûl eder
ve bizlere sâkîlik ederseniz hayatınızdan emin olabilirsiniz" kabûl
olunmadığı hâlde kendi hareketlerinde muhtâr olduklarını ve her türlü ef‘âli
icrâ edeceklerini sûret-i kat‘iyyede ifhâm ve hatta bu sırada Rus zâbitlerinden
birisi büyük kerîmesine fi‘l-i şenî‘ icrâ eylediklerini mezbûreler gâyet acı
ve müte’essirâne bir sûretde ifâdâtda bulunmuşlardır. Muş
hakkındaki fecâyi‘a gelince, bunu bir sûretle ta‘rîf
etmek kudret-i beşerin fevkindedir. Henüz Kânûn-ı
Sânî'nin yirmi dokuzunda idi. Harbin her cebhesinden gelen mültecîlerin
feryâd ve figânı işidenlerin tüylerini de ürperdecek bir dereceyi geçmiş idi.
Kânûn-ı Sânî'nin yirmi dokuzunda başlayan ve şiddetini artdıran harb sadâsı
ve top tarrakasından ziyâde, Ermeni ve Rus çetelerinin mezâlimi, harbden daha
ziyâde insanları dehşet içinde bırakıyor ve herkesi bir ihâfe istîlâ
eyliyordu. Harb yakîn oldukça canını kurtarmak
isteyenler telâşla oraya buraya koşuyor ve kış el ve ayakları bağlıyor. Diri
diri o zâlimlere, o bî-çâre Müslümanları hediye
bırakıyordu. Vesâ’itden mahrûm olan aceze gürûhu
tevekkeltü etmekden başka çâre bulamıyor ve nefsini bilerek ölüme teslîm
eyliyordu. Çünki bir tarafdan kış, bir tarafdan vesâ’itsizlik ve ma‘sûm
çocukların âh u enîni herkesi şaşırıyor, kımıldamak
imkânı bırakmıyordu. Bu miyânda kudreti olanlar her çi bâd-âbâd hayatını kar
içine atıyor. Atamayanlar Ermeni kılınçlarına boyunlarını uzadıyordu. Üç
Şubat târîhinde idi. Muş da sukût etdi. Muş, Ermeni şakîlerinin bir cevelângâhı olmuş, kanına susamış canavar
gibi etrâfa saldırıyor. "Hani İslâmlar nerededir?" diyerek bir
gazabla arıyorlardı. Rast geldikleri İslâmları tutuyorlar meclis ittihâz etdikleri bir mahalde topluyor, "Hiss-i
intikâm" deyu bağırıyorlardı. Gerek kadın ve gerek tesâdüf
etdikleri bî-çârelere "Bakınız burada bir İslâm var. Geliniz bunu da
öldürünüz" yolunda arkadaşlarını çağırıyordu. Muhadderâtdan güzel
kadınların nâmûsları pây-mâl olunuyor. İhtiyâreleri,
ihrâk bi'n-nâr edilerek diyâr-ı ademe
gönderiliyordu. Pençe-i zâlimânelerinde kalan
eşrâfdan Hacı Murad ve Reşid Kötanlızâde Hacı Mehmed ve Cafer ve Neccar ve
Abdullah ve Yusuf ve Mehmed Han ve Nâdir Han ağalar Kızılmanastır kurbânı
denilerek mahall-i maktele sevk ediliyordu. Varto kazâsının
İz nâhiyesi dâhilinde Ciran aşîretinden Cündi Ağa'ya mensûb on beş karye
halkının Bitlis cihetine savuşmak emeliyle muvâsalat etdikleri Muş ovasının
Akcan nâhiyesinden mürûrlarında Çehârincûr tarîkıyla Muş'un Sekâvî karyesine
muvâsalat eden Rus ve Ermeni çeteleriyle üç sâ‘at miyânelerinde vukû‘a gelen
müsâdeme esnâsında, kâfileden tefrîk etdikleri bini mütecâviz erkek ve kadın
ve çocukların Bezan karyesinde iskân etmek iğfâliyle götürdükleri Murad
nehrinde Gölhazal denilen ma‘rûf göle kâmilen ilkâ, bunlara â’id ağnâm ve
hayvânlarının Rus askerinin merkezi bulunan Çehârincûr karyesine gönderilmiş,
ma‘rûfînler ayaklarına ağır frenk na‘lları çakılmışdır. Meşhûdât ve sıhhate iktirân etmiş ma‘lûmâtımı bî-tarafâne kasemle tasdîk
eylerim. Bunların
hepsi Bitlis vak‘ası karşısında ve bu manzara önünde hepsini unutur. Bu
fecâyi‘ hâtıra geldikce vücûdlar lerze-nâk olur.
Şubat on dokuz gecesi, sâ‘at on buçukda başlayan top ve tüfenk tarrakaları
uykuda bulunan ahâlînin daha ziyâde kuvve-i
ma‘neviyyeyi kırıyordu. Feryâd u figân âsmâna
dayanıyordu. Yunus Çavuş nâmında birisi, hânesinden
çıkmış sokakda gezerken birçok Rus ve Ermeni şakîlerine tesâdüf etmiş. Yol
bulup firâr edememiş. Van İstînâf
a‘zâsından Şaban Efendi'nin hânesine giderken yollarda pek müdhiş bir manzara
karşısında tesâdüf etmiş ve katlolunanlar hakkında envâ‘-i mezâlim icrâ
edildiğini re’yü'l-ayn müşâhede eylemiş. Kadın, çoluk
ve erkekleri mahalle başına doğru Rus ve Ermeni, Kazak ve saltadları
tarafından sevkolunmuş ve bu esnâda binlerce tüfenk sadâsı ve lâ-yu‘ad ve
lâ-yuhsâ Müslüman cenâzesine rastgelmiş olduğunu ve ikindi vaktinde dört
Ermeni iki Rus askeri Şaban Efendi'nin hânesine bi‘d-duhûl hânede bulunan bir
Ermeni kadını Şaban Efendi kendi ağası olduğunu ve kendisinin de Ermeni
bulunduğunu ifâde etmiş. Gelenler kadınıyla Şaban Efendi'yi Antranik Paşa'ya
götürmek lâzım geldiğini, bunlardan ikisi gidip dört neferin hânede
kaldıklarını bi'l-âhire avdet eden kadın, Şaban Efendi'nin katlolunduğu ve
hânede kalan bu dört Ermeni ve Rus neferi mûmâ-ileyhin â’ilesinin ırzına
tasallut eylediklerini ve bu hânede ihtifâ eden diğer â’ilelerin feryâd u
figânları âsmâna çıkdığını ve bu hânenin de mahvedildiğini ve mevcûd
cenâzeler hâne derûnunda bırakılmayıp taşra atdıklarını ve bir kadın
"Hazret-i Îsa'yı severseniz beni öldürmeyiniz" yolundaki ricâsı
üzerine mezbûreyi içeri götürüp bi'l-âhire öldürdükden sonra çocuğuyla
berâber dışarı atıldığını ve bundan bi'l-istifâde Mutki tarîkıyle firâr
etdiğini, firârından evvel aceze çoluk ve kadınların
ihtiyârelerini Şeyhu'l-karîb denilen tekyeye doldurup ihrâk olunduklarını,
ekser kadınlar memelerinden mecrûh ve memeleri kesilerek salbedildiğini,
vâlidesi mecrûh memedeki bir çocuğun, sokakda vâlidesinin memesini emmekde
olduğunu re’yü'l-ayn müşâhade eylemişdir. Bu miyânda câmi‘lerin
tavla hâline ifrâğâ ve tekyelerin ve ale'l-husûs Küfrevî hazretlerinin
merkad-i mübâreki ber-hevâ olunmuş, ulemâdan Şeyh Abdülgaffar Efendi'nin
kafasının derisi soyulmuş, Bedi‘ü'z-zaman Said-i Kürdî ve rüfekâ-yı
muhteremesi birer sûretle gayet fecî‘âne bir tarzda şehîd edilmişler ve
Ser-tabîb Mustafa Bey'i on beş yirmi nefer kadar Ermeni kadınları teğannî ile
mûmâ-ileyhi askerle berâber götürmekde olduklarını ve bu kadınların gâyet
süslü bir tarzda, asker ön[ün]de raks eylemekde olduklarını ve Kömüs cihetine
doğru giden Amdol kilisesinin yanında, işe yaramayan kadın ve çocukları pek
acıklı bir sûretde katli‘âmla kan deryâsına boyadıklarını ve huzûzât-ı
nefsâniyyelerini teskîn için genç kadınları envâ‘-i mezâlim icrâ
eylediklerini Arab köprüsünden Dikilitaş'a kadar binlerce zükûr ve inâs
cenâzesi mevcûd olduğunu ve bu cenâzelerin kısm-ı a‘zamının müte‘addid
mahallerinden pek müdhiş ve fecî‘âne kılınç ve kurşun yaralarıyla mecrûh ve
maktûl düşdüklerini görmüşdür. Fî 23 Mayıs sene [1]332 Meşhûdât
ve sıhhate iktirân etmiş işbu ma‘lûmâtımı
ma‘a'l-kasem tasdîk ve imzâ etdim. |
|||||||||||
|
|
|
Bitlis mültecîlerindenHacı Ahmed oğlu Yunus Çavuş -Yunus |
||||||||||
|
|
Ma‘lûmât
ve meşhûdâtları bî-tarafâne tahrîr edildikleri
yolunda imzâları mevzû‘ mûmâ-ileyhânın ba‘de't-tahlîf huzûrumuzla tanzîm
etdikleri zîri musaddak işbu varaka manzûr-ı âlîleri buyurulmak üzere takdîm
kılınır. Fî 23. 3. [1]332 |
|||||||||||
|
|
Komiser Mu‘âvini |
Komiser Mu‘âvini |
Komiser Mu‘âvini |
|||||||||
|
|
Ermeni
ve Rus mezâlimine müte‘allik cedveldir. Huzûr-ı sâmî-i hazret-i vilâyet-penâhîye takdîm. Fî 24 minh Polis Müdîri Abdurrahman Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti Madde - Papuşcu
esnâfından olup Van'da Halilağa mahallesi
ahâlîsinden iken hânesinde ma‘a-â’ile hasta kalarak muhlifen ifâdesi alınan
Mehmed ustanın beyânatı da "Ben Van'da ma‘a-â’ile hasta kaldım. Van'ın
tahliyesinden sonra bizi Ermeniler Amerika mü’essesesine götürdüler.
Rusyalılar da geldi. İki ay orada kaldık. Hayli ahâlî
de toplatdırıldı. Yevmiye birer somun veriliyordu. Bu somunları yiyenlerin
derhâl saçları dökülür, kanlı sular akar ölürlerdi. Az zaman içinde
külliyetli ahâlî telef oldu. Tahmînen
yüzü mütecâviz bir nüfûs kaldı. Hatta o sırada köylerden toplanan ahâlînin kısm-ı küllîsi Mermid çayına döküldüğünü
mü’esseseye gelenler söylerlerdi. Ondan sonra Fransız konsolosunun bulunduğu hâneye götürdüler. Nisvâna yapılan vahşiyâne
şenâ‘atleri ta‘dâd etmek mûcib-i âr ve hayâdır. Bütün Müslüman hânelerinin enkâzı Ruslar tarafından getirilerek
matbahlarda ta‘âm tabholundu. Ebniye temellerinin birer yüzünün taşları
Ermeniler tarafından çıkarıldı. Bağçelerin eşcâr-ı müsmiresini ale'n-ne‘âr
kal‘ ve kavak ağaçları yağma şeklinde kat‘ olundu. Cesîm
bir vilâyet merkezinde ve az zaman içinde Müslüman mahallâtı asırlardan
kalmış şâyân-ı temâşa bir şekle ifrağ edildi. Cebeci oğlu Hacı Ağa ve bunun hânesine ilticâ eden üç çocukla tahsildâr Hacı Efendinin
â’ilesi, birlikde hayli nüfûs mü’esseseye götürülürken Sehak Bey'in hânesi
kurbunda mükeyyefât kabîlinden olmak üzere öldürüldüler. Orada bulunduğum
zaman Ermeninin birisi gelerek müşâfehe ve musafahada: "Memleket size kaldı"
dedikçe, cevâben: "Gerçi Osmanlılar bize top
atdılar. Üzerimize asker getirdilerse de fakat Ermeni ve Rusların yapdıkları
zulme karşı memleketin bize de kalmayacağı muhakkakdır" dedi. Ruslar
çekilirken ben de bir harâbeye gizlendim. Onlar
gitdi. Osmanlı askeri geldi. Kalanlarımızı kurtardılar. Cenâb-ı Hak nev‘-i
beşeri böyle hakâretlere giriftâr etmesin diyerek
ağladı. Fazla tafsîlât vermeğe rikkatim mâni‘dir ve
gördüğü şenâ‘at ve denâ’etleri lisâna getirmek ve söylemek beşeriyet nâmına
muhill-i edebdir ve ağır muhâkemeyi müntic ahvâldendir diyerek ciğer-sûz
beyânatda bulundu. Fî 23 Mayıs sene [1]332 |
|||||||||||
|
|
Van Komiser-i sânîlerinden Zübeyr |
Mütekâ‘idîn-i askeriyyeden Vanlı
Mülâzım Receb |
Van Belediye Abdurrahman |
Van Jandarma Sâbit
Alay Kumandanı Binbaşı Ali Vâsıf |
||||||||
|
|
Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti Madde - Van
ve mülhakâtının tahliyesinden ve ahâlînin Müküs
kazâsı gerilerine çekildikden ve bir aralık Şatak kazâsından, Rusların
ric‘atlerinden sonra zîrde isimleri muharrer köylülerin ve daha başka, Norduz
kazâsı halkından olup Şatak'a avdet ve orada ikâmet ve Rusların be-tekrâr
kazâ-yı mezkûru esnâ-yı işgâlde kendilerini kurtaramayan ahâlîden olup bu
senenin martı içinde bir takrîb tahlîs-i can edebilen birkaç kişiden bu kerre
Diyarbekir merkezine gelen (Berholu) Ömerin muhlifen alınan ifâdesinde vech-i
meşrûh üzere Şatak'a avdet eden Hüseyin'in, Kâkân, Kasr, Köşk, Darnıs-ı Ulyâ,
Darnıs-ı Süflâ, Berho, Çemik, Noravan[is], Hasis, Virgiz [Virişin], Arkanis,
Akrus, Sarnos, Suzvans, Hişet, Şükran, Rüknan, Şıhcanıs, Sokan karyeliler ve
daha başka kazâ halkıyla bu köylerimize avdet etdik. Geçen senenin yazıyla
kışını bu köylerde geçirdik. Ruslar bir şey söylemediler. Emniyet tam hâsıl
ve tebe‘a şeklinde kabûl edildiğimize kanâ‘at vâsıl
olmuş gibi kaldık. Bu müddet içinde el-hak pek o kadar ilişik edilmediğine
sevindik. Artık başımızı açdık, çalışdık. Martın kaçıncı günüdür bilemem
bağteten basıldık. Erkeklerimizi Ruslar seçdiler, kâmilen süngülediler. Odun
cebeline gitmişdik. Meşeliklerden görünüyordu. İşe yarayan kadınlar, kızlar
dahi tefrîk olunuyordu. Diğer kadın, sıbyân damlara
dolduruldu. Damları ateşlediler. Benim de ciğerim ateşlendi. Ben oradan
kaçdım. Dağda bir kaç kişiler daha tesâdüfüm oldu.
Birleşdik, bunların köyleri de aynı felâkete giriftâr
olduklarını söylediler. Saydığım köylerde ekallî olmak üzere yirmi beş bin nüfûsu mütecâviz şenlik var idi. Bunlar bi't-tamam
medeniyyet perdesi altındaki cânavârların, hûnhârların pençeleri altında
parçalandılar. Artık kız ve kadın ne kadar götürüldüklerinin adedini yemin
etdiğim için kesdiremem. O kadar bir nüfûs içinde
işe yarayan ne kadar nisvân çıkacağını tabî‘î erbâbı ta‘yîn edebilirler.
"İlk avdetde gitmeyelim" diye bazı muhtârân söylediler. Bazıları
da, "Ruslar da düvel-i mu‘azzamadandır herhangi bir tebe‘a halkı olursa
olsun emr-i muhâfaza ve himâyede onlarca bir fark
yokdur." Bizler de öteden berü böylecesine inanmışdık. Bu söz üzerine
geri döndük. Efendiler Kürd diye bizlere vahşet isnâd olunurdu. "Kürdler
hayvân missillü insân yerlermiş" diye Avrupa'da
söylendiğini ve hakkımızda Ermenilerin Avrupa'ya şikâyetleri hâlî kalmadığını
işidirdik. Şimdi âlem-i medeniyyet ve hâmî-i
insâniyyet iddi‘âsında bulunanlara karşı sûret-i ciddiyyede iddi‘â ederek
söylüyorum. Ermenilerin dağlarda ve en yüksek ve muhtefî ve oldukça kasaba ve
karyelerinden sâ‘atlerce uzak mahallerdeki ma‘bedlerine değil gündüzler,
geceleri bile erkeksiz nisvânın müzeyyenâtı ve huliyyâtlarını ve kalbur
doldurur altunlarını hâmil olup giderken acabâ
nerede hangilerimiz tarafından parmak uzadıldı ve uzadılmış ise lütfen
bi'l-isti‘lâm isbât edilsin. Şu hâlde Ermenilerin ve gerekse düvel-i
mu‘azzamadan bulunup da vahşet âlemini söndürmeye kalkışan Rusların, bu ve
gerekse her tarafda dîndâşlarımıza yapılan şenî‘ ve
fecî‘ cinâyetlerin tedkîkâtını icrâ ve haklı haksız kimler ise onların
ta‘yîniyle lâyık oldukları kanunî ve adlî bir cezâyı tatbîk edecek melce’-i
medeniyyet görülecek midir? Vahşetin bu dehşeti, kimlerin uhdelerinde
kalacağı ta‘ayyün etdirilebilecek midir? Biz ma‘sûmların hûn-ı
nâ-hakları acabâ aranılacak mıdır? Yoksa Kürdler birbirlerini yemişler diye tasnî‘ sırasında bu zâyi‘ât ve cinâyât-ı azîme yapanların
ve yapdıranların yanına mı kalacakdır? Şatak'da Çavdar Keşiş lakâbındaki zâtın Avrupa'ya yazdığı şikâyetlerde:
"Kürdler kurdları öğretmişler de Ermenilerimizin koyunlarını telef
etdiriyorlar. Bühtân nehrinin önünü tutmuşlar da
dağların münâsib mahallerinden nehri geçirip Ermeni köylerini sulara
garketdiler. Kürd ağalarından birisinin esbinin başını tutan bir Ermeniyi esb
yutmuş. Ermeniler bu hâllerden dolayı Kürdlerin esîri
bulunmuşlardır" diye tasnî‘an şikâyet vâkı‘aları gayr-ı münkerdir. Mâdemki Kürdlerin bu sûretle esîri bulunuyorlarmış
üzerlerimize yağdırdıkları bombalar, endâht etdikleri mütenevvi‘ silâhları ne
sûretle getirebilmişlerdi? Acabâ Kafkasya, Dağıstan,
Kırım, Türkistân'daki ve daha benim bilmediğim diğer devletlerde meskûn
dîndâşlarımızda da bu kadar silâh, bomba bulunmuş mudur? İfâdemi
alıyorsanız bu cihetleri de aramak ve iddi‘â etmek de Avrupa'da vahşîlik nâmı
altında bulunan Kürdlerin hakkıdır. Sizi vekîl
ediyoruz. Bu hakkımızı haksızlardan arayınız diyerek ve ağlayarak ifâdesine hâtime vermişdir. Fî 24 Mayıs sene [1]332 |
|||||||||||
|
|
Komiser-i Sânî Vanlı Zübeyr |
Mütekâ‘idîn-i askeriyyeden Vanlı
Mülâzım Receb |
Van Belediye |
Van Sâbit
Jandarma Alay Kumandanı Binbaşı Ali Vâsıf |
||||||||
|
|
Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti Madde - Otuz
üçüncü Fırka'nın nakliye katarı mülâzımlarından Trabzonlu Hüseyin Efendinin kerîmesi olup Rusların Van'ı istîlâdan ve ric‘atlerinden
sonra mecrûhan kurtulup gelen Nâdiye Hanım'ın Fırka Kumandan Vekîli Kâ’im-i
makâm Süleyman Bey dahi hâzır bulunduğu hâlde alınan ifâdesinde ve gerekse
bidâyet-i hâdisede evlâdlarının tahlîsi zımnında askerî noktasına ma‘lûmat
vermek üzere hânesinden yalın ayak koşmuş ve Ermeni hücûmundan dolayı bir
daha hânesine girmeğe muvaffak olamamış bulunan mûmâ-ileyhin halîlesi Seher
Hanım'ın ma‘an beyânâtında: "Van'ın
Ermeni mahallâtına merbût Katırcı mahallesinde
müste’ciren ikâmet etdikleri Penbeci Receb oğlu Bakkal Mehmed Efendi'nin
hânesinde ve bu hânede İngiliz konsolosu kavaslarından Ali Ağa ve haremi Lale
ve bunların on yedi yaşlarında Hasan ve on yaşlarında İhsan ve dört
yaşlarında Tahsin ve bir yaşlarında Kâzım ve zâtü'z-zevc kerîmesi Zehra ve bu
kadının kucağında altı aylık çocuğu ve biz dahi iki kerîmem ve bir mahdûmumla
bulunduğumuz sırada bağteten Ermeniler hânemizi basdılar. Aralıkda komşu
duvarını derhâl yardılar. Bu hali görür görmez feryâdı,
pek yakında bulunan hükûmet konağına ulaşdırmak için hemen yalınayak ve
bilâ-tesettür koşdum. Dönünceye kadar mazgallardan açılan kurşunların
korkusundan hâneme gidemedim. Müfrezeler dahi
geldiler. O sokağa yanaşamadılar. Ciğer-pâreleimin ciğerinde tüten alevleri
beni o ateşlere atılmağa mecbûr etdiyse de askerler
bırakmadılar. Evlâdımla müddet-i mülâkât tam beş
mâha müncer oldu. Beş yerinden yaralı olarak Diyarbekir'e gönderilen meh-pârem semere-i fu’âdımın geçirdiği musîbet ve âfâkı
titreten ve her nasılsa kalbleri zırh[l]a kaplı bulunan canavar rü’esâsı
nezdinde zerre kadar te’sîri olamayan bu felâket, hayatım devam ettikçe bir
ciddiyet ve kâ’inâtda işidilmemiş ve kemiklerimize işlemiş bir ibret-i
ebedîdir. Böyle bir medeniyete ebedî nefret ve la‘net!" dedi. Sıra emsâli nâ-mesbûk-ı vahşet-dîde kerîmesi Nâdiye Hanım'a
geldi. Mezbûrenin ifâdesinde vâlidesi, büyük
hemşîresi ve küçük karındaşı ve amucası Ali Ağa, berây-ı imdâd taşra kaçarken
kendisi üst kat odada işle meşgûl bulunuyormuş. Ânî
olarak kopan bu tufan-ı vahşete hayretle bakar ve şaşarlarken Ermeni cânîleri
duvârı yarıp içeri girince havluda toplu ve şaşkın bir hâlde duran ma‘sûmîn
üzerine yaylım açdılar. O sırada ben de bacağımın dört yerinden, bir de
elimden yaralandım. Kavasın oğlu Hüseyin ve kerîmesi
Zehra terk-i hayat etdiler. Bellerini kırdılar, derhâl tandıra bırakdılar.
Kavasın kerîmesinin kucağındaki çocuğun kalçasına da
bir kurşun isâbet etdi. Çocuğun büyük ninesi, çocuğu aldı. Bizi oradan
murahhashâneye götürdüler. Bir hafta sonra Kavas'ın karısı Lale'nin gördüğü
tecâvüzât-ı denâ’etkârîden çocuğu bırakdı bir takrîb kaçdı. Yaralı çocuk dahi
murahhashânede öldü. Diğer oğullarının nerede öldürüldüklerini görmedim. Fakat
sağ adam bırakmadılar. Mehmed Efendi'nin büyük kerîmesi
Hediye'yi Tebrizkapısı Câmi‘i'nde öldürüldüler. Zevcesi Habibe ile küçük kızı
Sâbite'yi de Ruslar Van'a geldikden sonra bir
gecenin yarısında Amerika müessesesine götürür iken diğer ma‘sûmîn miyânında
ve Hatkünek meydânında öldürüldüklerini Ermeni kadınlarından işitdim. Benim
yaralarımı murahhashânede iki Ermeni doktoru sardılar. Bir aralık Mehmed
Efendi'nin zevcesi bakardı. Mezbûre kaçdıkdan sonra vukû‘âtdan evvel
nezdimize hizmetçi terkedilen Şişko'nun oğlu Ermenak'ın hamîrinde mahfûz maksad-ı le’îmânesine binâ’en kendi hânesine
götürdü. Bir müddet gerçi bunlar bakdılar. Rusların Van'a duhûllerinde
Ermeni pençesinde didiklenen ahâlînin bakıyyesi[ni] topladılar. Bunların
içinde ebeveyni öldürülmüş beş altı aylık bir çocuğun neresinden vurulduğunu
bilemem, bacaklarından kanları akarak murahhashâneye götürdüklerini
bulunduğum hânenin perceresinden gördüm.
Tanıyamadığım diğer beş çocukla bir gebe kadın da var idi. Bu kadının on dört
yaşında bir erkek çocuğu Lusik isminde terzi bir kadın getirdi. Mürüvveten
çocuğun teslîmi için vâlidesini bi'l-âhire çok
aradı. Kadının çocuklarıyla emsâlleri gibi
mukâtele-i vahşetde katlolunduklarını söyledi. Murahhashâneye otuzdan ziyâde nüfûs toplandı. Şeyhabdurrahmanbaba
Ziyaretgâhı'ndan bir kadın da bulunuyordu. Bunları da o vakit katletdiler. O
sırada alay kâtibi mütekâ‘id Mehmed Ali Efendi getirildi. Parasının teslîmi teklîf olundu, "yokdur" cevâbını verdi.
Birkaç silâhlıyla hânesine gönderildi. Bir daha
görülmedi. Bu efendinin hânesinde müste’cir kalan
gurebâdan Sarây nâ’ibi iki kadınla ve komşularından daha birçok kadınlar
medeniyyet-i mücessemlerinin ve bu mebhasdaki müdde‘îlerin bi'z-zât
verdikleri emre imtisâlen parçalandıklarını Ermenilerden işitdim. Benim de cerîhalarım hâlâ devam ediyor. Ermeniler, Ruslarla
gitdikden sonra yalnız kaldım. Ağaçla sürünerek dışarı çıkdım. Askerlerin
yanına gitdim. Oradan bir kaç kadınla Bitlis'e gönderildim. Benim hânemden ilk def‘a götürürlerken sürüklediler. Bacağım
kalçadan çıkmış. Tedâvîden âciz bir hâlde kalmışım.
Unutamayacağım ve hikâyesinden hayâ etdiğim acılarıma bu da inzimâm etmişdir" dedi. Fî 25 Mayıs sene [1]332 |
|||||||||||
|
|
Vanlı Komiser-i Sânî Ziver |
Mütekâ‘idîn-i askeriyyeden Vanlı
Mülâzım Receb |
Van Belediye Re’îsi Abdurrahman |
Van Sâbit
Jandarma Alay Kumandanı Binbaşı Ali Vâsıf |
||||||||
|
|
Bâb-ı Âlî Dâhiliye Nezâreti Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti Sûret Erzurum Vilâyeti'ne tâbi‘
Hınıs kazâsı ahâlîsinden olup Varto mahkeme
a‘zâsından iken hicretle el-yevm Erganima‘deni'nde Câmi‘-i Kebîr mahallesinde
sâkin altmış iki yaşlarında Ali Efendi bin Hacı Yusuf Efendi[nin] hicret
etdikleri mahallerde, Ermeni çeteleri tarafından Fî 23 Mayıs sene [1]332 - Sizin me’mûriyetiniz nedir? - Varto kazâsı mahkeme a‘zâsından olup
hicretle el-yevm Ma‘den'de ma‘a-â’ile meskûnuz. - Kaç mâhdan beri sâkinsiniz? - Yirmi sekiz gün kadar oluyor. Varto'dan Kânûn-ı Sânî'nin otuz birinci günü hicret etdik. Yollarda
bulunduk. - Varto'dan hicret edeceğiniz zaman Rus
ve Ermeni çeteleri ahâlî-i İslâmiyyeye ne gûnâ mu‘âmelede bulunduğunu aynen
görmüş iseniz beyân ediniz. - Biz Varto'da bulunduğumuz zamanda
düşmanın Hınıs'dan Varto'ya doğru ilerilemekde olduğunu ve uğradıkları
köylerdeki zükûrun kâffesini ve inâs kısmının gençlerini nâ-meşrû‘ sûretde
icrâ-yı fuhşiyyât etmek üzere yed-i zabıtlarına geçirerek, çocuklarla
ihtiyâre kadınları da kezâ kesilmekde ve bir takımı hâne içerisine koyup
yakmakda ve hâmile kadınları da süngüye takıp teşhîr eylemekde olduklarını
Hınıs cihetinden Varto'ya firâr eden ahâlî-i İslâmiyye bize haber verdiler. - Meşhûdâtınız nedir? - Meşhûdâtım
Hınıs'dan Varto'ya hicret eden tahmînen beş yüzü
mütecâviz erkek ve kadın ve çocukları, yolda berf ziyâde olmasından
bi'l-istifâde, arkadan yetişen Ermeni ve Rus piyâde ve mezkûr nüfûsları
kâmilen Arpaderesi nâm mevki‘de kurşun ve kılınç ile darb ve katl ile
yanlarında bulunan hayvânât ve eşyalarını gasbeylediklerini, Varto'da yine
Arpaderesi civârında hâkim tepede onların mezâlim ve şenâ‘atını re’yü'l-ayn
gördüm. Ma‘lûmât ve meşhûdâtım budur. - İfâdeniz doğru ise imzâ ediniz. - Evet doğrudur imzâ ederim. Mahall-i imzâ Ali Varto zabıt kâtibi olup
hicretle el-yevm Ma‘den'de müte’ehhilen sâkin otuz
beş yaşlarında Tevfik Efendi bin Yakub Efendi'nin, Rus ve Fî 23 Mayıs sene [1]332 - Siz Varto'da ne hizmetde idiniz? - Mahkeme zabıt kitâbetinde idim. - Ne zaman hicret etdiniz? - Otuz bir Kânûn-ı Sânî'de düşman memleketi
istîlâ eder iken hicret etdik. Bir mâha karîbdir mahkeme a‘zâsından Ali
Efendi ile berâber Ma‘den'e geldik. - Rus ve Ermeni çeteleri ahâlî-i
İslâmiyyeye karşı ne gibi mu‘âmelede bulunmuşdur? Doğrusunu söyleyiniz. - Düşman Hınıs'dan Varto'ya doğru gelir iken
bizler Varto'ya iki sâ‘at mesâfede bir hâkim tepede düşmanın gelip
gelmediğini tarassud etmekde idik. Rus ve Ermeniler Merkemsit ile Kötan
arasındaki tepede Hınıs tarafından gelen muhâcirlerine
yetişdiler. O zamanda akşam üzeri sâ‘at tahmînen on
olmuşdu. Ahâlî-i İslâmiyyeyi ya‘ni kadın, erkek,
çocukların bir kısmını kurşun ve kılınç ile telef ve genç kadın ve kızları
bi't-tefrîk berây-ı fuhşiyyât alıkoyduğunu ve bir kısmını dahi ya‘ni
ihtiyarları samanlığa doldurup ihrâk bi’n-nâr ediyorlar idi. Mesâfeleri
bizimle yirmi dakîka kadar vardı. Biz bu hâli gördük, hemen geceleyin
ma‘a-â’ile mal ve memleketimizi terkle hicrete mecbûr
olduk. - İfâdeniz var ise beyân ediniz. - Hayır başka bir diyeceğim yokdur.
Meşhûdâtım budur. İmzâ ederim. (Tevfik) An-asl Muşlu olup muhâcereten
Ma‘den'in Cami‘-i Kebîr mahallesinde sâkin Mevlüd
Efendi bin İbrâhim Efendi'nin ber-vech-i zîr Fî 1 Haziran sene [1]332 - Hicret edeceğiniz esnâda Rus ve
Ermeni çeteleri ahâlî-i İslâmiyye hakkında ne gûnâ mu‘âmelede bulundu ise
doğrusunu söyleyiniz. - Rus
ve gerek bunlar miyânında bulunan Ermeni çeteleri ahâlî-i
İslâmiyye hakkında etdiği mezâlim târîhiyle hâtırımdadır. Şöylece arzederim
ki; 25 Teşrîn-i Sânî sene [1]330 târîhinde Saray
kazâsının Mirkeho karyesi ahâlîsini ya‘ni zükûr ve inâs ve çocukları bütün
tezek içerisine gaz dökerek bunları kâmilen ihrâk etdiler. Aynen gördüm. Ve
ondan sonra 7 Kânûn-ı Sânî sene [1]330 târîhinde
Yamanyurd karyesiyle Heretil ve Bilecik karyesinde zükûr ve inâsın kâmilen
hânelerinde yakmışdır. Ve Gevar kazâsına merbût
Bacirge nâhiyesine merbût Siro ve Künbet karyelerini dahi 28 Nisan sene
[1]331 târîhinde ahâlînin bir kısmı hicret ve bir kısmı da köylerde görerek
der-destle Bacirge karyesinde ihrâk ve kesdiklerini ve 31 Kânûn-ı Sânî sene
[1]331 târîhinde Muş'un tahliyesi esnâsında mevsûkan aldığım ma‘lûmata
nazaran, düşman Azak[p]ur nâhiyesinin Örüma[n] karyesindeki zükûr ve inâs ve
çocukları ihrâk ederek oradan Kod ve Bulanık karyesine gelerek orada bir
takım fecî‘ şenâ‘at ve mezâlim icrâ etmişler. Evvelki ifâdemde
aynen gördüğüm vechile bu mezâlim miyânında Rus ve gerek Ermeni çetelerin
genç kızları alıp fi‘l-i şenî‘ icrâ eylediklerini gördüm ve bu ma‘lûmât ve
meşhûdâtım, düşmanın nerede bulunduğu ve sûret-i hareketini görüp taht-ı
tarassudda bulunduğumuz zamanda görmüş idim. - Başka ma‘lûmât ve meşhûdâtınız yoksa imzâ
ediniz. - Ma‘lûmât ve meşhûdâtım budur ve doğrudur. İmzâ ederim. Mevlüd Hakkı İşbu üç buçuk sahîfelik evrâk-ı mazbûta me’âlinden müstebân buyurulacağı vechile Rus ve bunlar miyânında Ermeni çeteleri Van vilâyetiyle Muş sancağı ve tevabi‘i kazâ ve nâhiye ve karyelerine hîn-i duhûllerinde ahâlî-i İslâmiyyeden zükûr ve inâs ve çocuklarını gazyağlı tezek ve hâne derûnunda ihrâk ve yolda der-dest etdiklerini de kasatura ve hâmi | |||||||||||