SEYAHATNAMELERDE HAMSİ


 

         Aşık Mehmet

         1575-1597 yılları arasında bütün Karadeniz'i gezerek 1598 yılında "Menaziru'lavalim" adlı eserini yayınlamıştır. Hamsi ile ilgili verdiği bilgiler şöyledir:

        "Trabzon denizinde, hamsin günlerinde (kışın 50 günlük bölümü), Trabzon halkının hamsini kelimesini değiştirerek habsi balığı dedikleri küçük bir balık avlanır. Trabzon'un halkının zarifleri, avamını "habsi balığı" diyerek alaya alırlar. Zira hamsin günlerinde bu küçük balığı avlayanlar, bunu küçük gemilerle avlayınca halka duyurmak için sesi 2-3 fersahlık yere ulaştıran bir boru öttürürler. Bu sesi duyanların "ölüsi dirisine binup habsi balığı çıkmış" diyerek başı açık yalınayak giderler. Ama ne var ki bu küçük balık hazmı zor, ağır bir yiyecektir. Ancak "mahi-kuş" denilen bir içecek ile hazm edilebilir. Tuhaflık buradadır ki, "mahi-kuş" kelimesinin adını bile duymayanlar da bu balık üzerine kırılmış gibi düşerler. Kış günlerinde bu küçük balığın kötü kokusundan evlere ve konaklara girilmez. Ayrıca bunun artıklarını yiyen tavuğun da eti kokar ve yenilmez hale gelir, kış günlerindeki yumurtasında bile o kötü koku hissedilir."

        Trabzon'dan çıkan balıkları sayarken mezgit ve kalkandan sonra hamsiyi sayar ve şu bilgiyi verir:

        3.Habsi: Habsi hamsini kelimesinin muharrefidir. Zira bu balık kış mevsiminde hamsin günleri dışında avlanmaz. Bu günlerde fazlaca yakalanan küçük bir balıktır. En büyüğünün uzunluğu bir karış yoktur. Küçük pulları vardır. Derisinin rengi mavi ve beyaz karışımıdır. Eti ağırdır. Karadeniz'de Trabzon hizalarında çok boldur."

        Evliya Çelebi

        1640 yılında Doğu Karadeniz'e gelen Evliya Çelebi, hamsi hakkında da detaylı bilgiler vermiştir. Trabzon'u anlatırken "Beğenilen Balıkları" başlığı altında şu bilgileri veriyor:

        " Beğenilen Balıkları: Levrek balığı, kefal balığı gayet lezzetlidir. Bir karıştan uzun kırmızı başlı tekir balığı, uskumru balığı ve daha bin çeşit balıkları vardır. Amma bunların hepsinden fazla Lazların üzerine düştükleri, alış verişi hakkında kavga ettikleri hamsi balığı...Bu balık Hamsinde çıktığı için, hamsi balığı derler. Balığın çıkışını dellallar halka haber veriler. Dellalların bir çeşit mürves ağacından boruları vardır. Bir kere su urunca, "Ahça çomahla bir mendil hamsi ver" diye ince sırmalı mendillere balığı koyup giderler. Balığın suyu akarak giderken, bazıları suyun aktığına acıyarak,"Bre balığın suyunu akıtıyorsun... Suyuna bir pilavcık sallasana" diye şaka ederler. Şu beyitleri de söylerler:

 

        Trabzondur yerümüz

        Ahça tutmaz elümüz

        Hamsi paluk olmasa

        Nice olurtu halumuz

 

        Hamsinin Faydası, Şekilleri ve Hassaları: Bu balık, bir karış kadar, ince ve morca cilalı, gümüş gibidir. Faydası o derecedir ki, yedi gün devamlı yiyen kimsenin şehveti son derece artar. Çok kuvvet verici ve hazmı kolaydır. Yemeğinde balık kokusu olmadığından yiyene hararet vermez. Ağrı hastalığına tutulan adam yese şifa bulur. Bir evde yılan ve çiyan olsa, hamsi balığının başı tütsü edilirse kaçar. Bunu yemek Trabzonlulara hastır ki kırk çeşit yemeğini pişirirler. Kebabı, çorbası, yahnisi, böreği ve baklavası olur. Fakat pilaki derler, bir çeşit tavası vardır ki şöyle yapılır. Önce bu hamsi balığını güzelce temizleyip onar onar kamışa dizerler. Maydanoz, kereviz, soğan ve pırasayı ince kıyıp tarçın ve siyah filfil ile karıştırdıktan sonra, pilaki tavasının içine bir kat hamsi, bir kat bundan döşeyip Trabzon'un ab-ı hayata benzer zeytinyağını üzerine dökerler. Bir saat kadar kuvvetli ateşte pişirdikten sonra yerler ki, doğrusu sevilecek mübarek yemek olur."

        Kâtip Çelebi

         1648 yılında yazmaya başladığı "Cihannüma" adlı coğrafya eserinde Doğu Karadeniz'den de bahseden Kâtip Çelebi, hamsimiz için şu bilgiyi verir:

        "Trabzon denizinde; mezgit ve kalkan gibi balıklar avlanır. Trabzon'da hamsin döneminde avlanan bir balık vardır ki, Trabzonlular buna "habsi" balığı derler. Kış mevsiminde hamsi avlandığında, sesi beş-on kilometreden duyulacak bir adam kiralanarak halka duyuru yapılır. Bunu duyan halkın ölüsü dirisine binip habsi balığı çıkış diye almaya giderler. Bu değersiz küçük balık, hazmı zor murdar bir balıktır."

        Deyrolle

        1869'da Trabzon'a gelen naturist (doğacı) Deyrolle, kısa da olsa hamsiden bahsetmeden geçememiş:

        "Trabzon'un gemici halkı oldukça kalabalıktır. Küçük deniz ticaretinden başka gemiciler, balıkçılık yaparlar, bilhassa hamsi avına çıkarlar. Hamsi bütün şimali Anadolu sahilinde en çok yenen balıktır. Hakiki bir Trabzonlu için Hamsi baş yemektir. Türlü türlü yenilir. Trabzon'da başka balıklar da tutulur, fakat Karadeniz'in suyu az tuzlu olduğundan cinsinin iyi balıkları sayılmaz; istiridye çıkar, çok küçüktür ve tatsızdır."

        İsmail Habib

         1937 yılında Trabzon'da kısa bir süre kalan İsmail Habib, Evliya Çelebi ile Kâtip Çelebi'nin hamsi konusunda çelişkili bilgiler vermelerini alaya alıyor:

        "...Aynı hakikati kimimiz sağından çekeriz, kimimiz solundan. İşte aynı onyedinci asrın iki kıymetli adamı, Evliya çelebi ile Kâtip çelebi ve ortada Trabzon'un meşhur hamsisi; aynı hamsi balığının biri lehinde, öteki aleyhinde!"

        Bu ifadenin ardından önce Evliya çelebi'nin yukarıda verilen sözlerinden bir kısmını, sonra da Kâtip çelebi'nin sözlerini zikrediyor. Sonra da Kâtip çelebi'ye şöyle takılıyor:

        "Balık bu çok kıymetli alimimizin midesine dokunmuş olacak; hazmı ağır, kışın fena fena kokar, hulasa berbad bir balıktır, diyor." Sonra da hükmünü veriyor; "Kâtip çelebi hamsi için aldandı"

-----------------------------------------

Kaynak: Veysel Usta, Anabasis'ten Atatürk'e Seyahatnamelerde Trabzon, Serander yayınları, Trabzon, 1999.