|
KURTULUŞ SAVAŞINDA GİRESUN VE TOPAL OSMAN |
|
|
|
Kurtuluş
Savaşımızda Giresun'un özel bir yeri vardır. Birinci
Dünya Savaşından önce Giresun nüfusunun yarısı Türk, yarısı Rum Ermeni idi.
Rumlar ilin ekonomik hayatında söz sahibi idiler. Bunların, Rum pontus
devletini yeniden kurmak gibi gizli bir emelleri vardı. Birinci Dünya savaşı
yenilgisinden sonra, bunu açığa vurmakta sakınca görmediler. Bu
savaşta Rusların karşısında, Bayburt cephesinde dövüşen 37. Fırkanın emrinde,
Giresunlulardan oluşan gönüllü bir birlik de vardı. Başında Topal Osman Ağa'nın bulunduğu bu birlik, kendinden
sayıca ve malzemece çok üstün düşman kuvvetleri karşısında çetin savaşlar
vererek Harşit Irmağına kadar çekilmiş, burada mevcudunu artırarak 14 Şubat
1918 tarihine rastlayan Rus saldırısının durdurulmasında başarılı hizmetler
görmüştür. Bu
başarıdan sonra Giresunlu gençler yeniden birleşerek Kafkas Cephesine gitmiş
çoğu bir-daha dönmemiştir. Mondros
Anlaşması üzerine silah bırakılması olduğu zaman Osman Ağa Giresun'a
dönmüştü. 0 sırada Rumlar Pontus Devleti hayaliyle işi azıtmışlar, bugün
Ticaret Lisesi olarak kullanılan binaya Yunan bayrağını çekecek kadar ileri
gitmişlerdi. Bir zamanlar Giresun belediye başkanlığı yapan Kaptan Yorgi
Paşanın oğlu da Avrupa'da Pontus Devleti tezini savunuyor, İngiliz başbakanı
Lloyd George gibi yandaşlar bulabiliyordu. Türkler üzgün ve kızgındı. Bu
koşullar içinde Osman Ağa, Giresun Belediye Başkanlığı makamına oturdu. Çok
geçmeden 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal
edildiği haberi geldi. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Giresun şubesi 17 Mayıs 1919
Pazar günü, Giresun'un Çamlı Çarşı mevkiinde büyük bir protesto mitingi
düzenledi, ilgili makamlara aşağıdaki telgraflar çekildi: Dersaadet Hükümetinizi, idamımızı tebliğe memur görmek istemiyoruz. Size
Türk Sadrazamı olarak hitap ediyoruz. İzmir'de mavi mi sallanacak, al mı
kalacak? Hükümetiniz buna bigane kalarak boyun mu eğecek? İzmirli
kardeşlerimiz Yunan palikaryalarına teslim mi edilecek? Dar ağaçları bizim de ufkumuzda belirmekte, idam animiz yaklaşmaktadır.
İzmir'in Yunana ilhak edildiğini öğrendiğimiz gün, Giresun muhiti akissiz
kalmayacaktır. Ve dünyada hiç bir kuvvet bizi mahzun çevirmeyecektir. Cebir,
neticeyi tecilden başka birşeye yaramayacaktır! Çerağını yükselttiğiniz adaleti sizden bekliyoruz. Türk toprağı
İzmir, Yunanlılara veriliyor. Washington'un ruhunu tazip eden bu cinayete
nasıl göz yumacaksınız? Sizden adalet bekliyoruz. Biz Giresun Türkleri, Yunanlıların gaddarlığına mukabele için
hazırız. İzmir'de haksiz yere dökülen Türk kanları Türk ilinde akissiz
kalmayacaktır. Azmimiz kavidir. Yalnız adalet ve olum bizi yolumuzdan
döndürecektir. Milyonlarca insan kanıyla istihsal edilmiş olan hal-i hazır
sükunetin ihlaline müsaade etmeyiniz! Giresun'dan,
İstanbul'daki İngiltere, Fransa ve İtalya mümessilliklerine de aynı içerikte
telgraflar çekilmiştir. Osman
Ağa, Ermeni tehcirinden dolayı Nemrut Mustafa Pasa Harp Divanı tarafından
tutuklanmasına karar verildiğinden, bir süreden beri gönüllüleriyle birlikte
Keşap yöresinde bulunuyordu. Bu konuda İstanbul hükümetinden talimat alan
kaymakam Nizamettin beyin, Giresun'dan uzaklaşması hususundaki uyarılarına
bir süre direnen Osman Ağa, aynı fiilden suçlanan Sarımahmut Zadenin
yakalanarak İstanbul'a gönderilmesinden sonra Giresun'dan ayrılmak zorunda
kalmıştı. Silahlı
Rum çetelerinin taşkınlıkları bölgede giderek artıyordu. Bundan, en çok
etkilenen iller arasında bulunmasına karşın Giresun, gizli veya açık her
hangi bir silahlı örgütten yoksundu. Bu durumda Osman Ağa'yı hizmete
çağırmaktan başka bir çıkar yol görünmüyordu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Giresun şubesi yöneticileri, kaymakam vekili Trabzonlu Pertev beyin de iznini
alarak Osman Ağa'yı hizmete çağırdılar. Bundan
sonra Osman Ağa, bir sure Abacıbükü Mahallesi yakınlarında gizli çalıştı
Padişahın affına uğradıktan sonra da daha serbest hareket etme imkanına
kavuştu. Bu
sırada Giresun Askerlik şubesi başkanı Tirebolulu Hüseyin Avni Alpaslan da
milli güçlerle temasa geçerek Giresun'un verilecek her göreve hazır olduğunu
bildirmiştir. Bunun üzerine, oluşturulacak 1000 kişilik bir taburun Kars'ta
Kazım Karabekir Paşanın emrine gönderilmesi istenmiş ve bu istek hemen yerine
getirilmiştir. Giresun Gönüllü Taburu adını alan bu birlik, oradaki başarılı
hizmetlerinden sonra 23 Ocak 1920 tarihinde Kazım Karabekir Paşa tarafından
garp cephesine uğurlanmıştır. Mustafa
Kemal Pasa ve yakınları, artık Giresun gönüllüleri hakkında yeter bir fikre
sahip olmuşlardır. Bu yüzden koruma görevini yapmak üzere bir gönüllü
birliğinin Ankara'ya gönderilmesi istenmiştir. Osman Ağa tarafından Ankara'ya
gönderilen bu birlik, zamanla büyüyerek Giresun Gönüllü Laz Müfrezesi adını
almıştır. Osman
Ağa Ankara hükümetinden aldığı bir emir üzerine de, Giresun'dan teşkil ettiği
bir taburla Koçgiri isyanının bastırılması hareketine katılmıştır. Daha sonra
mevcudu artırılan bu tabur 47. Alay adini almıştır. Yine Giresun
Gönüllülerinden kurulan 42. Alay da Hüseyin Avni Alpaslan'ın emrine
verilmiştir. Bu alaylar, Sakarya ve Dumlupınar meydan muharebelerinde büyük
yararlılıklar göstermişlerdir. |
|
|
Ferhat Çakrak |