TÜRKİYE'DE ÇAY


 

        Her ne kadar Türkler M.S. 5.yy.'da çay ticareti yapmış iseler de, tarihi göçlerle çayın Anadolu'ya getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu yüzden olacak Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alışkanlığı yerleşmiştir.

        Türkiye'de çay hakkında ilk yazılan kitaplar, Çaycı lakabı ile anılan ve Hicaz Vali Vekilliği, Harem-i Şerif Müdürlüğü ve Basra Valiliği gibi görevlerde de bulunan Hacı Mehmet Arif'in 1877 yılında yayınlanan "Çay Risalesi" adlı kitabı ile 1910 yılında Mehmet İzzet tarafından yazılan "Çay Hakkında Malumat" adlı kitaplardır.

        Anadolu'da çay içme alışkanlığı başlangıcının 17.yy.'a kadar gittiği bilinmektedir. Çay üretimi için ilk girişim 1888 yılında zamanın Ticaret Nazırı (Bakanı) Esbaki İsmail Paşa tarafından yapılmış, Çin'den getirilen çay tohumları Bursa'da ekilmiş ancak ekolojik nedenlerle bu çalışmalardan sonuç alınamamıştır.

        1917 yılında Halkalı Ziraat Okulu Mühendislerinden Ali Rıza ERTEN, Batum ve Kafkasya'da incelemelerde bulunmuş, aynı toprak yapısı ve bitki örtüsüne sahip olan Doğu Karadeniz Bölgesi'nde çayın yetiştirilebileceğini bir raporla o zamanın hükümetine bildirmiştir.

        Cumhuriyetin ilk yıllarında, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan ekonomik ve sosyal krize paralel olarak ortaya çıkan yoğun işsizlik sebebiyle meydana gelen kapsamlı göçe çare aranırken bu rapor dikkate alınmış ve çayın bu bölgede yetiştirilmesi çalışmalarına hız verilmiştir. Bu çalışmalardan olumlu sonuç alınması ile birlikte 1924 yılında 407 sayılı kanun çıkarılmıştır. Bu kanunla başlatılan çay üretimi çalışmalarının başına Ziraat Umum Müfettişi Zihni DERİN getirilmiş ve Rize vilayeti ile Borçka kazasında çay fidanı yetiştirilmeye başlanmıştır.

        Ülkemiz çaycılığı bugüne kadar dört evreden geçmiştir:

        Bunlardan ilki, 1924 yılında çıkarılan 407 sayılı kanunla başlayan ve deneme çalışmalarının yapıldığı dönemdir. Bu dönemde Batum'dan satın alınan bir miktar çay tohumu ile ilk üretim denemeleri yapılmış, ancak 1933 yılına gelindiği halde halkın üretim çalışmalarına girişmediği görülmüştür.

        Hükümetin 1933 yılında "kendi kendine yetme" ilkesini benimsemesi ve bunu bir programa bağlaması üzerine, çayda da ülke ihtiyacını karşılama ilkesi çerçevesinde çalışmalara başlanmıştır. Dönemin Ziraat Vekili (Bakanı) Prof. Muhlis Erkmen'in bir bilim heyeti ile Rize'ye yaptığı bir inceleme gezisinde bölgenin çay tarımı ve sanayii için her bakımdan elverişli olduğu kanısına varıldı ve çay sorununun kesin bir şekilde çözülmesi kararlaştırıldı. Bundan sonra 1937-1940 yılları arasında Gürcistan'dan 70 ton çay tohumu getirilerek üretim çalışmalarına hız verildi.

        Ülkemiz çaycılığının ikinci evresi; ekonomik anlamda üretime geçildiği 1940 yılından sonraki dönemdir. 29 Mart 1940 yılında çıkartılan 3788 sayılı Çay Kanunu ile çay tarımı ve üretimi desteklenerek Araklı'dan Sovyet sınırına kadar olan bölge çay tarımı için ayrılmıştır. 20 Mayıs 1942 tarih ve 4223 sayılı Kahve ve Çay İnhisarı adlı kanun ile çay, devlet tekeline alınmış ve üretilen çaylar Tekel İdaresine verilmeye başlanmıştır. 1947 yılında 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikası Fener mevkiinde işletmeye açılmıştır. Bundan sonra, fabrikasyon tekniği ile üretim yapılmasına rağmen, 1960 yılına kadar iç talep karşılanamamış ve çay ithal etmek durumunda kalınmıştır.

        Üçüncü evre, 06.12.1971 tarih ve 1497 sayılı yasa ile kurulan ÇAYKUR'un fiilen faaliyete geçtiği, 1973 yılından itibaren; üretim kapasitesi, kalite, ambalaj, pazarlama ve tüketim yönünden önemli ilerlemelerin sağlandığı kurumlaşma dönemidir. Bu dönemde iç piyasadaki çay talebi tamamen karşılandığı gibi, çay tarım alanlarının genişlemesi ile sağlanan üretim artışları sonucu tüketim fazlası da oluşmuştur. Çay Kurumu, 1983 yılında çıkartılan 2929 sayılı kanunla Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü "Çay-Kur" adı altında bir Kamu İktisadi Kuruluşu statüsüne kavuşmuştur.

        Dördüncü evre ise, 04 Aralık 1984 tarih ve 3092 sayılı yasanın uygulamaya konulması ile (1985) çayda tekelin kaldırıldığı serbest piyasa dönemidir. Bu dönemde, verilen izin ve teşviklerle birlikte özel sektörün de çay üretimi ve pazarlaması çabalarına katıldığı gözlenmektedir. Özel sektör yatırımlarına rağmen, Çaykur, sektörün öncü kuruluşu olmaya ve Doğu Karadeniz ekonomisine damgasını vurmaya devam etmektedir.

Lületaşı fincan

        Çaykur, 1994 yılında çıkarılan 4046 sayılı "Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesi ve Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 35.maddesi gereğince İktisadi Devlet Teşekkülü (İ.D.T.) statüsüne alınmıştır.

        Şu anda, toplanan yaş yaprağın %65'i Çaykur'a ait 45 yaş çay fabrikasında işlenirken, özel sektöre ait olan ve sayılarının 300'ün üstünde olduğu tahmin edilen irili ufaklı yaş çay fabrikaları ile toplam yaş yaprağın %35'i işlenmektedir. Mevcut üretimle iç talep tamamen karşılandığı gibi ihracat da yapılmaktadır. Özellikle Çaykur'a ait fabrikaların üretim safhalarında yüksek teknoloji kullanılmaktadır.